İçeriğe geç

Dikili Ağız

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Dikili Ağız

Bölüm 1

Dikili Ağız

O çocuk etrafta orada burada gezerken insanlar ona bakıp konuşur dururdu. ‘Ağzı dikili çocuk değil mi o?’ derdi bazıları, bazılarıysa ‘Hak ettiğini bulmuş sonunda susmayı öğrendi.’ derdi, bazılarıysa nadiren de olsa ona acırdı ve ‘zavallı yavrucak, kim bilir başına neler gelmiş de bu vaziyete düşmüş.’ derdi. Çocuk hepsinden nefret ederdi ama karşı çıkacağı bir ağzı yoktu ki. Mesela neden görünüşüne göre ona isim takıp öyle seslenirlerdi? Onun bir adı yok muydu? Tabi ki de vardı ama toplum isimleri umursamazdı özellikle de görünüşün ‘normal’ kavramına uymuyorsa. Gerçi çocuk ona da kızamazdı toplum hep böyleydi sanki o tek başına mı değiştirecekti tüm dünyayı? Çocuk bu düşünceye gülüp geçti. O da haklıydı gerçi. Çocuk diğer söylemlerden de çok rahatsızdı. Hak ettiğini bulduğunu düşünmüyordu. Ve kimsenin ona acımasını da istemiyordu. Aciz olarak görülmek istemiyordu. Ne var ki tüm acizler aciz olarak görülmeyi kabullenemezdi. Çocuk her ne kadar konuşamaz olsa da diğer duyuları çokça gelişmişti. Çimenlerin ipeksi hissiyatı parmak uçlarını gıdıklandırırdı. Güz vakitlerinde yaprakların dökülmesine üzülecek kadar yufkaydı ama yere düşmüş yaprakları ezince çıkan sesi sevecek kadar da gaddardı. Sonra, kitap okumayı çok severdi mesela. Konuşamadığı gerçeğini unutturuyordu ona. Müzik dinlemeyi sevdiği için kulakları olmasına bayılırdı ama bazı zamanlarda hakkında konuşulan şeyleri duymamak için kulaklarını kesip atası gelirdi. Ama kıyamazdı, zaten konuşamıyordu birde duyamamak onu çok üzerdi. Sayılı eğlencelerinden biri olan şarkı dinlemeyi bırakabileceğini sanmıyordu. Onu yemek yerken gören hiç olmamıştı. O dikili ağızla nasıl yiyecekti ki zaten? Ama hiçbir şey yemiyorsa çoktan ölmüş olmaz mıydı? Kesin bir şeyler yiyordu ama az yediği belli oluyordu, göze çarpar şekilde zayıflamıştı. O kadar çok kitap okuyordu ki rüyaları bile saçmalamaya başlamıştı. Gerçi çocuk kabuslar görmektense saçma rüyalar görmeyi tercih ederdi.

Çocuk ağzı dikili doğmamıştı tabi ki de. Önceden çok konuşkan biriydi, susturulmuştu sadece. Kafasındakiler o kadar fazlaydı ki yükünü azaltmak için çok konuşurdu. Ama insanlar kafasındakilerin çeyreğinden azını bile duymaya katlanamaz ondan sürekli susmasını isterlerdi.Çocuk kendine hakim olamayıp yine çok konuştuğunu fark edince insanları rahatsız etmeyi bırakabilmek için bir gece ansızın bir karar verdi. Gece dolunay vardı, ışıl ışıl parlıyordu. Göz alıcı aydan uzun süre bakışlarını çekemedi. Dolunay onun karar anına şahit olacağı için içini garip bir his kaplamıştı. Dolu dolu olan gözlerinden süzülen yaşları ancak ayna karşısına geçince fark edebilmişti. Daha önce hiç nakış dikiş işleriyle ilgilenmemişti, o yüzden ayna karşısına çıkmadan önceki son gezintisinde iğne iplik satın almıştı. Masasına bıraktığı ipliği iğnenin ucuna geçirdi. Elleri titriyordu. İpliği geçirirken titreyen elleri yüzünden bir hayli zorlanmıştı. İğneyle birlikte aynanın karşısına tekrar geldi. Gözlerinden akan yaşları sızıntıya benzetti. İnce ama durmak bilmeden akan bir sızıntı. Hızlıca bir peçete koparıp gözlerine bastırdı. Yüzündeki ıslaklık peçeteyi sırılsıklam ettiğinde kağıdı yüzüne bastırmayı bıraktı ve başladığı işi bitirmeye odaklandı. İğnenin sivri ucunu alıp dudak çizgisinin biraz altındaki ete geçirdi. Çenesinden aşağıya doğru akan kanlar göle döndü. Kıyafetlerini kana buladı ve yerdeki parkede küçük bir birikinti oluşturmaya başladı. Çocuk hız kesmeden dudağının çevresinde delikler açmaya ve parkeleri kana bulamaya devam etti. Alt ve üst dudağı birbirine kenetlenene kadar dikmeyi sürdürdü. Gözlerinden akan acı yaşlar parkedeki kanlara karışana dek süzülmeye devam etti. Canı çok yanıyordu ama etini delip geçen iğneden dolayı değildi, yerde biriken kanları gördükçe bulanan midesinden dolayı ise hiç değildi. Konuşamayacak olması bile değildi. Ne yaparsa yapsın kimsenin onu dinlemek istememesiydi bu kadar canını yakan.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.