İçeriğe geç

Dikenlerin Sessiz Beşiği

Bölüm 32 · 4 dk okuma

Dikenlerin Sessiz Beşiği

Bölüm 32

ADNAN OKTAR VE KEDİCİK MESELESİ

Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran en girift, en karanlık ve en sistemli suç örgütlerinden biri, kendisini "dini bir topluluk" veya "felsefi bir grup" olarak maskeleyen Adnan Oktar Suç Örgütü'dür. 1980’li yıllarda temelleri atılan bu yapı, onlarca yıl boyunca evrilerek şantaj, çocuk istismarı, casusluk, dolandırıcılık ve nitelikli cinsel saldırı ağından oluşan devasa bir suç imparatorluğuna dönüştü.

Bilim Araştırma Vakfı (BAV) ve Lüks Semtlerin Zengin Gençleri (1980 - 1990'lar)

Adnan Oktar, 1980'li yılların başında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (günümüzdeki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğrencilik yaptığı dönemlerde çevresinde mürit toplamaya başladı.

İlk hedef kitlesi sıradan insanlar değil; İstanbul'un Nişantaşı, Etiler, Bebek gibi sosyo-ekonomik düzeyi yüksek semtlerinde yaşayan, kolej ve prestijli üniversitelerde okuyan, varlıklı ailelerin çocuklarıydı.Oktar, kendisini modern, kültürlü ve "Harun Yahya" mahlasıyla evrim karşıtı, dini kitaplar yazan entelektüel bir lider olarak tanıttı.Zengin ailelerin çocukları ağına düşürülerek önce ailelerinden koparıldı. Mal varlıklarına, miraslarına ve şirketlerine örgüt adına el konuldu. Kurulan Bilim Araştırma Vakfı (BAV) üzerinden sözde bilimsel konferanslar düzenlenerek yapıya meşruiyet ve sosyete protokolü kazandırıldı.Örgütün en karanlık ve adliye dosyalarında detaylarıyla çarşaf çarşaf yer alan mekanizması, genç kızların örgüte devşirilmesi ve köleleştirilmesi için kurulan "Turnike" (Grup Seks ve İstismar) Sistemiydi.

Turnike Sistemi Nasıl İşliyordu?

Örgütün "yakışıklı erkekler grubu" olarak adlandırılan üyeleri, alışveriş merkezlerinde, üniversite kampüslerinde veya sosyal medyada gözlerine kestirdikleri genç kızlarla "romantik ilişki" başlatırdı.Kızlar lüks araçlarla gezdirilir, pahalı hediyeler alınır ve zengin bir hayatın içine çekilirdi.Kızlar örgütün kontrolündeki lüks villalara götürülürdü. İçeceklerine katılan maddelerle veya manipülasyonla örgüt mensubu birden fazla erkekle cinsel ilişkiye girmeye zorlanırlardı. Bu anlar gizli kameralarla saniye saniye kaydedilirdi.Kız ayrılmak veya polise gitmek istediğinde eldeki gizli görüntüler, "Bunu ailene yollarız, okula rezil ederiz" denilerek şantaj silahına dönüştürülürdü. İradesi kırılan, ailesinden koparılan ve her şeye boyun eğer hale getirilen genç kızlar, nihai aşamada "Adnan Oktar'ın cinsel kölesi" yapılmak üzere Çengelköy'deki ana karargaha (Ejder Kalesi olarak bilinen villaya) götürülürdü.

2010'lu yıllara gelindiğinde örgüt, kendi televizyon kanalı A9 TV'yi kurarak faaliyetlerini televizyon ekranına taşıdı. Ağır makyajlı, estetik operasyonlarla birbirine benzetilmiş, dekolte kıyafetler giydirilmiş kadınlar kamuoyunda "Kedicikler", lüks takım elbiseli erkekler ise "Motorlar/Aslanlar" olarak adlandırıldı.Ekran önünde oynanan "Inşallah, Maşallah" nidaları arasındaki danslar ve şovlar, arkadaki devasa suç çarkını gizlemek için kullanılan bir maskeydi.Ekranlarda gülüseyen kadınların gerçekte cep telefonları ellerinden alınmış, dış dünyayla temasları tamamen kesilmişti.Kadınlara yüksek dozda psikotrop ilaçlar veriliyor, sürekli nöbetçiler eşliğinde hareket etmeleri sağlanıyordu.En ufak bir itaatsizlikte, Adnan Oktar’ın emirleriyle saatlerce süren dayak, saç kazıma, soğuk suda bekletme ve aç bırakma gibi cezalar uygulanıyordu.Örgütün çöküş sürecini başlatan ve adliyede kan donduran detaylar paylaşan mağdur kızların beyanları, bu cehennemin boyutlarını gözler önüne serdi

Mahkeme Dosyalarından Ceylan Özgül Hikayesi

Uzun yıllar Adnan Oktar'ın yanında olan ve kamuoyunda en tanınan "Kediciklerden" biri olan Ceylan Özgül, 2017 yılında terlikleriyle ve hiçbir eşyasını alamadan örgüt evinden kaçmayı başardı. Kaçtıktan sonra yaptığı açıklamalar örgütün iç yüzünü ifşa etti:

"Yıllarca dikiz aynasına bile bakmamız yasaktı. Her yer kapalı, dışarı çıkmak, tek başına bakkala gitmek imkansızdı. Yıllarca kaçma planı yaptım. Bir gün güvenlik zafiyetinden yararlanıp sadece üzerimdeki kıyafetle ve terliklerle sokağa fırladım ve bir taksiye sığınarak kaçtım."

Avusturya’dan Gelen Baba ve İki Kızının Dramı (Elvan Koçak Olayı)

Avusturya'da yaşayan Elvan Koçak isimli bir baba, haberlerde ve A9 TV'de reşit olmayan 19 ve 17 yaşındaki iki kızını Adnan Oktar’ın yanında görünce Türkiye'ye gelerek hukuk mücadelesi başlattı.

Babanın beyanına göre kızları anneleri tarafından kandırılarak İstanbul'a getirilmiş, pasaportlarına el konulmuş ve Oktar'ın Çengelköy’deki villasına hapsedilmişti.

Babanın televizyon kanallarına çıkıp gözyaşları içinde yaptığı çağrılar, kamuoyunda devasa bir infial yarattı ve emniyetin dosyayı derinleştirmesinde kırılma noktalarından biri oldu.

Adli soruşturma dosyasına giren gizli tanık ve mağdur beyanlarına göre; örgüte sadece yetişkinler değil, 11-14 yaş arasındaki kız çocukları da "turnike" sistemiyle dahil ediliyordu.

13 yaşında örgüte getirilen bir mağdur kız, Adnan Oktar’ın kendisine "Sen benim hanımımsın" diyerek yıllarca nitelikli cinsel istismarda bulunduğunu, itiraz ettiğinde ise "Dinden çıkarsın, çarpılırsın" denilerek tehdit edildiğini adli görüşmeciler eşliğinde detaylarıyla anlattı.

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstanbul Emniyeti, yıllar süren teknik takip, fiziki dinleme ve kaçan mağdurların ifadeleri doğrultusunda 11 Temmuz 2018 sabahı cumhuriyet tarihinin en kapsamlı operasyonlarından birine imza attı.Adnan Oktar, Çengelköy'deki kalesinden canlı yayın yaparken polis baskınını öğrendi. Yanındaki bazı kadınlarla birlikte sarı renkli lüks aracıyla kaçmaya çalışırken Sarıyer'de polis ekipleri tarafından önü kesilerek gözaltına alındı.Villalarda ve örgüt evlerinde yapılan aramalarda binlerce ruhsatsız silah, milyonlarca dolar/euro nakit para, şantaj kasetleri, gizli kamera düzenekleri ve kadınların hapsedildiği çelik kapılı özel odalar ele geçirildi.İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen devasa dava sürecinde yüzlerce sanık ve mağdur dinlendi. Adnan Oktar ve örgütün üst düzey yöneticileri (Tarkan Yavaş, Oktar Babuna, Alev Babuna vb.) hakkında verilen kararlar hukuk tarihine geçti.

Adnan Oktar;

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek",

"Cinsel istismar",

"Cinsel saldırı",

"Eğitim hakkının engellenmesi",

"Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma",

"Kişisel verilerin kaydedilmesi ve casusluk" gibi onlarca farklı suçtan toplam 8 bin 658 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Adnan Oktar Suç Örgütü; din, lüks ve estetik makyajı birer kalkan olarak kullanarak genç insanların hayatlarını, iffetlerini ve özgürlüklerini çalmış; ancak adaletin tecelli etmesiyle Türk adliye tarihinin en ağır mahkumiyet kararlarından biriyle tarihin karanlık sayfalarına gömülmüştür.

Hiçbir sahte ışıltı, özgürlüğünüzden ve insan onurunuzdan daha değerli değildir; kolay yoldan vaat edilen lüks hayatların arkasında her zaman ağır bedeller yatar. Size değer katacak olan şey üzerinizdeki markalar veya sosyal medyadaki beğeniler değil; kendi emeğiniz, bilginiz ve sarsılmaz şahsiyetinizdir. Sizi kendi hayallerinizden ve özgürlüğünüzden alıkoymak isteyen sahte hayat tacirlerine asla geçit vermeyin, daima kendi ayaklarınızın üzerinde durun.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.