Kerem Aras, dosyayı üçüncü kez açtı. Otopsi raporu. Sayfalar düzenliydi. Fazla düzenli. Ölüm saati, tahmini düşüş yüksekliği, iç kanama… Her şey kitaba uygundu. Kerem’in gözü bir satıra takıldı. Ölüm zamanı: 02:27 ± 3 dakika “Yaklaşık,” diye mırıldandı. “Yaklaşık ölüm diye bir şey yoktur.” Kalemini aldı, raporun kenarına küçük bir not düştü: ± = boşluk SİBER SUÇLAR – ARŞİV ODASI Kerem, Mert’in canlı yayın dosyasını ham veri hâliyle açtı. Yayın platformunun işlediği değil… İşlenmeden önceki hâli. Zaman çizelgesini milisaniyeye kadar böldü. 02:14:03 – Yayın başlıyor 02:18:41 – Görüntü donuyor 02:18:44 – Ses devam ediyor 02:19:02 – Yayın kesiliyor Kerem’in parmakları durdu. “Görüntü donduktan sonra… ses devam etmiş.” Kulaklığını taktı. Sesi en dip frekansa çekti. Önce rüzgâr. Sonra nefes. Ve sonra… çok hafif bir şey. Bir metronom sesi gibi. tık tık tık Kerem’in kalbi hızlandı. Bu bir panik sesi değildi. Bu bir zaman tutma sesiydi. AYNI ANDA – EYLÜL’ÜN ODASI Eylül Kaya, Mert’in defterini tekrar açtı. Sayfaların arasına daha önce fark etmediği bir şey sıkışmıştı. Şeffaf bir asetat kâğıdı. Işığa tuttu. Altında yazan kelime, yalnızca doğru açıdan bakınca görünüyordu: KAYIT DIŞI Eylül’ün boğazı kurudu. Defterin arkasına geçti. Son sayfa. Mert’in el yazısı bu kez düzensizdi. Aceleyle yazılmıştı. “Eğer bunu okuyorsan, yayın işe yaramadı. Ölüm, en ikna edici maskedir.” Eylül defteri kapattı. “Hayır…” dedi fısıltıyla. “Sen bunu planladın.” OTOPSİ FOTOĞRAFLARI – 01 Kerem fotoğraflara geri döndü. Bir detay. Kimsenin bakmadığı bir yer. Mert’in bileğinde, neredeyse silinmiş bir iz vardı. Düzgün. Kesik değil. Darbe değil. Bir cihaz izi. Kerem zihninde arşivi taradı — Nabız monitörleri — Geçici kalp yavaşlatıcılar — Deneysel beta cihazlar “Bu iz… ölümden önce yapılmış,” dedi. Telefonunu kaldırdı. Eylül’ün numarasını aradı. TELEFON KONUŞMASI “Eylül,” dedi Kerem. “Bir soru soracağım. Gazeteci gibi değil, insan gibi cevapla.” “Dinliyorum.” “Mert ölmekten korkar mıydı?” Eylül duraksadı. “Hayır,” dedi. “Ölümle değil… kontrolü kaybetmekle.” Kerem gözlerini kapattı. “O zaman,” dedi, “ölüm onun için bir son değil…” “…bir araçtı,” diye tamamladı Eylül. Sessizlik. Sonra Eylül yavaşça ekledi: “Kerem… Mert’in deneylerinin adı ‘Oyun’ değildi.” “Ne idi?” “Yankı,” dedi. “Bir mesajı ortadan kaldırdığında bile, insanların davranışında kalan iz.” SİSTEM UYARISI Kerem’in ekranı karardı. Yeni bir pencere açıldı. Kamera yoktu. Ses yoktu. Sadece yazı: ÖLÜ OLDUĞUNA NE KADAR EMİNSİN? Altında bir zaman damgası: 02:27 Aynı dakika. Ama… bugünün tarihi. Kerem’in eli mouse’tan çekildi. Eylül’ün telefonu aynı anda titredi. Tek cümlelik mesaj: OYUNCU MASADAN KALKMAZ. SADECE YER DEĞİŞTİRİR. BÖLÜM SONU İlk kez ikisi de aynı şeyi düşündü ama söylemedi. Eğer Mert ölmediyse… Bu bir cinayet soruşturması değildi. Bu, önceden yazılmış bir senaryonun oynanmasıydı. Ve en korkunç ihtimal şuydu: Mert, kendisinin öldüğüne herkesi inandırmayı başarmıştı.
Bölüm 5
BÖLÜM 4 - KAYIT DIŞI
Bölüm sonu
3 yorum
O mert eğer böyle bir planı kurmuşsa benimde onunla ilgili çok güzel planlarım var
Anneğğğ buda bittiğğğğ 👉🏿👈🏿
Oha çok iyiydi