Saat 02.42
"Çok sıkılıyorum. Ayrıca bu insanlar bana hizmet etmekten hiç bıkmıyor. Benden nefret etmeleri ve ailemin yanına göndermeleri için her şeyi yaptım. Neden böyle olmak zorunda ki"
Kedim Neptün'ün yanından ayrılıp balkona çıktım. Evet, buralar çok güzel. Gökyüzü, ay ışığının vurduğu göl, hatta odam bile... Gölün yanında duran ağaç çok sert ve buradaki yatağım çok güzel ve rahat ancak bu piçin sarayında kalmaktansa ağacın gövdesinde yatmayı yeğlerim.
1. katta olduğum için şanslıyım sanırım. Balkonun kenarına gittim ve daha önce oradan sarkıttığım ipten aşağı indim. Gölün kenarındaki ağaca doğru ilerlemeye başladım
"Neptün! Sen de mi gelmeye karar verdin?"
Ağaca uzanıp arkamdan gelen Neptün'e baktım. Bana doğru geldi ve kucağıma uzandı. Onu çok küçükken bulmuştum ve o günden beri kendi oğlum gibiymişçesine seviyordum. Kedimin başını okşarken uyuyakaldım. Saatler sonra garip bir hisle uyandım. Önce sağımı kontrol ettim. Sanki her şey gerçek dışı gibiydi. Olduğum erde doğrulup tekrar etrafı kolaçan ettim. Ve oradaydı. Uzun ve karanlık bir yol...
Daha önce hiç böylesini görmemiştim. Korkutucu ancak ilgi çekiciydi. Oraya bakmak beni bir süre sonra yordu ve hayal gördüğümü düşündüm. Görüntü hipnoz ediciydi. Her göz kırptığımda bana daha çok yaklaşıyordu. Ne yaptığımın farkında değildim. Acaba ben mi ona yaklaşıyordum? Kontrol artık bende değildi sanki. Bir süre sonra uzaktaki kapıyı gördüm ve ellerimi ona doğru uzattım. Ancak bunu ben istememiştim. Kapı açıldığında ise...
Bir anda olduğum yerden fırladım. Her yerimden ter akıyordu. Rüya mı görmüştüm? Evet, bu bir rüyaydı. Ayağa kalkıp saraya doğru döndüm. Ama bir dakika, saray neredeydi? Hayır hayır, burada elbette bir saray vardı ancak bu benim gönderildiğim yer değildi burası. Adımlarımı oraya doğru yönlendirdiğimde ise arkamdan köpek sesleri gelmeye başladı. Bu köpekler cidden tehlikeli türdendi. Ancak zincirle başlı oldukları için sorun etmemiştim. Bu sefer hızımı arttırdım ve cidden burası bambaşka bir yerdi. İçeri girdiğimde ise ilk karşılaştığım kişiyi daha önce hiç görmemiştim.
"S-sen erken gelmişsin"
"..?"
"Genelde şehre indiğinde geç saatlere kadar gelmezdin(gülümsedi). Hadi yukarı çıkalım."
Samimi bir gülümsemeyle elini uzattı. Gülümsedim ve elini tuttum. Ben nerde olduğumu bilmiyordu. Kimin ne olduğunu... Ama o biliyor gibiydi. Madem biliyor niye kullanmıyordum ki? Biraz daha ilerledikten sonra karşımıza yaşlı, beyaz sakalları ve siyah saçı olan bir adam çıktı.
"Evet, prensesimiz bugün nasıl oldu?"
"Daha iyi gözüküyor değil mi? Hatta bu sabah şehirdeki yetimhanelerden birini ziyarete bile gitti."
Yanımdaki prens olduğunu tahmin ettiğim kişinin verdiği cevap ile şaşkına döndüm. Demek ki burada da iyi biriyim.
"Harika! Leia, konuşmayacak mısın?" Nasıl konuşayım be doktor amca neredeyim onu bile bilmiyorum.
"Evet, iyiyim. Sanırım yani."
"Merak etme, daha iyi olacaksın."
Yanımdaki adam ile doktor biraz daha konuşurken ben de etrafı incelemeye başladım. Buradaki yerler çok daha güzeldi. Ama neresiydi burası? Konuşmaları bitince yanımdaki adam beni odama bırakıp biraz dinlenmemi ve gelip kontrol edeceğini söyledi. Başımla onayladım. Eminim şu an çok aptal gözüküyordum. Hala şokunu atlatamamış olsam da sanırım başarmıştım. Hemen çantamdaki kitaplarımı odadaki yatağın üstüne döktüm. Aralarındaki kağıdımı bulduğumda ise derin bir oh çektim. Sanırım gerçekten de oradaydım. Sürekli kitaplarımda gördüğüm ve saatlerce gitmeye çalıştığım yerde...
"Leia! müsait misin, girebilir miyim?"
Hızlıca kitaplarımı topladım ve kapıya doğru yöneldim.
"Evet?"
Kapıyı açıp içeri elinde bir tepsiyle içeri girdi.
"Acıkmışsındır, sana yemek getirdim. Hem de en sevdiğinden."
"Elindeki tepsiye bakıp suratımda aptal bir gülümseme ile konuştum.
"Teşekkür ederim. Çok naziksin."
İlk başta şaşırdı ve sonra gülümseyerek tepsiyi bıraktı.
"Aşağı iniyorum ben. Bir ihtiyacın olursa seslenebilirsin."
Gülümseyip onu uğurladım. Sanırım yanılmamıştım. Ben gerçekten de oradaydım. İstemsizce gözümden mutluluk gözyaşları geldi. Kendimi yatağa attım ve ağlamaya devam ettim. Bir ara başımı yastığa yaslayıp çığlık attım. istediğim yerdeydim sonunda.
istediğim evrende