Bang Christopher Chan konservatuvar bölümünde okuyan üniversite öğrencisiydi. Okulunda pek popüler ve sosyal olmasıyla bilinirdi. Ama en çokta gösterişli ve kaslı vücudu, giyim tarzı ve gülünce ortaya çıkan güzel gamzeleriyle dikkat çekerdi.
Havalı ve sert olan dış görünüşünü, insanların ondan çekinmesini sağlıyordu ki, Chan'ın kişiği de yapısı gibi sertti. Ama kişiye göre. İnsanların nasıl bir kişiliğe sahip olduklarını genellikle ilk bakışta, hal ve hareketlerinden bazen de tipinden anlayabiliyordu. Bu sayede insanlara nasıl yaklaşması gerektiğini de iyi biliyordu.
Henüz üniversite 2. sınıfa yeni geçmişken bile okulun çoğu kız ve erkekleri de dahil ona hayranlık beslerken, bir o kadarı da egoist bularak nefretlerini en net ve açık şekilde belli ediyordu. Ama Chan güçlüydü. Gerek kişilik ve duygusal olarak gerekte fiziksel olarak çok güçlüydü.
Ama her ne kadar okulun sevilen ve sosyal çocuğu olsa da hayatında hala bir arkadaşı yoktu. Felix hariç. Onunla da Avustralya da bir okulda tanışmıştı ve buraya kadar gelebilmişlerdi. Hayatında sahip olduğu tek kişi oydu. Onun dışında kimse ile pek konuşmaz, ya da kolayca arkadaşlık kurmak istemezdi.
Okuldaki çoğu kişinin onu sevmesi bir yandan hoşuna gitse de diğer yandan onu çok rahatsız ediyordu. Diğer öğrenciler gibi sakin bir dönem geçirmek isterdi. Aslına bakarsak o bununla övünmek yerine çevresinde kimse yokmuş gibi devam ederdi. İşte diğerleri de onun bu tavırlarına hayran kalırdı. Çünkü etrafında ne kadar çok kişi varsa, o kadar rahatsız hissederdi. Sıradan öğrenciler, küçük arkadaş grubuyla baş başa kalıp her şeyi yapmak ya da tek başına kendi halinde biri olmak isterdi. Her ne kadar okuldaki öğrenciler buna izin vermese de, o elinden geldiğince öyle olmaya çalışıyordu. Kendi alanına Felix dışında kimseyi almıyordu.
Diğer yandan ise Minho, bu sene Üniversiteye henüz yeni geçmişti. O da Chan ve Felix gibi konservatuvar bölümünde okuyordu. Küçüklüğünden beri dansa ilgisi vardı ve bunu ilerletebilmesi onun gururuydu. Tabi bu zamana kadar lisede bir kaç yarışmaya katılmıştı ve sonuçları istediği gibi gelince doğru yolda ilerlediğine emin olmuştu.
Lise zamanlarında dansta hep iyi olup diğer öğrencileri geride bıraktığı için ona karşı çevresindekiler tarafından büyük bir hırs ve kıskançlık oluşmuş, bu nedenle zorbalık görmüştü. Ama Minho pes etmeyip her zaman en iyi olmayı başarmıştı. Çünkü onun ne zaman bir şeye canı sıkılsa kendini dansa verirdi ve bu gelişmesinde en büyük etkendi. Tabi onlar Minho'yu kötü etkilediklerini düşünürlerken, tam tersi yükselmesine vesile olmuşlardı.
Tabi buraya kadar her şey iyiydi. Ama ailesinden ayrıldığı için kalacak bir yeri yoktu. Lise zamanında da pek sosyal biri değildi ki bu nedenle hiç arkadaşı yoktu ve nerede kalacağını bilmiyordu. Tanıdığı yalnızca bir kişi vardı ama onunla da pek bir samimiyeti yoktu, yani onunla kalmayı isteyemezdi. Bildiği kadarıyla o da aynı okulda okuyordu ve belki kalacak bir yer bulmakta ona yardımcı olabilirdi.

