İçeriğe geç

Devrimci bir kadının hikayesi

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Devrimci bir kadının hikayesi

Bölüm 8

Berfin (avukat gözünden)

Hele bir gün bir dosya geldi önüme... İskenderun’dan. Berfin’in dosyası. 19 yaşında gencecik bir kız çocuğu ya! Hani sokakta görsen "Ne kadar da güler yüzlü, hayat dolu bir kız" diyeceğin cinsten. Ayrılmak istemiş o heriften. "Hayır" demiş, "Ben kendi yoluma gideceğim." Sen misin hayır diyen? O şerefsiz gitmiş, bir şişe dolusu kezzabı almış, kızın tam yüzüne boşaltmış.

Hastaneye gittiğim günü hayatım boyunca unutursam namerdim. Yoğun bakımın kapısında beklerken içeri girmeye korktum biliyor musunuz? Avukatım ben güya, millete cesaret vermem lazım ama bacaklarım titriyordu. İçeri bir girdim... Ey benim güzel kardeşlerim, o kızın yüzü yoktu! Erimişti kızın yüzü! Bir gözü gitmiş, diğeri zifiri karanlık. Göz kapağı bile kalmamış.

O haldeyken elimi tuttu o kız. Parmakları buz gibiydi. Fısıltıyla ne dedi biliyor musunuz bana? "Avukat abi, o adam dışarı çıkacak mı?"

Ulan o an adliyenin çatısı başıma yıkılsaydı da ben o soruya cevap vermek zorunda kalmasaydım! Ne diyeceğim kıza? "Merak etme kanun var" mı diyeyim? Hangi kanun bir kızın eriyen yüzünü geri getirir? Hangi madde o sönen gözün ışığı olur?

Mahkeme Salonundaki O Tiyatro

Duruşma günü adliyeye bir gittik, ana baba günü. Dışarıda kadınlar bağırıyor, halk öfkeli. İçeri girdik. Sanık sandalyesinde oturan o yaratığa baktım. Takım elbiseyi çekmiş, kravatını bağlamış, sinekkaydı tıraşını olmuş. Sanırsın mahkemeye değil, düğüne gelmiş!

Hakim soruyor, adam ne diyor biliyor musunuz? "Çok pişmanım hakim bey, öldürmek istemedim, sadece yüzüne attım."

Lan "sadece yüzüne attım" ne demek! Asit lan o! Et eriten, kemik eriten bir kimyasal! Bir insanın yüzüne asit atmak "Seni öldürmüyorum ama seni ömrünün sonuna kadar canlı canlı mezara sokuyorum" demektir!

Ben orada başladım bağırmaya. Cübbeyi fırlatacaktım neredeyse. "Sayın hakim" dedim, "Bu kasten yaralama değildir! Bu adam bu kızı diri diri yaktı! Bu kasten öldürmeye teşebbüstür, hatta öldürmekten beter etmektir!" Ama karşı tarafın avukatı çıkmış, kanunun bilmem kaçıncı maddesinden bahsediyor, "İndirim uygulanmalı" diyor. Kahroldum ya, vicdanım çekildi!

Adalet Bu Mu Şimdi?

Karar açıklandı sonra: 13 yıl 6 ay.

Dışarı çıktım, adliyenin merdivenlerine oturdum, yemin ederim bir sigara yaktım, ellerim öyle bir titriyordu ki çakmağı çakamadım. 13 yıl ne demek biliyor musunuz? O adam birkaç yıl yatacak, af çıkacak, denetimli serbestlik diyecekler, çıkıp sokakta elini kolunu sallayarak gezecek. Çay içecek, güneş görecek, aynaya bakacak.

Peki Berfin? Berfin ömrünün sonuna kadar ameliyat masalarında yatacak. Yüzlerce bıçak darbesi yiyecek yüzü düzelsin diye. Bir daha asla o eski yüzünü göremeyecek.

İşte o gün anladım ben. Bizim mücadelemiz sadece adliye salonlarında bitmiyor. Biz sokakta, mahallede, kahvede o "Kadındır, hak etmiştir" diyen zihniyeti yıkmadıkça, o kravat takana indirim veren sistemi değiştirmedikçe bize uyku haram!

Ben o günden beri o cübbeyi sadece bir meslek için giymiyorum. O cübbe, yüzü yakılan, sesi kısılan, "Hayır" dediği için toprağa giren bütün kızlarımızın kefenidir bana. Susarsak, hakkını aramazsak o vebal hepimizin boynuna!

Keşke bu kitabı yazmasam kadın ismi yetmez bölüm yazamasam ama 1000 bölüm daha çıkar malesef

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.