Asya bilgisayarının başına geçtiğinde aklına Karakurt geldi. Hira yanındayken Karakurt’un mesaj yollamasından endişe etti. Kendisine Karakurt’tun bir süre olmayacağını hatırlatıp sakinleşti. Halit amcasını araştırmaya başladı.
“Çok zaman geçti, hala bir şey bulamadın mı Asya?” dedi Hira. Beklemekten çok sıkılmıştı. Ağlamıyordu artık ama zihni tam bir handikaptı.
Asya nasıl bir cevap vereceğini bilmiyordu. Hiçbir şey bulamadığını söylemek ve konuyu kapatmak istiyordu. Ama bildiklerini de anlatması gerekliydi. Hira’nın bunları bilmeye hakkı vardı. Hira’ya baktı, üzgün bir ifadeyle “Evet,” dedi. Asya’nın ifadesini gören Hira’nın kalbi korku ve endişeyle hızlı bir şekilde çarpmaya başladı.
“Anlatır mısın?” dedi ağlamak için hazır bir şekilde.
“Sen gelip incelesen daha iyi olacak.”
“Oraya gelip herhangi bir şeye bakmaya gücüm yok Asya, sen anlat.”
Asya derin bir nefes aldı. Nereden başlayacağına karar veremiyordu. Halit amcasından böyle şeyler beklemiyordu. Tamamen hayal kırıklığıydı. Asıl ilginç olanınsa Sevgi teyzesinin her şeyi çok önceden biliyor olmasıydı. Bunu öğrenmek ona şok etkisi yaratmıştı.
“Öncelikle babanın Ferit isminde bir oğlu gerçekten var.”
Hira bu cümle karşısında nefes almayı unuttu adeta. Elini kalbinin üzerine götürdü. Bu bilgiyi sindirmeye çalışır gibi bir hali vardı. Asya bu durumu fark ettiği için duraklamıştı. Ama her cümlesinde tekrar tekrar aynı duyguyu yaşayacağını bildiği için anlatmaya devam etti.
“O kadınla tanıştıkları dönemde, Sevgi teyzeyle ayrılık aşamasındaymışlar. Baban bir süre İstanbul’da sizden ayrı yaşamış. Bu kadında o civarlarda bir kafe sahibi. Baban neredeyse her gün oradan kahve almaya gidiyormuş. Tabi gide gele kadınla diyaloğu ilerletmişler. Baban bir nevi o kadınla, ayrılık acısını hafifletmeye çalışmış. Annende barışmaya yanaşmamış. Kadının babana ilgisi haddinden fazlaymış. Başlarda babanın evli olduğunu bilmiyormuş. Öğrendiğinde de baban boşanıyor olduklarını söylemiş. Kadının ona inanmasını sağlamış bir şekilde. Kadın bunun rahatlığıyla babanla yakınlaşmayı kesmemiş. O dönem araya kimin girdiğini bilmiyorum ama birisi anneni babanla barışmaya ikna etmiş.”
Hira hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. Asya yerinden kalkıp arkadaşına sımsıkı bir şekilde sarıldı. Ne yapacağını kendisi de bilemiyordu. Olayın devamı daha ilginçti. Hira’nın buna tepkisini tahmin edemiyordu. Bir süre sonra Hira, devam et dercesine Asya’nın yüzüne baktı.
“Baban tabi bu olay karşısında o kadını bırakıyor. Ve Ada’ya geri dönüyor. Çocuğun doğumu olacağı ana kadarda kadından bir iz yok. Baban bir çocuğu olduğunu öğreniyor. Ve Hira, işin ilginç tarafı bunu annen biliyor sanırım. Çünkü o hastaneye baban annenle birlikte gidiyor.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Baban annenle konuşmalarından birisinde, Ferit doğduğunda sende benim yanımdaydın diyor.”
Hira şok olmuş bir şekilde Asya’ya bakıyor. “Bu gerçek olamaz. Asya ama bu çok saçma. Yani… Çok saçma!”
Hira’nın ağlaması yaşadığı şokun etkisiyle geçmişti. Annesinin sanki ilk defa duymuşçasına tepki veriyor olmasını anlamlandıramıyordu.
“Bu arada, evet annenin her şeyden haberi varmış. Şuan olan olaya bir türlü anlam veremiyorum. Annenle babanın arasında başka bir şey olmuş olmalı.”
“Bilmem gereken başka bir şey var mı?”
“Öğrendiklerimin en şaşırtıcısı annenin her şeyi zaten biliyor olmasıydı. Onun dışında baban Ferit’le düzenli olarak haftada iki kere görüşüyor. Fotoğrafları var. Başlarda hep park, bahçe, okul önü gibi mekanlarda çekilmiş fotoğraflar var. Sonradan ara sıra evde çekilen fotoğraflar göze çarpıyor.”
“Demek ki zamanla kadının evine gitmiş çocuğu görmeye.”
Asya’da bu şekilde düşündüğünden bir şey demedi. Burada aldatılanın Hira olduğunu düşünüyordu. Bu durumu neden Hira’ya anlatmadıklarını merak ediyordu. Hira büyük bir üzüntüyle Asya’ya baktı.
“Her şey benim yüzümden oldu sanırım,” dedi.


