İçeriğe geç

DERİN SIYRIK

Bölüm 9 · 5 dk okuma

DERİN SIYRIK

Bölüm 9

8

Babamla salonda konuşuyorlardı.

Babam o gece olan olayları anlatıyordu Kereme. Kerem dikkatli bir şekilde dinliyordu .

Bende yanlarında ki tekli koltuğa geçip oturdum. Beni görmemezlikten geldi ama kafasını her yere eğdiğinde alttan alttan bana bakıyordu.

"Her hangi bir iz bir şey bırakmış mı peki geride."

"Yok dedi " babam "birine ya da birilerine bir uyarı yapmak için yapılmış belli.

"Nereden belli ölecek belki de adam."

"Kurşun kalbini sıyırmış ,vuran kişi kimse öldürmek amacıyla değil eğer öyle olsaydı şuan adam mezardaydı."

O an Kerem’in çenesi hafifçe sıkıldı. Bakışları bir anlığına bana geldi. Bu kez saklamadı.

Beni süzdü. Sanki az önceki atışlar, tuttuğu nefes, arkamda duran bedeni hepsi bir anda bu konuşmanın içine karışmıştı.

"Bu işi yapan biri" dedi Kerem yavaşça,

"çok kontrollü panik yok gösteriş yok."

"Yüzüne atılan çiziği gördün herhalde"

İkisi de sadece bana kitlendi pot kırmış bir halim vardı karşılarında

"Sen orda mıydın" dedi gözleri hafif kısık bir halde

"Hayır ama söylenenler bu yönde" kekeleyip kendimi ele vermemek için akla karayı seçtim

Durdu. Sonra ekledi

"Ve mesaj vermek isteyen biri"

Babamın kaşları çatıldı.

"Kime"

Kerem bakışlarını benden ayırmadan konuştu.

“Bunu yakında anlarız.”

Kalbim hızlandı. Neden bilmiyorum ama o cümleyi bana söylemiş gibiydi.

Babamla yarın ki toplantı için biraz daha konuştular. Babam ise işleri buradan halledemeyeceğini yarın için şehir dışına çıkması gerektiğini söyledi.

İçimi bir korku kapladı . Koskoca evde tek başıma olacaktım dışarısı koruma dolu olsa da nasıl kalırdım ben bu evde . Hele ki o geceden sonra ya peşimdeyse o.

"Ben tek ne yapacağım evde."

"Çocuk musun Nare, dışarısı izbandut gibi adam kaynıyor."

Kerem bu laftan sonra bıyık altı gülüş sergiledi sonra bana baktı.

"Nare bu kadar korkuyorsa benim adamları da göndereyim istersen buraya." gözleri üstümden asla ayrılmadı bu kelimeler ağzından çıkarken

Babam saçmalamayı keselim bence diye konuyu kapattı. Kerem çayından son yudum alıp ayağa kalktı.

"Bana müsade o zaman "

"Ben sizi uğurlayayım" diyerek kalktım bende arkasından.

Babamla tokalaştıktan sonra dış kapıya doğru yürüdü. Babam o sıra odasına girmişti.

"Teşekkür ederim " dedim ellerimi göğsümde bağlayıp.

"Ne için" tek kaşı kalktı

"Atış" bahçeyi göstererek

"He onun için" elleriyle sakalını oynadı

"Ne demek , ne zaman istersen beni bulacağın yeri biliyorsun."

"Bilmiyorum" gerçekten de bilmiyordum . Adını yaşını ne iş yaptığı dışında . Yıllardır görürüm onu ama ilk defa bu kadar yakındık onunla.

Cebinden bir kart çıkardı, üstünde ismi ve numarası yazan.

Kartı bana uzattı , alırken eline değdim elleri sıcaktı . Tıpkı bahçede elimi tuttuğunda ki sıcaklık gibi.

"Polat Holding " dedim gülerek

"Evet" ciddi baktı

"Ah şu soyadları da olmasa ne isim vereceksiniz bilemem"

"Belki bir sonraki şirket için sen karar verirsin" . dedi gülümseyerek

Ne diyeceğimi bilemeden kaldım öylece. Hava soğuktu ama hissedemiyordum bile , her konuştuğunda yüzüme çarpan o nefes ısıtmıştı adeta.

"Bakarız " diye utanarak geçiştirdim

"Görüşmek üzere Kerem Polat "

"Görüşelim Nare" kapıdan uzaklaşarak gitti . Ben ise kapı açık hala bekliyordum onun gitmesini. Son kez arkasına bakacak mı acaba diye düşündüm.

Ve evet bakacak , bak artık, baktı..

Son kez yüz yüze geldik ve kapıyı kapattım.

Odama koşarak çıktım anlamını bilmediğim bir sevinç ve bir heyecan kapladı içimi.

Yarın ne yapacaktım koca evde bölüm dersi de yok. Evdeyim bütün gün . Ya gelirse beni bulursa o adam. Kafamdan kötü düşünceleri silmeye çalıştım .

Keremi düşünmeye başladım

Odamın sessizliğinde tek başımaydım. Kapı kapalı, yağmur camlara vuruyor, ama aklım hâlâ Kerem’deydi.

Gözlerimi kapattım ve kendime itiraf etti

"Bu adam bu kadar çekici olabilir mi"

Takım elbisesi hâli gözümün önündeydi. Omuzları, beli, duruşu hepsi öylesine kusursuz ki, bir heykel adeta. Sanki her şeyi, her detayı kendine özel tasarlanmıştı.

Ve yüzü ,ah yüzü.

Dudakları, çene hattı, kirli sakalıyla birleştiğinde aklımı başımdan alan bir çekim yaratıyordu. O bakışları gözümün önünden gitmiyor hafif bir tebessüm, başımı döndürecek kadar tehlikeli ve davetkâr.

"Tam bir tehlike" diye mırıldandım kendi kendime.

Ama tehlikeli olmasının aksine, korkmak yerine büyüleniyordum. İçimde istemeden bir heyecan yükseliyordu.

Her hatırladığım an, ellerim titriyordu, kalbim hızlanıyordu.

"Bu saçma"dedim kendi kendime. Ama saçmalığın boyutu, aklımı yitirecek kadar büyüktü.

Bir adım daha atsa, bir bakışıyla beni ele geçirse sanırım kendimi tutamazdım.

Kerem Polat sadece babamın korktuğu adam değildi artık.

O, hem tehlikeli hem çekici, hem karizmatik hem tamamen büyüleyici biriydi.

Ve ben istemeden, farkında olmadan, bütün benliğimle onu beğeniyordum.

Kalbim hâlâ hızlı atıyordu.

Ve bunu kendime itiraf etmemek neredeyse imkânsızdı.

Sabah aşağıda ki seslerle uyandım . Babam şehir dışına çıkacağı için adamlarını tek tek sıraya dizmiş benim için tembihliyordu. Ben de merdivenin başında onları dinliyordum.

"Evden dışarı çıkarken haberim olacak, eve biri gelirse kapıdan girmeden haberim olsun.

"Bir hata yaptığınızı duyayım tozunuzu bırakmam haberiniz olsun."

"Peki efendim diyerek kafalarını yere eğdiler.

Babamın yanına gittim

"Ben çıkıyorum , adamları tembihledim dikkat et , silahı da ben yokken eline alma.

"Tamam "

Babam çıktıktan sonra kahvaltının başına oturdum tek başıma koca masa.

Harbi bu koca masa neden vardı . İki kişiyiz evde birlikte yemek yediğimiz zamanlar bile nadirdir.

Tabaktaki zeytinle oynarken birden telefon çaldı. Koca evde yankılanması bile beni korkuttu.

Arayan Rüyaydı

"Nerelerdesin sen kaçak sesin çıkmıyor.

"Koca evde tekim sıkıntıdan patlıyorum. Sen napıyorsun.

"Okuldan çıktım şimdi çarşamba günlerini sevmiyorum hiç çünkü sen yoksun sıkıldım hep okulda.

"Dersim yok çünkü tatlım he istersen bomboş dururum gelip ama cık gelemem tek boş günüm de okulla geçmesin.

"Dışarı çıkalım o zaman."

"Rüya saçmalama peşimizde adam var sen dışarı çıkalım diyorsun.

"Ben kimseyi göremiyorum, bakayım evet kimse yok ."

"Sen gel tekim hem evde zaten"

"Hem sıkılıyorum diyorsun hem de evdesin."

"Tamam hazırlanıyorum kapının önünde bekliycem seni " dedim telefonu kapatıp .

Hazırlanıp babamın odasına geçtim ne olur ne olmaz diye yanıma silahı almaya.

Silahı alıp uzun uzun baktım alıp almamak arasında kararsızdım. Sonra gözüm kol düğmelerine çarptı.

"Belki bu iş bu gün biter."

Silahı alıp çantamın içine koydum. Adamlar babama gideceğimi hazırlanmaya başlarken haber vermişti bile.

Kapıdan çıktıktan sonra önümde bir araba belirdi. Rüya olduğunu zannettim ama araba değişikti. Mafya adam sonuçta her gün farklı araba olur düşüncesi ile arabanın kapısı açtım .

Kapıyı açar açmaz burnuma çarpan o koku dün geceye götürdü beni bir anda. Şoför koltuğa baktığımda karşımda duruyordu kahverengi simsiyah takım elbisesiyle.

Derin, tanıdık ve unutulması imkânsızdı. Nefesim düzensizleşti.

Duruşu değişmemişti hâlâ aynı sakinlik, aynı tehditkâr sessizlik.

Zaman sanki bir anlığına durdu. Gözleri bana kilitlenmişti ne bir adım attı ne de bakışlarını kaçırdı. Sanki kaçmamı değil, gelmemi bekliyordu.

Kerem 'in arabasına binmiştim. Yüzümde ki şaşkınlık kabak gibi ortadaydı tam "özür dilerim "diyecektim ki araya girdi aniden.

"Geç kaldın"

Sesi, gece kadar sakindi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.