İçeriğe geç

Depression

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Depression

Bölüm 3

Kilitli kutu

Kalbim ağrıyor acıdan mı? soğuktan mı? Bilmiyorum bilmekte istemiyorum.

Hep öyleyimdir ben bilmek istemem öğrenmek istemem korkarım, korkmak istemem.

"Siz söyleyin beni nerden tanıyorsunuz."

Bu kelime beni duygulardan duygulara sürükledi. Nasıl yani nerden tanıyor olabilirdim ki.

"Bilmiyorum, sizi tanıdığımı düşünmüyorum." Dedim.

Tanımıyordum yani buna inanıyordum. Zaten tanımakta evlenmekte istemiyordum gerek yoktu buna, ama kimse benim fikrimi sormuyordu umursamıyordu...

"Emin misiniz? Küçüklüğümden beri aklımdan çıkmıyorsunuz." Dedi dük henry

Gözlerimi kaçırdığımda dük henr bir şeyler sakladığımı fark edip güldü.

"Şimdi gidelim istersen evelyn yoksa akşam olmadan varamayacağız."

Artık itaat ediyordum, karşı çıkmak benim kitabımda yoktu kimseye karşı çıkamıyordum...

"Gidelim." Dedim istemsizce.

"Hoşça kal anne." Annemden ilk nefret ettiğim an bu değildi ama en çok bu an nefret etmiştim... babamın ölümünde bile gurursuz ve iğrenç bir insandı

Bu iki olmuştu, babama yine veda edememiştim onun anılarına yine sahip çıkamamıştım.

7 saat sonra

Uykumdan yavaş yavaş uyanırken solian'a vardığımızı farkettim, sonunda buraya gelmiştik.

Küçükken buraya çok fazla gelirdim babamla, o zamanlar burayı çok severdim sürekli bir yerlerde koşuştururdum ama artık sevmiyordum burası babamla birlikte ki anılarımızla doluydu.

Dışarıya adımımı attığımda dondurucu soğuğu farkettim.

Hırkama daha çok sokuldum "buranın soğuk olduğunu bilsem böyle giyinmezdim." Dük henry anlamadığım bir şekilde şaşırmıştı konuştuğuma "Ne oldu konuşmam yasak mı?" Diye soru yönelttim dük henry e"Hayır, öyle değilde..." bu sefer şaşkına dönen bendim, dük henry yanıma yaklaştı ve pahalı olduğu her yerden anlaşılan kabanını bana verdi.

"Teşekkür ederim gerek yoktu."

"İlk haftadan hasta olmanı istemiyorum yoksa takdim balosuna gelemezsin." Dedi aşırı duygusuz bir tonda dük henry.

Saraya doğru ilerledim, zaten orada durmuş onla ne yapıyordum ki anlamıyorum.

Taşlı patikada yürürken dük henry'nin peşimden geldiğini hissedebiliyordum.

Arkama döndüm "kardeşinizin vefat ettiğini duymuştum başınız sağ olsun."

Dük henry ilk önce bana baktı bu hiç bilmediğim bir bakıştı bunda mütevazilik yoktu, sonra çekip gitti.

Arkasında o patika yolda öylece kaldım, ne oldu anlayamamıştım "sanki kötü bir şey dedim."

Bana verdiği kabanı yere atıp peşinden içeri girdim ama çoktan gitmişti ve beni hiç bilmediğim bir yerde yalnız bırakmıştı.

"Hoş geldiniz efendim." Dedi kızıl saçlı soluk bir teni ve çalışmaktan zayıf düşmüş bir bedeni olan kız.

"Hoş buldum."

"İsterseniz size odanızı gösteriyim ya da ilk önce yemek mi istersiniz."

"Teşekkür ederim aç değilim bana odamı gösterirseniz çok mutlu olurum."

Hizmetkarın peşine takıldım ve odama onunla beraber gittim.

Geldiğim oda da siyah rengi yoğunlukla vardı ve çok kasvetli havası vardı.

Üstümdekileri çıkarıp kanepeye attım ve hızlıca yatağın içine girdim, gerçekten çok yorulmuştum.

Yatağa girdiğimde ilk fark ettiğim şey yatağın çok fazla yumuşak olmasıydı, hayatımda hiç böyle bir yerde olabileceğim düşünmemiştim ve istememiştim aslında çünkü babam bana hep elimdekiyle yetinmeyi öğretmişti ve bende böyle yapmıştım.

Her zamanki gibi uyumadan önce aklıma babam geldi... en değerlim oydu benim.

Düşünceler beni sararken uykum bastırmıştı ve yavaş yavaş kendimi uykuya teslim ediyordum.

Kaç dakika ya da kaç saat uyuduğumu bilmiyordum sadece bu bana iyi geliyordu. Burada düşüncelerim beni serbest bırakıyordu.

Bilincim yavaş yavaş gelirken duyduğum sesle gözlerimi açtım bu dük henry di "yanlış geldiniz heralde."

"Odamı da karıştırmam heralde." Dedi dük henry ağız içinden gülümserken.

"Nasıl yani burası sizin odanız mı?"

Dük henry "Evet." Dedi gömleğinin düğmelerini açarken.

Yorganı üstüme daha fazla çektim "Ne yapıyorsun."

Dük henry yatağın diğer ucuna gitti "uyuyacağım."

Gözlerim fal taşı gibi açıldı "olmaz." Yorganın hepsini kendime çektim

Dük henry ayakkabısını çıkarıp yatağa oturdu "Neden?"

"Daha evli bile değiliz git başka yerde uyu." Dedim ve ona arkamı döndüm

Beklemediğim bir şekilde yorgan diğer yana gitti ve buna hazırlıksız yakalandığımdan dolayı ağzımdan küçük bir çığlık çıktı.

Bir anda dük henry dudağımı kapattı ve bana biraz yakınlaşmış bulundu "niye bağırıyorsun."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.