İçeriğe geç

Deprem

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Deprem

Bölüm 2

Ölümsüz ruhlar

Cansu ve Ahi birbirlerini çocuk yaşta seven karı kocalardı. Sıradan evliliklerden ziyade daha içten ve samimi geçen evliliklerinin arasına girebilecek bir güç kuvvet olmadan yaşamlarına devam ediyorlardı. Yine her akşam olduğu gibi televizyon karşısında ufak temaslar ile dizilerini izliyorlardı saat geç olmaya başladıkça ikisinin gözünden uyku süzülüyordu. Ahi yatmaya hazırlanırken Cansu ise bulaşıkları topluyordu ve Ahi Cansu’nun yanağına bir öpücükle veda etti son gecesi olduğunu bilmeden düşünmeden. Aynı yatakta farklı kadere uyanacaktı ikisi ama bunu hiç kimse bilmiyordu. Uykularının en tatlı anında bir ses yükseldi sanki gök patladı ve yatakları bir beşik misali durmadan sallanmaya başladı tatlı uykunun sersemliği ve olanları anlayamadan enkaz altında kaldı karı koca. Cansu başına düşen moloz parçası sebebiyle baygın bir şekilde hareketsizce kaldı Ahi ise yardım eli uzatamadığı eşine bakarak ağlamaya başladı elden ne gelebilirdi ki ikiside aynı yerde farklı şekilde tıkanmıştı. Zaman ilerledikçe gün aydı ama hiç kimseye günaydın diyecek bir ruh yoktu ortada Ahi çaresizce ömürlük sevdasına bakıp ağlarken Cansu kendine gelmeye başladı. Ahi’nin kendini çıkarabilmek adına yaptığı hareketler Cansu’yu oraya sıkıştırmaya devam ediyordu. Tam umutları kaybolmaya yüz tutmuşken dışarıdan bir ses duydu Ahi.

-Sesimi duyan var mı? Sesimi duyan var mııı?

Duydukları ses yankılanarak tüm molozlarda gezmeye devam etti. Cansu ağlamaklı bir ses tonuyla;

-Buradayız, eşim ile beraber burada sıkıştık bizi kurtarın lütfen.

Enkazın çevresinde bekleyen yakınlarının çıkardığı ağlamaklı ve uğultulu ses ile Cansunun sesi arada kayboldu. Ve tekrar duydukları aynı sesten sonra Ahi bağırarak yardım istedi o an Ahi’nin bulunduğu yer tespit edildi ve gerekli çalışmalar yapıldı. Beton parçalarının arasında herkes elleri ile kazıyarak bir can kurtarmaya çalışıyordu.Saatler ilerledikçe insanlar Ahi’ye biraz daha yaklaşıyor Ahi ise Cansu’yu teselli ediyordu. Ve işte herkesin gözünde ufak da olsa bir gülümseme oluştu Ahi’yi bulmuşlardı. Sadece gözleri görünen Ahi mutluluk ve korku ile ağlamaya başladı. Sağ bir şekilde dışarı çıkarılan Ahi ağlayarak karısının yerini söyledi ve aniden bayıldı. Ahi’nin akrabaları orda Cansu’nun başında beklemeye başladılar onu duymak onu kurtarmak için herkes seferber olmuştu. Saatler öğlene doğru gelmişti herkesin umudu yükselmişti Cansu gözlerinin önünde onlara bakıyordu. Tekrar göğün patlama sesi duyuldu insanlar o enkazı terk etmek zorunda kaldı uzaklaştılar ve 10 saniye sonra aynı ses tekrar geldi. Toz bulutları herkesi kör etmiş bağıran insanların sesi duyulmuyordu. Cansu çıkamadığı enkazın altında bir kere daha kaldı. Bulundukları enkazın üzerine yanlarında bulunan binalar devrilmişti. Bu sefer herkesin umutları bitmişti. Soğuk hava ve kıyafetsiz kalmaktan dolayı insanlar üşüyerek açlık ile savaşıyor bir yandan ise insanları kurtarmak için çabalıyordu. Hastaneye götürülen Ahi’den haber gelmişti durumu gayet iyiydi enkaz altında kaldığından dolayı bir kaç yerinde kırıklar vardı . Çevre illerden ülkelerden gelen insanlar sayesinde iş makinalarının çoğalması sayesinde insanları daha hızlı bir şekilde kurtarmaya başladılar. Cansu enkazdan bilinci kapalı bir şekilde çıkarıldı vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar ve kanlar ile. Bir ambulansa alındı ve gitti Cansu. Akrabaları ise daha çok ekip gelince onları zora sokmamak için uzaklaşmıştı ordan. Ahi’nin geniş bir ailesi vardı Cansu’nun ise kocası Ahi vardı. Ailesi bir çadır bulmuştu binalardan uzak dağa yakın kar dolu bir arazide çadırını kurmuş ve sessizce bekleyiş içindeydiler. Ahi ve Cansu ise farklı hastanelerde yaşam ile mücadele ediyordu. Saatler akşamı göstermişti. Herkes açlık ile boğuşmaya çalışıyor ama başaramıyordu. Ahi’nin annesi korkusuzca eve koştu yanına sadece fener alarak. Herkes korkuyla bağırıyordu;

-Teyze gel buraya, Emine abla çabuk çık.

Ahi’nin kardeşleri ise ağlayarak;

-Anne nolur çık gel korkuyoruz anne.

Ordaki herkesin Emine teyzesi Emine ablası Emine yengesi elinde erzak ile gelmişti çorba ve ekmek yapmak için uğraşıyordu.

Bir tencere içine aldığı kar suyunu eritti. Onun bir kısmı ile hamur açtı kalan kısım ile çorba yapmaya başladı ve yaptıda. O gün orda bulunan insanların yediği en güzel bi o kadar da en kötü akşam yemeğiydi o. Herkeste bir panik bir korku belirdi aslında sadece bir sahte duyumdu. Gece saatlerinde bir deprem daha olacağı yönünde sahte bir duyum. Ahi’nin ailesi korku ve panikli bir halde uyku ile mücadele ediyordu. Ahi’nin ailesindeki kadınlar amcasının büyük arabasına bindi babaannesi yürüyemediği için komşusunun arabasında kaldı ve Ahi’nin ailesindeki erkekler ise çadırda nöbet tutarak uyumaya çalıştı. Sabah olmuştu ezan ile beraber uyanan herkes tekrar çadıra gelmişti. Kaldıkları yer tepede ve buzlu olduğu için hiçbir yardım gelemiyordu. Amcaları araba ile gittiler çocuklara kıyafet biraz da erzak almaya. Bi kaç saat sonra geldiler. Herkesin gözünde çocuksa mutluluk amcalarının gözlerinde ise hüzün. Çünkü onlar sokağa çıktı etrafı gördü çileyi hissetti. Ahi’nin akrabaları komşuları adeta kocaman bir aile olmuştu o anlarda. Herkes ufak bir ekmeğin ucuna koydukları çilek reçeli ile karnını bi nebze de olsa doyuracaktı. Herkesin yediği en lezzetli reçel de oydu. Ahi’nin amcasına bir haber geldi ve gitti. Bir kaç saat sonra Ahi ile beraber döndü. Yaşıyordu Ahi ama buna yaşamak denirse. Cansu ise bir bilinmezlikde kaybolmuştu. Tek bildikleri şey Cansu bilinci kapalı götürüldü nereye götürüldüğüne dair hiçbir bilgi yoktu. Ahi biraz ailesi ile kaldıktan sonra şehirdeki bütün hastaneleri aramaya çıktı. Her hastanenin morgunda battaniyesi ile gömülmeyi bekleyen insanlar gördü. Ama Cansu’yu bulamıyordu. Gününü bir camide uyuyarak bitirdi. Ertesi sabah yine aynı şekilde hastanelere gitmeye devam etti. Derken bunu 5 6 gün devam ettirdi. Akrabalarından ise en küçük amcası kalmıştı ailesi ile beraber. Babası gitmek istemiyordu ailenin en büyüğü olduğu için arkada kimseyi bırakmak istemiyordu. Ahi’nin halasının çocukları ev bulmuştu içini dizip bekliyordu Ahi ve ailesini. Koskoca şehirde bir tek Ahi kalmıştı kalan ailesi gitmişlerdi istemeyerek ağlayarak. Ahi ise ailemi bulmam lazım diyip Cansu için her gün hastanelerdeydi. Ve en sonunda Cansu’yu bulmuştu bir hastane listesinde ismi vardı. Doktorlar korku içinde Ahi’ye bakarak;

-Kendini bırakma hayat bir şekilde devam edecek metanetli ol sen kurtuldun ama eşini kaybettik başın sağolsun.

Ahi’nin dünyası başına bir kere daha yıkılmıştı Cansu ölmüştü. Mezarını görmek istedi lakin hiç kimse mezarını bilmiyordu. Ailesine bu kötü haberi verdi Ahi ve orda bayılıp kaldı. Ertesi gün babası ve amcası gelmişti Ahi’nin yanına. Mezarı bile olmayan Cansu için hayır yapmaya başladılar. Yemek dağıttılar aracı olmayanlara erzak alıp götürdüler ellerinde avuçlarında olan her şeyi onlar ile bölüştüler. Birkaç günün sonunda Ahi’yi yanlarına alarak şehri terkettiler. Ahi’nin birdaha dönmeyeceği şehiri.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.