Normal bir pazar günü yatmadan önceki son aktivitem olan okul çantamın fermuarını kapatırken, yarın öğretmenlerin seçimiyle sona kalan kişilerden oluşan 4 kişilik yeni grubum ile düzenleyeceğimiz sergi deposunu düşünüyordum. Hiç kaynaşmadığım kişilerle böyle bir görev üstlenmek yerine disiplin yemediğim için çok pişman olsam da artık geri dönüş olmadığını bildiğim için kafamda bin tane şey ile uyumak zorunda kaldım. Sabah kalktığımda gerginliğim geçmek yerine artmıştı. Belki geçer diye birşeyler atıştırmak için annemin hazırladığı tostu ve diğer kahvaltılıkları yemeye başladım. Aslında böyle olduğunda olayı yaşayana kadar geçmeyeceğini çocukluğumdayken kavramıştım ama şuan yemek yememin sebebi saklamaya çalıştığım açlığımdı. Ayrıca çocukluğumdan beri benimle olan tek özelliğim bu değil. Tıptaki adıyla fotografik bir hafızaya sahibim. Anlamayanlar için gördüğüm hiçbirşeyi unutmuyorum. Örnek olarak anaokulundaki rastgele bir gün öğretmenin bize çizdirdiği resimin tüm detayları hatta boya kalemlerinin numaraları bile aklımda. Bu özelliğe doğuştan sahibim fakat benim anlamadığım ne ailemde ne sülalemde bu özelliğe sahip hiç akrabam yok. Yine de şikayetçi miyim? Kesinlikle hayır. Belki bir gün gördüklerim hayatıma bir katkı sağlar..
Ben tüm bunlara kafa yorarken annemin sesiyle irkilerek tostumun kalan kısmını ağzıma tıkıştırdım ve annemi yanaklarından öptükten sonra çantamı alıp kapıdan çıktım.Ayakkabılarımın bağcıklarını bağlarken telaşla aşağı inen üst komşumuz Songül Abla ve şaşkın gözlerle bir yandan annesine bakarak bir yandan da peşinden gelen kızı Erva'yı gördüm. Songül Abla'nın bakışlarından bana birşey söyleyeceğini anlayıp bekledim:
—Eyşan! Çok şükür daha çıkmamışsın. Benim hastaneye acil bir iş için çağırdılar gitmem gerek Güney Abin de evde yok. Valla hiç ses çıkartmaz Erva. Birkaç saat sizde dursa olur mu?
Bunu duyduğumda içimden önce reddetmek geldi ama hem huylarım gereği hem de Erva da üzülmeden Songül Abla işini halletsin diye hayır diyemedim.
Erva çok tatlı bir kız ve aynı bana benziyor. Bazen ders yaparken yanıma iniyor ve ona yardım ediyorum, bazen duş alınca iniyor ve saçını örüyorum, bazen de canı sıkılınca iniyor ve bende eğer müsaitsem etkinlik yaptırıyor veya onu parka götürüyorum.
—Tamam Songül Abla akşam geri getiririm.
—Sağol kızım şimdi benim çıkmam gerek Allah'a emanet olun görüşürüz.
Songül Abla gidince okula geç kalmaya başladığımı fark edip Erva'nın boya kalemlerini çantama doldurdum ve elinden tutup yola çıktım.

