Bölüm şarkısı - The Weeknd Lost in the Fire
Yine sıkıcı bir gün daha geçirdim okulda ve şuan eve doğru yürüyorum. Bir insanın hayatı neden bu kadar sıkıcı olur yani ne bileyim bir heyecan falan olabilirdi hayatım da. Her neyse eve gidip uyuyacağım zaten bu arada sonunda düşüne düşüne eve girdim.
Annem "Hoş geldin kızım" diyerek alnımdan öptü, sanırım bu kadın benim hayata tutunma sebebim... Bende "Hoş buldum sultanım" diyerek mutfağa girdim ve bir de ne göreyim 'sarma' bu arada en sevdiğim şeyler arasında sarma var evet, bayılırım. Yemeğimi yiyip odama çıktım ve biraz kestirmeye karar verdim çünkü sabah biraz erken kalkmıştım.
🔗🔗🔗
Sanırım artık bu telefonu parçalamamam için bir sebep kalmadı çünkü şu alarm sesi beynimi resmen sikti! Bu kadar da olmaz... Bir dakika alarm derken? Ah, hayır olamaz sabah olmuş Allah kahretsin! Ben nasıl uyuya kalmışım acaba ya of! Her neyse kendine gel Candace makyajını yap ve okula git bu kadar. Gerçi makyaj denmez buna da neyse, beyaz gömleğimi ve siyah kareli okul eteğimi giydikten sonra masamın önüne geçip beyaz göz kalemimi sürdüm sonrasında da rimel ve evet hazırım.
Geç kaldığım için kahvaltı yapamayacağım ve bunun için çok üzgünüm... Annem "Kızım gel hadi sofra hazır" demesiyle ona baktım, baktım bakmasına da keşke geç kaldığımı bilse her neyse bende anneme "Anne çok isterdim ama geç kaldım yetişmem gerekiyor" dedikten sonra evden çıktım.
Ve okul için otobüse bindim çok şükür hemen geldi. Kulaklıklarımı takıp dışarıyı izlemeye koyuldum.
Şu an itibariyle okula girmiş bulunmaktayız gençler ve kimi gördüm demeliyim 'Hector' ah evet wolf bakışlarında life bulduğum adam tam da çaprazımda Joe ile konuşuyor. Bir de cesaret edip bende konuşsam keşke ama olmuyor işte. Onların yanına gidip utangaç bir şekilde "Günaydın" dedim ve Hector'un o muazzam sesiyle bana "Günaydın" demesini bekledim ama baya sinirli görülüyordu ve bana bakıp gözlerini devirdi. Evet evet yanlış duymadınız bana göz devirdi. Neyse ki Joe ona aldırmayarak ve bana gülümseyerek "Sana da Günaydın" dedi.
Gözlerini devirmesi canımı yaktı ve o farkında bile değildir kesin. Joe'ya gülümseyip sınıfa çıktım ve girdiğim an arkamdan hoca girdi. Ders matematikti ve çok sıkıcı geçecekti bende uyumaya karar verdim ama ta ki hocanın ten renginin yeşil olması dikkatimi çekti evet, yanlış duymadınız *yeşil ten rengi* Sanırım korkmam gerekiyor...
🔗🔗🔗
Bugün de kahvaltı edemeden evden çıktım ve kulaklıklarımı takıp 'Lost in the Fire' şarkısını açtım. Ah, The Weeknd'in şarkısı mı? Bayılırım. Her neyse sonra durakta otobüsü beklemeye başladım fakat hayatta ki bütün şansımı burada kullandım. Neden mi? Çünkü durağa geldiğim an otobüsüm gelmişti! Pekala sorun yok ne olacak sanki en fazla...
Okula geldiğimde aklıma gelen şeyle duraksadım. Sanırım bugün matematik ödevi vardı ve kitaptaydı iyi ama ben kitap getirmemiştim ki! Lanet olsun ki o matematik hocası da bana gıcıktı. Sanki ben ona değilim... Sınıfa koşarak girmemle kapıdan çıkan birine çarpmam bir oldu. Kafam kopmuştu sanki taş gibiydi çarptığım şey.
Hemen elimle kafamı tutarak başımı kaldırdım ve onu gördüm, Hector'u. Platoniğimi. Bana bağırmasını beklerken birden yere eğilip kitaplarımı toplayınca afalladım. Bana kitaplarımı uzatıp, "Affedersin benim hatam." dedi. Az önce taşa çarptım derken cidden taşa çarptım yalnız. Neden özür diledi ki şimdi bu asla yapmayacağı şey neyse vardır bunda da bir şey.
Sırama yerleştiğimde Ellery sırıtarak bana bakıyordu hatta etrafıma baktığımda bir tek Ellery'nin değil de bütün sınıfın bana baktığını gördüm hem de sırıtıyordu hepsi... Bir anda Jennifer'ın "Sen kimsin de benim olana bakıyorsun?" demesiyle ona döndüm. Fazla cringe bu kız gerçekten.
Ah ben size Jennifer ablamızı tanıtayım; fazla boş yapan, kıskanç, aptal, beyninde sorun olan, -ki bence beyni yok- bütün okulun ona aşık olduğunu düşünen, egolu birisi işte ne önemi varsa artık.
"Asıl sen kimsin de bana hesap soruyorsun?" Ve tam nokta atışı yapmıştım soruya soruyla cevap vermiştim kavga çıkarsa benim yüzümden olacak:) Bana ne bundan çıkarsa herkes benden yana olurdu. Jennifer'ın tarafında olanlar büyük ihtimalle onun bedeni için onun tarafında olurlardı çünkü fazlasıyla güzel bir vücuda sahipti ben bile bazen kıskanıyordum onu ama sonra aklıma mal olduğu geliyordu vazgeçiyordum.
"Fazla kaşınmaya başlamışsın sen bakıyorum da." diyerek sinirli bir şekilde güldü. Bence psikolojik sorunları var bunun. Tam ağzımı açıp bir şey diyecektim ki araya giren "Evet kaşınmaya başladı ne yapacaksın?" diye bir ses duydum ve arkamı döndüm bir de ne göreyim... Hector gelmiş. Ayrıca gelmesi yetmiyormuş gibi beni savunuyordu iyi ama bu çok saçma, her zaman beni ezikleyen kişinin beni okulun en popüler kızına karşı savunması çok saçma.
Jennifer sesini yumuşatıp, arkasına dönerek "Aa, hayatım sen mi geldin?" dedi. Ne yalakık ama... "Kes sesini. Candace buraya gel." dedi emir verircesine ne yapacağımı bilmediğim için onu takip ettim.
Sanki gelmiyormuşum gibi beni kolumdan tutup sürüklemeye başladı. Bir şey olmuştu ama ne? "Bırak kolumu zaten geliyorum." dedim ama hiç umursamadan beni peşinden sürüklemeye devam etti.
En sonunda depoya indiğimizde kolumu bırakıp kapıyı kilitledi... Sanırım korkmam gerekiyor ha? "Neden kilitledin? Daha doğrusu beni neden buraya getirdin?" diye sorularımı sıraladım o da bana bıkkınca baktı sanki ben getirdim onu buraya amına koyayım.
"Sakinleşmem gerekiyor. Sinirliyim."
Bana ne bundan?
"Her şeyi anladım da benim burada ki rolüm ne?"
"Burada ki rolün beni sakinleştirmek. Seni görünce duruluyorum." dedi.
Bir dakika ne dedi o? 'Seni görünce duruluyorum' mu? Nasıl yani? Tamam klasik aptal kız rolü oynamayacağım ama dediği şey çok garip. Bunu demesinin tek açıklaması var ve yanılmıyorsam benden hoşlanıyor. Tamam çok saçma evet ama öyle. Öyle olmasa bunu demezdi. Ama ben yine de işimi sağlama alıp masum kız rolünde "N-nasıl yani?" dedim.
"Duydun işte. Azıcık yanımda duracaksın sonra sınıfa çıkacağız merak etme." Diye mırıldandı. Bende sesimi çıkarmadım işime gelirdi. Bir süre durduktan, sonra yaklaşık yarım saatten bahsediyorum kapıyı açtı ve çıktık.
Sonra annemin ismini seslenmesiyle kalktım. Bir dakika ben yatıyor muydum ki? Ah, hayır o bir rüyaydı kahretsin fazla gerçekçiydi. Off ya of! Annemin bana "Candace, hadi kalk kızım geç kalacaksın." demesiyle yataktan kalktım. Saate baktım ve sadece kırk beş dakikam olduğunu görmemle hızla banyoya koştum.
Soğuk bir duşun ardından okul kıyafetlerimi giyindim. Saat bana yirmi dakikam olduğunu hatta okula geç kaldığımı haykırıyordu resmen ama ben makyaj masama oturup rimelimi ve beyaz göz kalemimi sürdüm. Rimel önemli... Çantamı da alıp aşağıya indiğimde annem beni kahvaltıya çağırdı ama ben geç kaldığım için kahvaltı etmeden evden çıktım. Artık kahvaltımı okulda yapacaktım.
Durağın önüne geldiğimde kulaklıklarımı takıp The Weeknd'in 'After Hours' şarkısını açtım ve otobüsü beklemeye başladım.
Aklıma bir anda bugün gördüğüm rüya geldi sırıttım. Ne güzeldi ya keşke gerçek olsa ama imkanı yok. Yaklaşık on dakika sonra otobüs geldi bende bindim cam kenarına oturup rüyamın devamı olsa nasıl olurdu diye düşünmeye başladım.
Okula geldiğimde Hector ve Joe'yi gördüm. Hector biraz sinirli gözüküyordu. Bende yanlarına gidip, "Günaydın!" dedim. Ama Hector bana sadece göz devirdi. Joe ise onu takmayıp bana "Sana da Günaydın Candace." diyerek gülümsedi. Bende ona gülümsedim ve sınıfa çıktım.
Sınıfa girip sırama yerleştiğimde hoca tam arkamdan girdi. Ders matematik olduğu için sıkıcı geçecekti bende uyumaya karar verdim ta ki hocaya bakıp ten renginin yeşil olduğunu fark etmemle birlikte herkes fısıldaşmaya başladı ve birinin "Zombi mi lan bu?" deyip gülmesiyle
bende kendime geldim.
Ama hocanın tipinde de sıkıntı vardı çünkü gerçekten zombi tarafından saldırıya uğramış gibiydi. Kimse oralı olmadı çünkü kimse hocayı takmıyordu. Garip.
Hoca tahtaya soru yazıp arkaya doğru yürümeye başladı. Soruyu çözmemizi bekliyordu. Tam soruyu yazmıştım ki arkadan bir kızın çığlığıyla oraya döndüm.
Gördüğüm manzara korkunçtu! Hoca resmen kızın boğazını yemişti! Gerçekten yedi abartmıyorum. En son gördüğüm Ellery'nin çığlık atarak beni kolumdan tutup sınıftan çıkarmasıydı. Sonrasında Hector sınıfın kapısını kilitledi.
Nasıl mı yaptı? inanın bende bilmiyorum. Kapının üstündeki küçük camdan sınıfa baktığımda artık iki zombi vardı. Birisi Candy bir diğeri matematik hocamızdı...
Candy'nin erkek arkadaşı Michael Hector'dan anahtarı istedi ama Hector sert çıkıştı ve Michael'a, "Sen delirdin mi zombi oldu o artık kurtaramazsın onu!" diyerek sesini yükseltti. Michael ise "Kes sesini ve ver şu anahtarı orada
sevgilim var!" dedi ağlamaklı ve sinirle karışık bir sesle.
Hector tam bir şey diyecekti ki sözünü kesip, "Tartışmayı kesin sınıfta iki zombi var ve daha başka nerelerde var bilmiyoruz ama siz kavga peşindesiniz amına koyayım." dedim sinirle. İkisi de bana baktı sonra sinirle birbirlerine bakıp başlarını salladılar.
Bende Michael'in yanına gidip onu teselli edecek sözler söyledim. Sonrasında müdürün odasına inmeye karar verdik en azından ona sorabilirdik. Bu arada sadece ben, Hector, Ellery ve Joe kalmıştık diğerleri korkudan okulun içinde koşuşturmaya başladı. Müdürün kapısının önüne geldiğimizde Hector kapıyı tıklatmadan içeri girdi. "Neler oluyor bu siktiğimin okulunda lan!" dedi bağırarak o kadar çok bağırmıştı ki resmen yerimden sıçradım.
Bu sorunun karşısında müdür ise, "Çocuklar zombi salgını başladı." dedi. Oha sen ciddi misin biz bilmiyorduk! "Lan ne diyorsun sen? delirtme beni." dedi Hector. Bağırmak zorunda olduğunu sanmıyorum... Sonra Joe söze girdi ve "Müdür Jonathan, neler olduğunu söyleyin lütfen. Bu her neyse normal olmadığını hepimiz biliyoruz." dedi haklıydı, bu şey normal değildi. Olamazdı. En azından olmamalıydı.
Kapı açıldı ve Jeniffer içeriye ağlayarak girdi ve Müdür Jonathan'a "Baba okulda ne oluyor, çok korkuyorum bir şeyler yapalım lütfen." dedi ağlamaklı bir sesle. Sanki biz korkmuyoruz amına koyayım ya! Jeniffer'ın gözü Hector'u buldu. Sonra ona yaklaşıp sarıldı ve timsah göz yaşlarını dökerek "Hector beni onlardan korursun değil mi?" dedi. Seni lanet olası sürtük nasıl olurda benim sevdiğime sarılırsın ha? Aslında bunu dışımdan söyleyip onu saç baş yolabilirdim değil mi?
"Jennifer sen salak mısın ya?" diyerek Jennifer'ın kollarını tutarak Hector'dan ayırmaya çalışan
Ellery'ye kaydı gözüm. That's my girl! İnanamıyorum bunu yaptığına ama gerçekten de yaptı.
Hector gülümseyerek bana baktı ve bende ona baktığım için bakıştık. Bu duyguyu bilenler bilir... Hector benden gözlerini ayırmadan Ellery'ye "Neden böyle bir şey yaptın Ellery? Yoksa birileri beni kıskanıyor mu?" diye saçma bir soru yöneltti.
"Ne alakası var şimdi bunun konuyla?" diye yanıt verdi Ellery. Aynen kanka yırttın şuan aynen. Bu konuyu dağıtmak için söze girdim yoksa benim ondan hoşlandığımı anlayacaktı. "Kesin şunu artık önemli bir şey olmuş burada ama sizin yaptığınıza bakın. Müdür Jonathan bize bir açıklama borçlusunuz, tekrar söylüyorum neler oluyor?"
Müdür en sonunda pes etmiş gibi başını salladı ve "Çocuklar şimdi söyleyeceklerimi iyi dinleyin.
Biliyorsunuz okulun labovatuvarında deneyler yapılıyor, olumlu olumsuz bütün sonuçlarla karşılaştık. Fakat en kötüsü bu oldu. Üzgünüm çocuklar ama size bunu söylemek zorundayım." dedi.
Herkes birbirine baktı demek ki benim aklımdan geçen şeyler onlarında aklından geçiyordu. Ben tam bir şey diyecektim ki Hector "Ulan bugün benim sinirlerimi mi bozmaya çalışıyorsunuz hepiniz!" diye kükredi, şey cidden kükredi...
Bende saçma bir cesaretle ona bağırdım. "Asıl sen her şeye böyle bağırmak zorunda mısın? Kes sesini de neler olduğunu öğrenelim!" dedim. Bana ölümcül bakışlar attı ve benim üzerime doğru yürüyecekken Joe onu durdurdu. Ellery müdüre bakıp "Söyleyin lütfen artık şunu!" dedi. Müdür tam ağzını açıp bize olayı açıklayacaktı ki kapı büyük bir gürültüyle açıldı.
Reklam arasından sonra devam edecek... KFLDLĞWL9RLDĞQKWŞSÖPWÖEÖD
en sevdiğiniz kısım neresiydi?
karakterler hakkında ne düşünüyorsunuz?
sizce müdürün diyeceği şey neydi?
yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın🌟
Umarım bölümü sevmişsinizdir bölümün kısa olmasına takılmayın ilerleyen bölümlerde daha uzun olacak sizleri seviyorum sonraki bölümlerde görüşmek dileğiyle kendinize iyi bakın💗💗💗
