İnsan medeniyeti tarih boyunca savaşlar içine bulunmuştur. Bu savaşların sahibi ilk başlarda karşı cinslerini , ailelerini ve kendilerini korumaktır. Fakat insanoğlu yerleşik hayata adım attıktan sonra mal varlıkları değerli eşyalar için kavgalar başladı. Dünya nüfusu artarken toprakların hâkimiyetleri de arttı. Toprak kavgaları başladı. Büyük topluluklar oluştu ve toprak için yapılan savaşlar büyüdü. Kısaca geçmişten günümüze doğru böyle bir yol vardır. Peki bunlar ortak noktası ne? Tabii ki menfaat. İnsan medeniyeti menfaati için yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Özellikle kişisel menfaati için her şeyi yapar.
Savaşın en kötü yanı her iki tarafında yara almasıdır. Şöyle açıklayayım: İki çocuk kavga etsin. Birinci çocuk ilk yumruğu atsın. İkinci çocuk bu yumruğu yedikten sonra o da yumruk atsın. Birinci çocuk yere düşsün ve bayılsın. Bu kavgada kazanan kimdir? Tabii ki ikinci çocuk fakat ikinci çocuk ne kadar kazansa da yaralanmıştır. Yani bir kavgada kazanma kaybetme yoktur. Üstün gelme vardır. Her iki tarafta zararlı çıkar. Sadece biri diğerine göre daha az zararlı olur. Önemli nokta budur. İşte menfaat duygusu insanı o kadar kör eder ki zararlı çıkmak, yenilmek gibi duyguları önemsemez. Bu yüzdendir ki menfaat ile gözü kör olan her şeyi yapabilir. Tarih boyunca da olmuştur. Tuhaftır ki bazı milletler hoşgörü politikası uygulamış ve adalet üzerine gitmiştir. Fakat bu onların tarih boyunca kendilerini düşündüklerini göstermez. Tarih boyunca bütün milletler kendi menfaatleri için mazlumu ezmiştir. Bazen o kadar ileri gitmişlerdir ki kendi insanlarını kendi canından olan insanlara zarar vermeye göze almışlardır. O yüzden savaşta menfaat çok pis duygudur. Sadece savaşta değil dünya hayatına çok pis bir değerdir.