İçeriğe geç

Deneme 1

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Deneme 1

Bölüm 1

Tanıtım

Stüdyonun içi, sabahın erken saatlerinden beri yeniden ciddi bir telaşla dolup taşmaktaydı. Flaşlar aralıksız patlıyor, kameralar ritmik bir uğultularla beraber açılıp kapanıyor, dekorun ardında asistanlar ve stilistler birbirine çarpa çarpa koşuşturuyordu. Her adımda hafifçe titreyen zemine rağmen Cansu, ona özgü olduğuna kimsenin şüphe duymadığı emin duruşuyla kapıdan içeri girdi. Ayakları yere bastığında sanki tüm karmaşa onun çevresinde bir düzen kazanıyordu; dikkatle seçilmiş adımlar, hem kendine güvenini hem de stüdyonun tüm detaylarını fark edebilme yetisini gösteriyordu. Onun bu yetisi ise stüdyoyu kendine getiriyordu. Gözleri, ışıkların parlak yansımasında gezinirken her yüz farklı bir hikaye fısıldıyordu. Onlar göstermese bile Cansu onların perde ardındaki yaşadıklarını biliyor ve görüyordu. İnsanlar telaşla hareket ediyor, kameraların lensleri hızlı bir şekilde odak değiştiriyor, ancak Cansu’nun zihni birine kilitlenmişti. Stüdyonun ortasında dururken ışıkların altında yürüyen, her bakışıyla çevresindekileri fark ettiren bir adam vardı. Onun bu enerjisi, istemsiz bir şekilde Cansu’nun dikkatini çekmişti. Dudaklarının kenarında ince bir çizgi belirdi; içten geldiğine ve hissetmekten korktuğu o duygunun dizlerinin bağına dek ulaştığını fark etti. Eray, kameralar önünde dik duruyordu. Her hareketi, her bakışı egoyla örülmüştü. Kendisini zekâsıyla üstün gören bir adamın rahatlığı, çevresindeki herkesin ne yazık ki hayran bakışlarıyla birleşiyordu. Ne var ki Cansu’nun gözleri onu ölçüyor, her hareketini, her sözünün ardındaki boşlukları fark ediyordu. Ve Cansuyla aynı hisleri paylaşan bir kişinin daha.. Cansu’nun iç sesi zihninde çalmaya başladı: Bu ışıklar altında yürürken, gözlerimi çevirdiğim her yüzün ardında bir hikaye gizli. Ve sen… Attığın adımlar ve yaratmaya çalıştığın o gizemle birlikte bir bir elime geçeceksiniz. Eray’ın iç sesi, hem ukala hem şiirsel bir kıvılcım taşıyordu : Kim bu? Adımlarının ritmiyle stüdyoyu ele geçiren genç kadın… Lafı mı keskin, bakışı mı? Henüz anlayamadım. Ama olmaması gereken bir şeyler var onda. Her kelimesi bir meydan okuma; kim karşısında durulamaz bir role soktu ki onu? Cansu, bir modelin saçını düzeltirken Eray’a doğru yürüdü. Göz göze geldikleri o an, sanki stüdyo gürültüsü tamamen sustu, etraflarındaki kaos yok olmuş gibiydi. İki egolu zihin, ilk kez bu kadar yakın ama hâlâ birbirinden uzak duruyordu.Poz vermeyi biliyor olabilirsin, dedi Cansu hafif alaycı bir tonla. Ama göz kırpmayı hâlâ kontrol edemiyorsun. Her bakış, stüdyonun karmaşasında ayrı bir ritim yaratıyordu. Kahkahalar ve flaşlar arasında ikisinin sessiz çatışması büyüyordu. Cansu, zekâsıyla Eray’ın kendini üstün hissettiği anların ardına ustaca tuzaklar yerleştiriyordu. Eray ise her hamleye karşı kendi stratejisini geliştiriyor, farkında olmadan Cansu’nun ritmine kapılıyordu.Cansu’nun iç sesi bir kez daha :Egolu, kendini zeki sanan bir adam. Her kılıcının ardında bir boşluk var. Ben o boşluğu bilmeden geçmeyeceğim.Eray’saHer kelimesi bir meydan okuma. Ama neden bu kıpırtı anlamıyorum?Stüdyo ışıkları altında geçen bu ilk karşılaşma, her ikisinin de farkında olmadan bir oyun sahnesine dönüşmüştü. Bu oyun, kimin kazanacağını kestiremediği ama ikisinin de kalplerine dokunan bir mücadeleye evrilmişti. Flaşların ışığı altında, kameraların uğultusu arasında, Cansu ve Eray’ın çatışması başlamış oldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.