Aralıklı saatlerde uyanıp bebeklerim ile ilgilendim, her ağlamalarında Aybars'ta uyanıyordu ama hiç bir ses çıkarmıyordu. Sabah olmuştu, Aybars'ın elleri belime sarıldı ''Bebeğim bugün kendi evimize gidelim gerçekten perişan oldun...Orada bakıcılar da var onlar ilgilenir '' dedi , kafamı onaylarcasına salladım ''Bencede sevgilim'' dedim. Aybars Kumsal ve Doruk'u yatağa yatırdı ve üstlerine doğru uzanıp boyunlarını öptü , bebekleri uzunca kokladı ''Meğerse ne kadar çok baba olmak istiyormuşum.'' Dedi . Doruk'a bakarak ''S-Sen ne tatlı şeysin'' dedi, dedikten sonra Kumsal ağlamaya başladı ''Hah miniğim sende çok tatlısın'' dedi, bunu duyan Kumsal'ın ağlayışları azaldı. Bebekleri giydirip, Aybars'a döndüm ''Artık gidelim canım'' dedim , Aybars Doruk'u aldı ve önden Baba-Oğul önden önden gittiler arkalarından ''Acaba valizleri mi alsaydınız!?'' Diye bağırdım ama onlar o kadar memnunlardı ki hallerinden sesimi çıkarmadım valizimi alıp peşlerinden gittim. Aşağıda Aybars resepsiyoniste birşeyler diyordu yanına gittim ''Ya beyefendi çıkış yapmak istiyorum neyini anlamıyorsunuz?!" Diye bağırdı. Allah'ım bu adam niye hep sorun çıkarıyordu , Aybars'a elim ile dur işareti yaptım ve ona Kumsal'ı da verdim, onlara oturması için koltukları gösterdim. Resepsiyoniste döndüm ''Je suis désolé, c'est mon mari et il ne parle pas français.'' Üzgünüm, bu benim kocam ve Fransızca konuşamıyor. Resepsiyonist gülümseyerek ''Pas de problème monsieur, alors pourquoi êtes-vous venu?" Sorun değil efendim, peki siz neden geldiniz? Diye sordu ''Nous quittions l'hôtel alors nous sommes venus'' Otelden çıkıyorduk, o yüzden geldik. ''OK monsieur, les frais sont de 20 euros.'' Peki efendim, ücretiniz 20 Euro. Dedi , hızla ödeyip Aybars'ın yanına gidecekken bir adam yanıma geldi ''Madame, je Jace j'ai des choses à discuter avec vous et votre femme.'' Hanımefendi ben Jace sizin ve eşiniz ile konuşmam gereken şeyler var dedi ''Allez, je t'écoute, s'il te plaît, allons au café d'en face.'' Hadi dinliyorum, lütfen karşıdaki kafeye gidelim dedim. Aybars'ın yanına doğru yürümeye başladım ''Aybars birisi senin ve benimle konuşmak istiyor galiba önemli şuan karşı kafeye yolladım bizi bekliyor.'' Dedim, Aybars'ın kaşları çatıldı ''Kimmiş?" Diye sordu ''Jace diye birisi'' dedim....Karşı kafeye gittiğimiz sırada adam masada oturmuş bizi bekliyordu, Aybars'a yaklaşıp ''Bu adam'' dedim, Aybars gözlerini kısarak adama baktı sanki tanımak istiyormuş gibi ''Hadi gel bakalım kimmiş neymiş öğrenelim yani...Öğren'' dedi . Masaya oturduğumuzda adam nazikçe elini uzattı ve nazikçe selamlaştık ''Bienvenue madame'' Hoşgeldiniz Hanımefendi dedi ''Bienvenue, vous vouliez parler, nous vous écoutons.'' Hoşbulduk, konuşmak istiyordunuz dinliyoruz dedim, adam yerinde kıpırdadı ''quel est le sujet?" Konu nedir? Diye sordum, adam yutkundu ''Les yeux des enfers sont tournés vers vos bébés, en particulier Kumsal. Ils prévoient de tout faire pour détruire votre famille. Kumsal est un enfant spécial, ne le perdez pas.'' Yeraltı dünyasının gözleri bebeklerinizin, özellikle de Kumsal'ın üzerinde. Ailenizi yok etmek için her şeyi yapmayı planlıyorlar. Kumsal özel bir çocuk, onu kaybetmeyin. Dedi , Aybars telaşla ''Kumsal falan diyor ne oluyor!?" Diye sordu, adam bir yudum su aldı ''A trois heures du matin, ils kidnapperont Kumsal, il est le bébé Aybars et le futur propriétaire du siège de Night aux enfers. Ne laissez rien arriver à l'enfant, il est le propriétaire du siège de la Nuit future, c'est-à-dire qu'il est la seule lumière dans la Nuit. Ce sera le Soleil qui se lèvera dans la Nuit, et la fille est importante pour Aybars. Sois prudent.'' Gece saat üçte Kumsal'ı kaçıracaklarmış, o bebek Aybars ve onun yeraltı dünyasındaki Gece'nin koltuğunun gelecekteki sahibi. Sakın çocuğa birşey olmasın, o geleceğin Gece'nin koltuğunun sahibi yani Gece'nin içindeki tek ışık o . Gece'ye doğan Güneş olucak, bide kızı Aybars seviyor. Dikkatli olun. Dedi ve masadan kalktı ve gitti. Aybars'a baktım kucağındaki Kumsal ve Doruk ile bana bakıyordu ''Sevgilim ne oldu? Yüzün bembeyaz'' dedi, gözlerimden birkaç damla gözyaşı düştü ''Gece saat 3'te Kumsal'ı kaçıracaklarmış, yeraltı dünyasının gözü Kumsal'ın üzerindeymiş. Adam bizi uyarıyor dediki o gelecekteki Gece'nin koltuğunun sahibi yani o Gece'nin içindeki tek ışık o Gece'ye doğan Güneş olucak dedi.'' Dedim, Aybars'ın gözleri büyüdü ''O...Sikeyim hemen gidiyoruz buradan Lesotho olur ne bileyim bilmem nere olur ıssız adaya gideriz ama Doruk'uma ve Kumsal'a birşey olmasını asla ama asla kaldıramam '' dedi, sesi telaşlıydı. Cebinden telefonu çıkardı, birini aradı birkaç saniye sonra telefon açıldı ''Baybars...Oğlum yeraltı dünyasındaki bazıları benim peşimdeymiş. Bir bak... Abi bak Kumsal ve Doruk'u istiyorlar. Ben ölsem vermem...Kapat amına koyayım kapat lan!" Diye bağırıp telefonu Baybars'ın yüzüne kapattı ''Büge en kısa sürede Türkiye'ye gidiyoruz işlerim var, halledicem o zamana kadar siz Türkiye'deki en güvenli evlerden birinde kalacaksınız hatta dur dur sen geleceksin benimle. '' dedi
Bölüm 22
Bölüm 17: Gizemli Kişi
