Arkadaşlar Fransızca kurulan
cümlelerin anlamını yanına
eğik yazı ile yazdım...Hepinizi
öpüyorum iyi okumalar🥰💖
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
*Doğumdan Sonra*
Zorlu bir hamilelik geçirmiştim,
doktor bana sürekli ''Düşük olabilir,
dikkat et Büge'' Diye uyarılarda
bulunmuştu. Fakat ben o an ne düşündüğümü ne yaptığımı
bilmiyordum, o an kafam
karmakarışık bir durumdaydı.
Bebeklerim doğmuştu, bir kız ve
bir erkek bebek dünyaya gelmişti.
Bugün 27 Nisan ikiz bebeklerimin
dünyaya geldiği o tarih 27 Nisan.
İnancım ve umudumun tükendiği
o tarih 27 Nisan, herşeyin bir
oyun olduğunu öğrendiğim o
tarih, ona olan sevgimin bittiği
o tarih. Kapı çaldı ''Gir'' dedim,
yaklaşık 2 dakika sonra içeriye
Ada, Sasha ve Rüzgar girdi ''Ee
benim yeğenlerim nerede?" Diye sordu Rüzgar. Sasha Rüzgar'ın kolunu
cimcikleyerek ''Sussana!, nasılsın
aşko?" Diye sordu, gülümsemeye
çalıştım ''Bebeklerim nerede?"
Diye sordum. Sasha ve Ada
birbirine bakarak ''İyiler şuan
birkaç kontrolden sonra yanına
getirecekler... Bu arada isimler
ne olucak?" Diye sordu. Uzunca
bir süreden sonra ''Kız olan
Kumsal, erkek ise...Doruk olucak ...
Rüzgar isimlerini iletirmisin?" Dedim,
Rüzgar kafasını sallayarak
odadan çıktı. Sasha ve Ada
yanımdaki koltuklara oturdular,
odanın içinde derin bir sessizlik
oluştu ta ki Baybars kapıyı çalana
dek ''Yenge girebilir miyim?'' Diye
sordu, yüzüne baktım pişmanlık
akıyordu ''Gir Baybars gir'' dedim,
Baybars içeri girdi tam ayak
ucumda durdu ''Yenge bak ben...''
sözünü kestim duymak
istemiyordum, yalanları,
palavraları, işkencelerini...
''Baybars! Benden sakladınız... Ben çocuğumu düşürebilirdim!... ya
bebeklerime birşey olsaydı bide
iki faciayı aynı anda öğrendim''
dedim. Baybars yüzünü yere
eğdi, kapı çaldı Ada ve Sasha
kapıdaki kişiyi görünce ister
istemez yüzlerini yere eğdiler
''Siz dışarı çıkın!" Diye bağırdı
Aybars, o lafını bitirir bitirmez
herkes ayağa kalktı ''Hepiniz kalın!"
Diye bağırdım ve ardından o
cümleyi ekledim ''Eğer giderseniz
beni bu sefer öldürür ve
çocuklarıma zarar verir...
Bana verdiği gibi'' dedim,
Aybars'ın yüzü düşmüştü
''Sana hiçbir zaman zarar vermedim...
Ben orada o haltlar döndüğünü
öğrendiğim an orayı imha ettim
ve seni kaçırdım ben sadece
babandan intikam almak
istedim beni kandırdığı için ben
nereden bilebilirdim ki senin bana...''
dedi ve sustu. Onun yarım bıraktığı
cümleyi tamamlamak için
konuşmaya başladım ''Nereden
bileceksin ki benim sana
aşık olacağımı değil mi?...
Ha öyle mi?... tamam sus!!...
ama şunu bil diye söylüyorum
senden boşanıp çocuklarımın
velayetini alacağım ve sana göstermeyeceğim'' dedim,
yüzündeki ifadenin yerini soğuk
bir bakış aldı. Sinirle dişlerini
sıkarak ''Sen...Bunu...
Yapmayacaksın!'' Diye bağırdı.
Gülerek Ada'ya döndüm ''Rüzgar'a
deki kimliğe soyisim kısmına
Pehlivan yazsınlar'' dedim gözlerim
Sasha ile kesişti ''Baby, aşko
bence dinlemeden karar verme bi....''
lafını böldüm ''Lan ben kaç gün onun mezarında uyudum!? Kaç gün
kabuslar ile uyandım!? Kaç gün
bebeğimi aldırmayı düşündüm
sen biliyor musun!?! Sonra aaaa
ne sürpriz yumurtadan çıkar gibi
ortaya çıkıyor!! Sonra ortaya
çıkmasını siktir et hadi!! Lan ben
orda işkencelere dayanmaya
çalışırken o izlemiş ya!! O beni...
hiç sevmemiş o beni kullanmış
Sasha!! Heyy ben Yurtdışına
gidicem Amsterdam olur
Londra olur ne bileyim Roma
olur ama gidicem razumiješ
li me?!'' Dedim ve sustum.
Evet gidecektim ama kimsenin
aklının ucundan dahi geçmediği
bir yere onlardan duyduğum
ilk ülke Lesotho yada hiçbir
zaman dile getirmediğim
Fransa çünkü orada daha iyi
olabilirdik biliyorum. Benim için
patlattığı ülkelerden Fransa yoktu
çünkü benim oraya gitmeyeceğimi
bilirdi ama bu sefer ters köşe
yapacaktım. Saç rengi, isimleri değiştirecektim, lens kullanacaktım
gerekirse tüm herşeyi değiştirecektim.
*3 Gün Sonra*
Kimsenin haberi yoktu,
Kumsal ve Doruk ile ilk önce
Ankara, sonra izmir ve oradan
ise Fransa'ya gidecektim çünkü
eger direkt gitseydim hemen beni
bulurlardı. Orada çocukların ismi
değişecekti Kumsal'ın ismi Clara
, Doruk'un ismi ise Burak olucaktı.
Benim ismim ise Anka olucaktı...
Ölümden sonra küllerinden tekrar
doğan kuş... Anka kuşu . Uçak
nihayet Fransa'ya inmişti, kucağıma
daha birkaç günlük olan Clara
ve Burağı alıp aşağıya indim.
Son birkaç kontrolden geçip
nihayet Fransa sokaklarına indim.
En azından Fransızca biliyordum,
kolaylıkla insanlar ile anlaşabilirdim
yoldan geçen bir kadına
''Bonjour, je viens de Turquie.
Je cherche un logement,
pouvez-vous m'aider?" Merhaba ben Türkiyeliyim, kalacak yer
arıyorum bana yardım
edebilirmisiniz? Diye sordum
kadın bana ''Bien sûr, je peux
vous aider, la maison juste
devant est à vendre.
Je peux vous recommander
cette maison, c'est une très
belle maison. J'espère que tu
l'aimeras'' Elbette yardımcı olabilirim,
hemen öndeki ev satılık. Bu evi
size tavsiye edebilirim, çok güzel
bir ev. umarım beğenirsiniz. Dedi
ve yürümeye başladık ''Vos bébés
sont trop mignons, comment
s'appellent-ils?" Bebekleriniz çok
tatlıymış, isimleri neler? Diye sordu
kadın, tebessüm ederek ''Leurs
noms sont Clara et Burak'' İsimleri
Clara ve Burak dedim kadın eli
ile evi gösterdi ''C'est la maison
dont je vous ai parlé, j'espère
que vous y serez à l'aise.
À l'intérieur se trouve l'hôte,
laissez-moi parler pour vous et
je m'appelle Aleda.'' Burası sana
bahsettiğim ev, umarım orada
rahat edersin. Ev sahibi içeride,
sizin adınıza ben konuşayım,
adım Aleda. Dedi kadın, içeri girdik
''Je m'appelle Anka'' Benim adım
Anka dedim ve içeri girdik. Kapıyı
çalınca kapıyı sarı saçlı esmer
bir kadın açtı, Aleda o kadına
sarıldı ve ''Bonjour chérie, je
t'ai amené quelqu'un, cette
personne venait de Turquie
et cherchait une maison,
alors je t'ai suggéré et il a voulu
acheter la maison.'' Merhaba
tatlım, sana birini getirdim,
bu kişi Türkiye'denmiş ve ev
arıyordu, ben de sana önerdim
ve o da evi satın almak istedi.
Dedi ve sarışın kadın bana
dönerek içeriyi gösterdi
''Bienvenue, veuillez entrer.''
Hoşgeldin lütfen içeri girin dedi
ve içeri girdik biraz sohbet ettik
ve ardından ''Quelle est ta
profession?" Mesleğiniz nedir?
Diye sordu, tebessüm ederek
''J'ai étudié l'architecture
d'intérieur pendant longtemps
et je travaille comme architecte
d'intérieur.'' Uzun bir süre iç mimarlık
okudum ve iç mimar olarak çalışıyorum
dedim kadının yüzünde bir
gülümseme belirdi ''Le prix de
la maison est de sept cents euros''
Evin fiyatı 700 Euro .
Doruk ve Kumsal ağlamaya
başladı onların bebek arabasını
sallarken ''Je suis d'accord,
je vous enverrai l'argent dans
les plus brefs délais.
Pouvons-nous arranger la
maison le plus tôt possible ?
Pouvons-nous accélérer le processus ?''
Kabul ediyorum, parayı en kısa
sürede göndereceğim. Evi mümkün
olan en kısa sürede düzenleyebilir
miyiz? Süreci hızlandırabilir
miyiz? Diye sordum ''Bien sûr,
j'appelle maintenant. En
attendant, il y a un hôtel et je
vous y dirigerai.'' Elbette şimdi
arıyorum. Bu arada bir otel var,
seni oraya yönlendireceğim.
Dedi ve birkaç genel işlem
yapıp beni bahsettiği otele
gönderdi. Otele varana kadar
bebekler uyumuş oldu, otel
girişindeki resepsiyoniste
''Bonjour, je cherche un logement.
Pouvez-vous organiser votre
chambre libre pour moi et mes
jumeaux?" Merhaba kalacak
yer arıyorum. Ben ve ikizlerim
için boş odanı ayarlayabilir misin?
Diye sordum. Resepsiyoniste
bilgileri verdikten sonra
gülümseyerek ''Votre chambre
est la trente-quatrième chambre
au quatrième étage.'' Odanız
dördüncü kattaki otuzdördüncü
odadır dedi ve yukarı çıktım.
Bebeklerimi uyuttuktan sonra
kendimi yatağa attım ve telefona
bakmaya başladım, Sertçe
otel odamın kapısı çalınıyordu
yerimden fırlayıp kapıyı açtım.
