İçeriğe geç

Denek 101

Bölüm 17 · 5 dk okuma

Denek 101

Bölüm 17

Bölüm 14: Kaçış

Arkadaşlar Fransızca kurulan

cümlelerin anlamını yanına

eğik yazı ile yazdım...Hepinizi

öpüyorum iyi okumalar🥰💖

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

*Doğumdan Sonra*

Zorlu bir hamilelik geçirmiştim,

doktor bana sürekli ''Düşük olabilir,

dikkat et Büge'' Diye uyarılarda

bulunmuştu. Fakat ben o an ne düşündüğümü ne yaptığımı

bilmiyordum, o an kafam

karmakarışık bir durumdaydı.

Bebeklerim doğmuştu, bir kız ve

bir erkek bebek dünyaya gelmişti.

Bugün 27 Nisan ikiz bebeklerimin

dünyaya geldiği o tarih 27 Nisan.

İnancım ve umudumun tükendiği

o tarih 27 Nisan, herşeyin bir

oyun olduğunu öğrendiğim o

tarih, ona olan sevgimin bittiği

o tarih. Kapı çaldı ''Gir'' dedim,

yaklaşık 2 dakika sonra içeriye

Ada, Sasha ve Rüzgar girdi ''Ee

benim yeğenlerim nerede?" Diye sordu Rüzgar. Sasha Rüzgar'ın kolunu

cimcikleyerek ''Sussana!, nasılsın

aşko?" Diye sordu, gülümsemeye

çalıştım ''Bebeklerim nerede?"

Diye sordum. Sasha ve Ada

birbirine bakarak ''İyiler şuan

birkaç kontrolden sonra yanına

getirecekler... Bu arada isimler

ne olucak?" Diye sordu. Uzunca

bir süreden sonra ''Kız olan

Kumsal, erkek ise...Doruk olucak ...

Rüzgar isimlerini iletirmisin?" Dedim,

Rüzgar kafasını sallayarak

odadan çıktı. Sasha ve Ada

yanımdaki koltuklara oturdular,

odanın içinde derin bir sessizlik

oluştu ta ki Baybars kapıyı çalana

dek ''Yenge girebilir miyim?'' Diye

sordu, yüzüne baktım pişmanlık

akıyordu ''Gir Baybars gir'' dedim,

Baybars içeri girdi tam ayak

ucumda durdu ''Yenge bak ben...''

sözünü kestim duymak

istemiyordum, yalanları,

palavraları, işkencelerini...

''Baybars! Benden sakladınız... Ben çocuğumu düşürebilirdim!... ya

bebeklerime birşey olsaydı bide

iki faciayı aynı anda öğrendim''

dedim. Baybars yüzünü yere

eğdi, kapı çaldı Ada ve Sasha

kapıdaki kişiyi görünce ister

istemez yüzlerini yere eğdiler

''Siz dışarı çıkın!" Diye bağırdı

Aybars, o lafını bitirir bitirmez

herkes ayağa kalktı ''Hepiniz kalın!"

Diye bağırdım ve ardından o

cümleyi ekledim ''Eğer giderseniz

beni bu sefer öldürür ve

çocuklarıma zarar verir...

Bana verdiği gibi'' dedim,

Aybars'ın yüzü düşmüştü

''Sana hiçbir zaman zarar vermedim...

Ben orada o haltlar döndüğünü

öğrendiğim an orayı imha ettim

ve seni kaçırdım ben sadece

babandan intikam almak

istedim beni kandırdığı için ben

nereden bilebilirdim ki senin bana...''

dedi ve sustu. Onun yarım bıraktığı

cümleyi tamamlamak için

konuşmaya başladım ''Nereden

bileceksin ki benim sana

aşık olacağımı değil mi?...

Ha öyle mi?... tamam sus!!...

ama şunu bil diye söylüyorum

senden boşanıp çocuklarımın

velayetini alacağım ve sana göstermeyeceğim'' dedim,

yüzündeki ifadenin yerini soğuk

bir bakış aldı. Sinirle dişlerini

sıkarak ''Sen...Bunu...

Yapmayacaksın!'' Diye bağırdı.

Gülerek Ada'ya döndüm ''Rüzgar'a

deki kimliğe soyisim kısmına

Pehlivan yazsınlar'' dedim gözlerim

Sasha ile kesişti ''Baby, aşko

bence dinlemeden karar verme bi....''

lafını böldüm ''Lan ben kaç gün onun mezarında uyudum!? Kaç gün

kabuslar ile uyandım!? Kaç gün

bebeğimi aldırmayı düşündüm

sen biliyor musun!?! Sonra aaaa

ne sürpriz yumurtadan çıkar gibi

ortaya çıkıyor!! Sonra ortaya

çıkmasını siktir et hadi!! Lan ben

orda işkencelere dayanmaya

çalışırken o izlemiş ya!! O beni...

hiç sevmemiş o beni kullanmış

Sasha!! Heyy ben Yurtdışına

gidicem Amsterdam olur

Londra olur ne bileyim Roma

olur ama gidicem razumiješ

li me?!'' Dedim ve sustum.

Evet gidecektim ama kimsenin

aklının ucundan dahi geçmediği

bir yere onlardan duyduğum

ilk ülke Lesotho yada hiçbir

zaman dile getirmediğim

Fransa çünkü orada daha iyi

olabilirdik biliyorum. Benim için

patlattığı ülkelerden Fransa yoktu

çünkü benim oraya gitmeyeceğimi

bilirdi ama bu sefer ters köşe

yapacaktım. Saç rengi, isimleri değiştirecektim, lens kullanacaktım

gerekirse tüm herşeyi değiştirecektim.

*3 Gün Sonra*

Kimsenin haberi yoktu,

Kumsal ve Doruk ile ilk önce

Ankara, sonra izmir ve oradan

ise Fransa'ya gidecektim çünkü

eger direkt gitseydim hemen beni

bulurlardı. Orada çocukların ismi

değişecekti Kumsal'ın ismi Clara

, Doruk'un ismi ise Burak olucaktı.

Benim ismim ise Anka olucaktı...

Ölümden sonra küllerinden tekrar

doğan kuş... Anka kuşu . Uçak

nihayet Fransa'ya inmişti, kucağıma

daha birkaç günlük olan Clara

ve Burağı alıp aşağıya indim.

Son birkaç kontrolden geçip

nihayet Fransa sokaklarına indim.

En azından Fransızca biliyordum,

kolaylıkla insanlar ile anlaşabilirdim

yoldan geçen bir kadına

''Bonjour, je viens de Turquie.

Je cherche un logement,

pouvez-vous m'aider?" Merhaba ben Türkiyeliyim, kalacak yer

arıyorum bana yardım

edebilirmisiniz? Diye sordum

kadın bana ''Bien sûr, je peux

vous aider, la maison juste

devant est à vendre.

Je peux vous recommander

cette maison, c'est une très

belle maison. J'espère que tu

l'aimeras'' Elbette yardımcı olabilirim,

hemen öndeki ev satılık. Bu evi

size tavsiye edebilirim, çok güzel

bir ev. umarım beğenirsiniz. Dedi

ve yürümeye başladık ''Vos bébés

sont trop mignons, comment

s'appellent-ils?" Bebekleriniz çok

tatlıymış, isimleri neler? Diye sordu

kadın, tebessüm ederek ''Leurs

noms sont Clara et Burak'' İsimleri

Clara ve Burak dedim kadın eli

ile evi gösterdi ''C'est la maison

dont je vous ai parlé, j'espère

que vous y serez à l'aise.

À l'intérieur se trouve l'hôte,

laissez-moi parler pour vous et

je m'appelle Aleda.'' Burası sana

bahsettiğim ev, umarım orada

rahat edersin. Ev sahibi içeride,

sizin adınıza ben konuşayım,

adım Aleda. Dedi kadın, içeri girdik

''Je m'appelle Anka'' Benim adım

Anka dedim ve içeri girdik. Kapıyı

çalınca kapıyı sarı saçlı esmer

bir kadın açtı, Aleda o kadına

sarıldı ve ''Bonjour chérie, je

t'ai amené quelqu'un, cette

personne venait de Turquie

et cherchait une maison,

alors je t'ai suggéré et il a voulu

acheter la maison.'' Merhaba

tatlım, sana birini getirdim,

bu kişi Türkiye'denmiş ve ev

arıyordu, ben de sana önerdim

ve o da evi satın almak istedi.

Dedi ve sarışın kadın bana

dönerek içeriyi gösterdi

''Bienvenue, veuillez entrer.''

Hoşgeldin lütfen içeri girin dedi

ve içeri girdik biraz sohbet ettik

ve ardından ''Quelle est ta

profession?" Mesleğiniz nedir?

Diye sordu, tebessüm ederek

''J'ai étudié l'architecture

d'intérieur pendant longtemps

et je travaille comme architecte

d'intérieur.'' Uzun bir süre iç mimarlık

okudum ve iç mimar olarak çalışıyorum

dedim kadının yüzünde bir

gülümseme belirdi ''Le prix de

la maison est de sept cents euros''

Evin fiyatı 700 Euro .

Doruk ve Kumsal ağlamaya

başladı onların bebek arabasını

sallarken ''Je suis d'accord,

je vous enverrai l'argent dans

les plus brefs délais.

Pouvons-nous arranger la

maison le plus tôt possible ?

Pouvons-nous accélérer le processus ?''

Kabul ediyorum, parayı en kısa

sürede göndereceğim. Evi mümkün

olan en kısa sürede düzenleyebilir

miyiz? Süreci hızlandırabilir

miyiz? Diye sordum ''Bien sûr,

j'appelle maintenant. En

attendant, il y a un hôtel et je

vous y dirigerai.'' Elbette şimdi

arıyorum. Bu arada bir otel var,

seni oraya yönlendireceğim.

Dedi ve birkaç genel işlem

yapıp beni bahsettiği otele

gönderdi. Otele varana kadar

bebekler uyumuş oldu, otel

girişindeki resepsiyoniste

''Bonjour, je cherche un logement.

Pouvez-vous organiser votre

chambre libre pour moi et mes

jumeaux?" Merhaba kalacak

yer arıyorum. Ben ve ikizlerim

için boş odanı ayarlayabilir misin?

Diye sordum. Resepsiyoniste

bilgileri verdikten sonra

gülümseyerek ''Votre chambre

est la trente-quatrième chambre

au quatrième étage.'' Odanız

dördüncü kattaki otuzdördüncü

odadır dedi ve yukarı çıktım.

Bebeklerimi uyuttuktan sonra

kendimi yatağa attım ve telefona

bakmaya başladım, Sertçe

otel odamın kapısı çalınıyordu

yerimden fırlayıp kapıyı açtım.

Bölüm sonu

1 yorum