Saat 22:56'ydı, dışarısı mavi ayın ışıklarıyla aydınlanmıştı. Arkadaşım Asya bize pijama partisine gelmişti. Evde yiyecek bir şey yoktu. Markete gitmeye karar verdik. İşte en son o zaman gördüm onu.
Markete gitmek için yola çıktığımız sırada önümüze siyah renkte bir araba çıktı. Gözlerimin karardığını hissetdim. Uyandığımda hastane gibi bir yerdeyim. Etrafta kimse yoktu. Aklıma Asya geldi.
"Asya nerdesin?! Çık ortaya korkutma beni!"
Benim çığlıklarımı duyan 2 adam odaya girdi. Benim çığlıklarımı duydukları için bana yardım edeceklerini sanmıştım. Adamlardan biri beni sedyeye bağladı. Direnmeye çalıştım fakat güçlerim onu durdurmaya yetmedi. O sırada diğer adam elinden bir iğne çıkardı. İğneyi dikkatlice koluma batırdığı sırada benden kan almak
Aiçin geldiklerini anladım.
Adamlar giderken beni de çözdüler. Ayağa kalktım ve etrafı incelemeye koyuldum. Hastane odalarıyla bire bir aynıydı. Kapıya doğru yürüdüm. Kilitli olduğunu düşünüyordum ve öyleydi. Kapının kilit boşluğundan etrafa bakmaya başladım. Etrafta hiç kimse yoktu. Sedyenin yanlarında 2 adet çekmece vardı. Çekmeceler açıp içlerine baktım. Bir kaç kağıt mendil,ıslak mendil ve eldiven vardı. Kapının açılma sesini duydum. Bir kadın içeri girdi. Asya'daki çok benziyordu. Bir an onu Asya sanıp sıkıca sarıldım. Kadın beni geriye itti. Tam "Asya ne oldu?" Diyecekken o kadının Asya olmadığını anladım.
"Sizde kimsiniz?"
"Üzgünüm ama burda uzunca bir süre kalman gerekecek"
Kadının cümlesini duyunca içim bir meraklandı. Neden burda uzunca bir süre kalmam gerekecektir? Onlar kimdi ve benden ne istiyorlardı. Bu hastane gibi yerde ne işim vardı?
Kadın kapının kuluna doğru elini uzatırken onu durdurdum.
"Neden burda kalmam gerekiyor?"
Kadın sustu. Bana hiç bir şey söylemeden elini çekip gitti. Kapının arkasından kilitlenme sesini, ve ardından büyük bir çığlık sesi duydum. Çığlık sesi bana ürkünç geldi. Ne bir kadın sesine ne adam sesine benziyordu. Sanki bir dinozor kükrüyor ve onun tiz sesi tüm koridoru kaplıyor gibiydi. Kapının altından dışarıya baktım. 3 kişi birini tutmaya çalışıyor gibiydi. Neler olduğunu anlamadan hemen kapının yanından uzaklaştım.
Sedyeden yanındaki koltuğa oturdum. Canım çok sıkılıyordu. Kalkıp burdan çıkmak ve eve gidip Asya ile birlikte sabahın erken saatlerine kadar konuşmak istiyordum. O zamana kadar hiç ağlamamıştım. Birden hıçkırarak, ardından bağıra bağıra ağlamaya başladım. Ağlarken uyuya kaldım.
Uyandıktan bir süre sonra yeni doktorlar tekrar geldi. Doğruldum ve nerede olduğumu, ve burasının neresi olduğunu sordum. Hiç bir cevap vermediler. Arkadaşımın iyi olup olmadığını sorduğumda sadece başlarını sağladılar. Bağırıp çağırmaya başladım. Doktorlardan biri beni durdurmaya çalışıyor biri ise telsizle birine çağrı yapmaya çalışıyordu. Çağrı yapan adamın " Denek 0026 kontrolden çıktı acil destek!" Dediğini duydum. Bu ne demek oluyordu? Ben bir denek miydim? Dizlerimin bağı çözüldü. Öylece yere yığıldım. Uyandığımda sert bir ağrının vücuduma yayıldığını hissettim. Özellikle başım ve kalbim inanılmaz derecede ağrıyordu. Kalp krizi geçirdiğimi sandım fakat durum bam başkaydı.
Yandaki çekmeceli aynasına doğru döndüm. Birden bire yerimden fırladım. Saçım ve gözlerim mas maviydi. Elimi saçlarıma götürdüm. Gözlerimin içine iyice baktım. Aklıma adamın telsizle ki adama ilettiği kelimeler geldi.
"Denek 0026 kontrolden çıktı acil destek!"...
O sırada tekrar başım döndü. Ağrı bileklerimi sızlatıyordu. Ağrı yanan bir acıya dönüştü. Dayanamadım ve çığlık atmaya başladım. Acı bir türlü geçmek bilmiyordu. O Ağrı hayatımın en uzun süren ağrısı gibi geldi. Yere şu damlama sesi duydum. Bileklerimi baktığımda tamamen kanıyordu. Hızla çekmeceyi açtım ve içindeki peçeteyi alıp bileğime sa rdım. Bardaktan su boşalırcasına kan akıyordu. Kan akması birden durdu. Tekrar bileğime baktım. Kanayan yer yok olmuştu. Sanki açılan yara birden kapanmıştı.
Bir kaç dakika sonra içeriye bir adamk girdi. Elimden tutarak "Gidiyoruz" dedi. Ben daha cevap vermeden kolundan çekerek beni başka bir odaya götürdü. Bu oda bambaşkaydı. Duvarlar ve kapı demirden. Odada hiç birşey yoktu. Beni neden buraya getirdiklerini her hangi bir anlam veremedim.yere oturdum ve ne olacağını merak ederek beklemeye başladım.
Bir süre sonra ellerimin mavi rengine döndüğünü fark ettim. Ne oluyordu? Ben bayıldıktan sonra bana ne yapmışlardı? Peki ya neden mavi renk tüm vücudumu kaplamaya başlamıştı?
Mavi renk ellerimi tamamen kaplamıştı. Bir süre sonra korkmaya başladım ve elimi yere sürttüm. Elimdeki mavilik yere yayıldı ve bir gölcük oluşturdu. Daha sonra havalandıran küreye benzer bir şekil ortaya çıktı. Gözlerimi mavi küreye dikmiştim.
Küre ürkütücü bir ses çıkarmaya başladı kulaklarımı ve gözlerimi kapatıp bunun gerçek olmadığını ve o mavi karenin yok olduğunu düşündüm. Korkuyla gözlerimi açtığımda küre artık orda değildi.
Ayağa kalktım. Küreyi görememem beni daha da tedirgin etmişti. Bir anda nereye kayboldu diye düşünürken avuç içimin parıldadığını gördüm. Ellerimle o parıltıyı kontrol etmeye çalıştım. Işık bir anda yükseldi ve daha deminki mavi sıvı gibi küre şeklini aldı. Bu sefer gözlerimi küreye dikmiş bir şekilde onun gitmesini hayal ettim ve küre küçülerek yok oldu. Neler döndüğünü sezmeye başlamıştım. Yere oturdum ve beklemeye başladım.
Bekledim, bekledim,bekledim. Ellerime tekrar baktım ve tırnaklarının uzadığını ve bir pencere benzediğini fark ettim. Hızla ayağa kalktım ve kapıya doğru yürüdüm. Tırnaklarımı kapının kilidini açmak için kullanacaktım. Tırnağımı kilidin içinde biraz oynattın. Kapı çok sağlam değildi ve kolayca açıldı. Etrafa baktım. Kimseler gözükmüyordu. Etrafta benim odamın kapısına benzer kapılar vardı. Üstlerinde 0098,0056, ve 0156 gibi numaralar yazıyordu. Koridoru çok uzundu. Sağa doğru yürümeye başladım. Sıkılmadan ve bunalımdan yürüdüm. Daha sonra bir adam gördüm. Beni fark ettikten sonra bana doğru koşmaya başladı. Arkamı döndüm ve hızla koşmaya başladım. Artık adamla benim aramda yaklaşık 2 3 metre vardı. Sağ adoğru yöneldim ve tırnağımın başka bir kapının kilidini açtım. İçerde benim gibi başka bir insan daha vardı.