İçeriğe geç

DEMİR KULE'NİN VARİSİ

Bölüm 6 · 2 dk okuma

DEMİR KULE'NİN VARİSİ

Bölüm 6

DUVARDAKİ İSİM

Ayla, savaş salonundan çıktığında koridor her zamankinden daha sessizdi.

Az önce yüzlerce öğrencinin bulunduğu salonda şimdi yalnızca ayak sesleri yankılanıyordu. Pencerelerden içeri giren solgun ışık, taş zeminin üzerinde uzun gölgeler oluşturuyordu.

Ama Ayla'nın aklında tek bir cümle vardı.

“Bu hareketi daha önce gördüm.”

Kael Varen.

O çocuğun bakışları hâlâ aklından çıkmıyordu.

Ayla hızlı adımlarla odasına ilerledi. Kapıyı kapattıktan sonra sırtını duvara yasladı.

Derin bir nefes aldı.

“Beni tanımamalı.”

Çünkü tanırsa her şey bitebilirdi.

Liora Veyra'nın yıllar önce öldüğü sanılıyordu. Kimse onun yüzünü bilmiyordu. Ayla'nın bütün planı bu belirsizliğin üzerine kuruluydu.

Ama Kael'in bakışlarında yalnızca şüphe yoktu.

Sanki bir şeyi hatırlamaya çalışıyordu.

Ayla masanın üzerindeki kitapları açtı. Ders notlarını düzenlemeye çalıştı fakat zihni başka yerdeydi.

Bir süre sonra dışarıdan çan sesi duyuldu.

Akşam olmuştu.

Ayla ayağa kalkıp pencereye yaklaştı.

Akademinin avlusu karanlığa gömülmüştü.

Tam perdeyi kapatacağı sırada masanın üzerinde daha önce orada olmayan küçük bir kâğıt gördü.

Ayla dondu.

Yavaşça masaya döndü.

Kâğıdı eline aldı.

Üzerinde yalnızca dört kelime vardı.

“SENİ TANIYORUM, DEMİR KULE.”

Ayla'nın parmakları istemsizce gerildi.

Demir Kule.

Bu isim yıllardır yalnızca onun zihninde yaşıyordu.

Kâğıdı ters çevirdi.

Arkasında küçük bir sembol vardı.

Bir kule.

Ve kulenin tam ortasında çapraz iki kılıç.

Ayla bu sembolü daha önce görmüştü.

Demir Kule Ailesi'nin savaş mührüydü.

“Bu imkânsız…”

Ayla kapıya yöneldi.

Koridora çıktı.

Kimse yoktu.

Sağına baktı.

Soluna baktı.

Sessizlik.

Kâğıdı tekrar açtı.

Bu kez alt kısmında daha küçük harflerle yazılmış bir cümle fark etti.

“Gece yarısı. Kuzey Kulesi.”

Ayla'nın kalbi hızlandı.

Bunun bir tuzak olduğunu biliyordu.

Ama Demir Kule'nin mührü kullanılmıştı.

Biri onun ailesinin sırrını biliyordu.

Ve o kişi Asteria Akademisi'nin içindeydi.

Gece yarısı geldiğinde Ayla odasından çıktı.

Pelerininin başlığını başına geçirdi.

Kuzey Kulesi akademinin kullanılmayan bölümündeydi. Öğrencilerin çoğu oraya yaklaşmazdı.

Ayla merdivenleri sessizce çıktı.

Kulenin kapısı aralıktı.

İçeri girdi.

Oda tamamen karanlıktı.

Bir mum yandı.

Sonra bir tane daha.

Duvarlar eski belgelerle kaplıydı.

Ayla bir adım attı.

Duvarın ortasında büyük bir dosya duruyordu.

Dosyanın üzerinde tek bir isim vardı.

DEMİR KULE.

Ayla'nın nefesi kesildi.

Dosyayı açtı.

İlk sayfada ailesinin arması vardı.

İkinci sayfada ise isimler.

Babası.

Annesi.

Amcaları.

Komutanlar.

Ve yıllar önce o gece orada bulunan herkes.

Ayla sayfaları çevirdikçe yüzü değişti.

Çünkü son sayfada tek bir aile adı vardı.

VAREN.

Tam o anda arkasından bir ses geldi.

“Bunu bulacağını biliyordum.”

Ayla hızla döndü.

Kael kapının yanında duruyordu.

Ayla elini kılıcına götürdü.

Kael ise hiç hareket etmedi.

“Sen burada ne arıyorsun?”

Kael'in bakışları dosyaya kaydı.

“Daha doğru soru şu.”

Bir adım attı.

“Sen burada ne arıyorsun, Liora Veyra?”

Ayla sustu.

Kael gözlerini ondan ayırmadan devam etti.

“Çünkü bu dosyada Veyra ailesinin adı yok.”

Ayla'nın kalbi hızla atmaya başladı.

Kael dosyayı işaret etti.

“Burada yalnızca Demir Kule var.”

Ve o anda Ayla bir şeyi anladı.

Kael onu takip etmişti.

Belki de akademiye girdiği ilk günden beri.

Bölüm sonu

2 yorum