Ah selam. Galiba benim mükemmel olan hayatıma bir adım atacağız... Ne harika değil mi? Ama ondan önce kendimi tanıtmam gerek sanırım. İsmim Bahriye. Bu kadar yeterli olur sizin için. Ayak numaramı söyleyecek değildim herhâlde? Benim öyle etrafı kaslı, yakışıklı adamlarla çevrili popüler ana karakterden oluşan bir hayatım yok. Sıradan bir hastane de sıradan bir hademe olarak çalışıyordum. Tabi akıl -deliler- hastanesi olduğunu da söylemem gerek.
--> Sabahın köründe alarmın berbat sesiyle uyandım.
"Ugh. Sokucam böyle işe. Neden daha güneş doğmadan hastaneye temizlik yapmaya gidiyorum?"
Ah doğru ya bu hastane de ilk iş günüm olacaktı. Diğer hastanelere göre bir tık daha erken açılıyordu çünkü bu bir akıl hastanesi dostum?! İstemsiz ve ağır bir şekilde sıcacık yatağımdan kalktım ve camdan bakmak için perdeyi açtığımda daha güneşin bir doğmadığını ve etrafın hala zifiri karanlık olduğunu gördüm. Bundan birkaç saniye sonra sabah ezanı okunmaya başladı zaten.
"Allah'ım ne yaptım da beni uykumla sınıyorsun? Tuvalette peynir ekmek mi yedim?" diye sızlanarak banyoya yürüdüm.
Doğrusu uykuyu çok severdim bu yüzden uyandırılmaktan nefret ederdim. Musluğu açıp soğuk suyu yüzüme çarptıktan sonra hayata tekrardan lanet okudum. Aynada kendime baktım. Gördüğüm solgun yüz bana ait gibiydi ama tam olarak ben değildi. Gözlerim açıktı ama hala uyuyor gibi hissediyordum. Daha sonra hastaneye gideceğim aklıma geldi. İlk günden geç kalmak istemezdim.
Tekrar yatak odama dönüp gardırobumu açtım. Beyaz ütülenmemiş gömleğimi ve gömlek gibi kırış kırış olan siyah pantolonumu giydim, aman zaten kim umursar ki bir hademenin giydiği kıyafetleri? Saçımı bağlamakla uğraşmadan çantamı aldım ve evden çıkıp anahtarlarımla kapıyı kilitledim.
Soktuğumun gününe hastanede paspas yaparak başlamak ne kadar da can sıkıcıydı. Hastanenin kapısına varır varmaz o kasvetli his bir anda içime doğdu. İçimden küfrederek kapıyı iterek açtım. Nedensizce hastane girişinde kimseyi göremedim. Umursamadım ve resepsiyona vararak yeni hemşire olduğumu söyledim. Sonra bana hemşire kıyafetlerini ve kime bakmam gerektiği yazan bir kart verdi. İsteksizce soyunma odasına yürüyerek kıyafetlerimi değiştirdim. Karta baktım 5. kat 41 numaralı odada kalan Koray Koyar adında bir adama bakmakla yükümlenmiştim.
Derin bir iç çektim ve tekrardan hayata lanet okudum. Biliyorum çok fazla küfrediyorum, lanet okuyorum ama soktuğumun hayatından nefret ediyorum. Dostum hayat parası olmayanlara acımıyor. Sonra 5. kata zorlukla çıktım. Tanrım koskoca hastaneye bir asansör yaptıramamışlar mı? Neyse odanın kapısına vardım ve nazikçe kapıya vurdum.
Bir ses gelmeyince kapıyı açtım ve karşımda uzun simsiyah bir direk gördüm. Az kalsın kafamı direğe çarpacakken durdum ve bakınca bunun bir direk olmadığını gördüm...
