Dışarı baktığımda boylu poslu bir adam dışarda motoruna yaslanmış telefona bakıyordu pencereyi açıp bağırdım
Alya: CİPSİM KOLAM NERDEE!? ŞUNA BAK EKMEK DE ALMAMIŞ HAYIRSIZ BOK BÖCÜGÜ
-Kızım deli misin ne bağırıyon in aşağı da konuşalım.
Alya: Ne konuşucam be ben seninle ,sen buraya gelmek için yaktığınn mazotun parasına yan.
-Allah Allah çattık iyi mi.
Alya: Ha şimdi de ben suçlu old-
-Aşağı inersen sana beş kavanoz Nutella alırım hemde büyük boy.
Pencereyi kapatıp terliklerimi giydim aşağı indiğimde Eyyam-ı bahur sıcağının yüzüme çarpması bir oldu.
Alya: O çikolataları almazsan seni motora bindirir geri postlarım koçum inşallah anlamışsındır.
-Anladım anladım sen merak etme. Ben Murat bu arada.
İsmini söyleyip elini uzattı aynı şekilde karşılık verdim tamam odunum falan ama o kadar da değil yani.
Alya: Tamam tanıştık artık çikolatamı ver.
Murat: Sinir bozucu veletler gibisin yemin ediyorum sende ceza parasının ödeyeceksin o zaman.
Alya: Banane oğlum trafikte telefonla konuşulmaz herşeyi ben mi öğreticem sana.
Murat: Sen aramasaydın açmayacaktım küçük velet.
Alya: Açmasaydın tekrar aramazdım zaten rastgele denk geldin.
Murat: Aşk olsun hani en değerlin bendim.
Alya: Geri baş koçum o kadar değil sen şu an benim çikolata rezervimsin.
Murat: Hadi atla da gidip alalım çikolataları.
Alya: Yooo sana niye guveneyim belki beni köle pazarında satmaya götürüyon ,yürüyerek gidelim market şurda zaten.
Murat: Ulan hava elli derece hala yürüyelim diyon.
Alya: LÜTFEGNN ABİM TUTTUĞUN ALTIN OLSUN ABİMMM
Murat sabır dilenir gibi iç çekti nerden düştüm der buraya der gibi bakıyordu. Aslında ilk geldiğinde dikkat etmemiştim ama taş gibiydi mübaret. Kıvırcık kahverengi saçları, belirgin yüz hatları, boynumu kaldırsam kırılacak kadar uzun boyu vardı içimden manken gibi maşallah Allah sahibine bağışlasın dedim
Murat: yürüyerek gidelim, bakalım orda nasıl bir delilik çıkartıcaksın.
Alya: Yok bee ne deliliği genetik o bizim ailede.
Murat: İyi o zaman sorun yaşamıyorsunuzdur.
Alya: Orası biraz karışık aslında.
Murat: Anladım.
Yol boyunca ikimizde konuşmadık marketin önüne geldiğimizde kapıyı açıp içeri girmem için kafasıyla işaret etti.
Murat: Buyurun küçük hanım.
Yüzünde çok tatlı bir gülümseme oldu simsiyah gözleri aydan parlaktı
Alya: Şu gülüşünü savaşta kullansan ülkeler savaştıkları için senden özür dilerler.
Murat: İltifat da ediyormuş bak sen.
Alya: Naptın sende ya ben o kadar odun muyum?
Murat: Gül görünümlü odun hmm kulağa güzel geliyor.
Alya: İltifat mı ettin ben şimdi anlamadım .
Çikolata kavanozlarını bulana kadar konuşmaya devam ettik tam bulduğumuz sırada reyonun önünde küt saçlı sarışın yeşil gözlü bir kız Murat ın boynuna atladı
Kız: Aaa Muratt nasılsın görüşmeyeli seni çok özledim.
Çikolataya olan iştahım bile kaçmıştı,kimdi bu yelloz...



