Okuldan geldiğimden beri dünyayla ilişkimi kesip hocanın verdi kazık gibi ödevlerle aşir neşir haldeydim.
Ben ödevle umutsuz ilişkimizi gözden geçiriken. Kağıttın ağzı olsa şöyle derdi herhalde; çaresizi bedevi gibi durup benimde için gibi karatma.
'Evet ya, aynen kesin kağıt öyle derdi!
Sen sus iç ses zaten sabrımın son noktasındayım daha fazla üstüme gelme' demenle, Kardeşim odaya birden dalması ve kötü haberi vermesi bir oldu.
"Abla kalk çabuk. Sana görücü geldi."demesi ve arkasında annemin odaya dalıp.
"Keklik kuzum kalk çabuk annem. Görücüler geldi sana!"dediğinde Dolabıma yönelip kıyafetlerimi karıştırımaya başladı.
Bense önüme bakarak bitmiş ilişkimden çıkıp. Dünya'ya bağlanmıştım. Annemlere bakıp sanki onu hiç duymamışım gibi.
"Anne ya çıkın odamdan banane geldilerse," dedim umursamaz bi sesle
Annem ve kardeşim kurduğum cümle ile bana dönüp baktılar. Annem çıldırmaya ramak kalmış, Kardeşimse bu yaşıma kadar nasıl geldiğimi sorguluyordu. Daha fazla dayanamayıp çıkıp gitti.
Annem olayı idrak edemediğimi anladı. Hemen yanıma gelip durumu açıklamasında bulundu.
" Annecim, yavrum hani ben sana demiştim ya dün, Teyzenin karşı komşusunun oğlunu! " devam etsin diye başımı salladım.
" Eee nolmuş komuşsunun oğluna?"dediğimde
Söylediği şeyle dona kaldım.
"Şuan aşağda, salonda seni istemeye gelmiş!" dedi.
Ben şok, Ben iptal.
Hala bir şeklide olayı idrak etmeye çalışıyordum. Annem ise tekrar dolaba yönelip kıyafetleri karıştırıyordu.
" Hadi annem! kalkta üştüne bişeyler giyin. İn aşağa gel bi selam ver sonra. Yaparsın kahveleri," dediğinde bu cümle benide kendime getirmişti.
Hemen annemin yanına gidip " Anne allah aşkına sen ne diyorsun? ne kahvesi ne istemesi? ya ben sana demedi mi dün istemiyorum diye. Niye gelmişler ki! Ben istemiyorum tanımadığım bi adamı-..." diye söylenince lafımı kesti. Bana döndü yüzümü ellerinin arasına aldı.
" Annecim. Sence baban senin tanımadığın bir adama verir mi zannediyorsun? Şimdi ayıp olmasın diye yap. Zaten baban vermicek merak etme sen!" dedi yüzümü ellerinin arasından çekerken kaşlarımı çattım.
"Madem vermiceksiniz, Niye bu tan tana anne! Hadi onuda geçtim dün demedinmi, ben sana. İstemiyorum diye. Niye gelmişler ki hala anlamıyorum! " diyerek saçlarımı karıştıyordum.
" Yavrum ben dedim zaten teyzene ama çocuk ısrar etmiş! bir baktım kapıdalar! Teyzeninde telefonun şarjı bitmiş. Banada haber vermeyi unutmuş telaştan. Hadi hazırlan gel ayıp olmasın annecim hadi güzel kızım." dedi ve gitti canım anam beni burda bir başıma bıraktı ve gitti.
Arkasından, boş boş kapıyla bakışırken! Kapının birden pat! Diye açılmasıyla kızları benim odama uçması bir oldu.
Kapıdaki o şiddetli bir şekilde girmeleri sonucuda, şuan yerde savaşarak veriyorlardı.
Şuan beş tane her biri ayrı başımın belalarına bakıyordum. Hayır! anlamıyorum normal insanla bunların arasında ne fark olabilir ki. Beşide ayrı bir anormal olur mu canım? ama oluyormuş işte.
Benim canım kankalarım yerde kalkmaya niyetleri yoktu sanırım. Çünkü bir tarafta Ayşegül dahi kankam. Gözlüğünü yere düştüğü icin onu arıyor, Pınar ve Zeyno saçları birbirine girmiş olan saçlarını ayrımaya çalışırken! Birbirini saçlarını yolluyorlardı. Dilber ise Beyaz'nın üstünden altlayıp bana gelmeye çalışıyordu. Beyza bu durumda sıkılmıştı izin verdi Geçmesine sonra hayattında. Hiç çıkarmadığı şapkasın alıp taktı kafasına. Hemen sonra ise yerde gözlüğünü arayan Ayşegül'ün gözlüğünü takıp iki saçı tavuz kuşuna dönmüş kızları ayarırdı.
Zaten hep bizi toparlardı. Biz düşsek, dağıtsak oda o kadar toplar bi araya getirdi.
Bazen hayret ederdim! Bu kız benim kuzeni mi diye? ikimizde zıt karakterlerdik, ama genelde iyi anlaşırdık.
Dilber hemen yanımda gelmiş. Laflarınını sıralamaya başlamıştı. Tabi arada laf soktuğuda gözümden kaçmadı.
" Kızım sen ne yapıyorsun böyle istemeler falan! Kız hani sen demedimi dün bana," taklitimi yaptı. Elliyle saçlarını savurdu."Ben istemem görücü, daha okullum var diye. Valla keklik git söyle istemiyorum diye yoksa abim ha geldi, ha gelecek. Kızım abimi zor zaptediyorlar!" dedi. Başını nereye alıp gitsin bu Keklik? ulan zaten başımda Ata belası var bide bu isteme çıktı.
Ayşegül'de toparlanmış bi şeklide yanıma geldi. Benim tırsak kızım. Belki bir şeyde korkmuştu yüzü korkudan solmuştu. O elma yanakları bembeyaz kesilmişti. Hemen yanına gidip elimi yüzüne koydum.
" Noldu sana canımın ici, yüzünün bembeyaz!! " dedim.
Ağlayacak bir yüze bürünüp " Hiç sorma kekliğim valla Dilber'lerin evini önünden geçerken icerde bi hayvan kükremesi gibi sesler duydum korkudan nasıl geldim buraya bir ben bilirim. " derken ağlıcak gibiydi. Ben o hayvanın kim olduğunu çok iyi biliyorum ama neyse.
Pınar'da toprlanmış gelmişti yanıma "Valla Köksal amca, arayıp abim çağrınca haberim oldu benimde apar topar geldim buraya tam da sofraya oturmuştuk! " dediğinde arkadan Zeyno konuştu
" Ya bende abimler işten geldi. Kapıyı açtım tam. Telefon geldi Kenan abiden! iceri girmeden gittiler." dedi tabi kuzenim olay yerine en yakın evde oturdukları icin o hayvanın ister istemez sesini duymuştur. Gerçi hoş Dilber bizzat o hayvanın yanından geldi. Tam ağzımı açtım konuşucaktım ki Beyaz önce davrandı.
" Ata abi sağolsun. Sesiyle mahalleyi ayağa kaldırdı. Yetmiyormuş gibi bide kendi evi yıkarken. Bizimde başımıza evimizi yıkıyordu. Abim don atlet dinlemede nasıl çıktı evden varya. " dedi bizi kıkırdarken Pınar ise homurdanıyordu.
Kızlar üst üste anlatınca. Malum konuşmaya sıra gelmiyordu! Sonunda bitmiş. Ben açıklamaya başladım.
" Kızlar bana da süpriz oldu. Çocuk çok ısrar edince teyzemde el mecburi gelmişler. Merak etmeyin zaten babam vermicek yani öylesinine gelmiş misafir gibi davrancam ben. Rahatım o yüzden! hem o hayvana ne bizim eve gelenlerden. Hoş köpek haddini bilsin o önce, Ev yıkmak neymiş? dua etsin içerde misafirler var yoksa gösteridim ben ona günü." dediğimde kızlar kıkırdayıp durudular.
Şimdi diyeceksiniz. Bu kız kime diyo bunca lafı diye. Hemen söyleyim benim çocukluktan beri saplantılı aşkım Ata. Ya o kim derseniz kendisi benim Dilber sultanımın abisi olurda. Olmaz olsun öyle abi lan insan kardeşinin arkdaşına yan gözle bakar mı? Bu yan gözde bakmayı bırak uzaktan, yakından, sağdan, soldan, yukardan, aşağıdan bakmadığı yer yok anasını satayım. Hal böyle olunca bi desturda çekmedim değil. Yani ben seni abi diye gördüm, sen gel kalk bunca kız arasında beni bul.
Biz 8.yaşında küçük çocuklardık. Eline alırdı sapanı mahallede böğüre böğüre keklik benim sevgilim onunla konuşanı vurum diye ayağa kaldırdı.
Tabi bende o sıralar daha götündeki donu toplayamayan bi kızdım, ne bileyim sevgili ne falan. Ama Ata bi kere dedi ya mahalleye nam salmıştık. Bütün mahalle bilir bizim Ata'yla çılgın aşkımızı mı desem savaşımızı mı bilemedim.
Şimdi de büyük ihtimalle bu isteme işini duymuştu. Mübarek mahallemiz 4.5G sanki heryere ulaşıyor haber.
Ben bunları düşünürken kızlar bi elbise bulup giynmeye başladım. Giyinme işlemi bitmişti. En sonuda bende aynada son halime baktım. Saçıma, başıma makyaj falan yapmadım valla doğal halimle çıktım odadan. Kızları mutfağa yollayıp. Kendime de selam vermek icin salona geçtim. Salona girdiğim gibi hoşgeldiniz falan, el öpmesi derken beni isteyen. Adamı görmüştüm. Yok artık! ben bu sarı çocuğu biliyordum. Teyzemlere gidip gelirken görüp birbirimize selam veridik.
Ama yani bi selam verdim diyede, gel iste demedik herhalde.
O zaman her selam verdiğim insanda gelsin beni istesin yani tövbe yarabbim, Ben de söylene söylene mutfağa girdim kızlar başlamıştı kahve yapmaya. Aman canıma minnet hicte yapmam zaten o adam kahve falan derken. Dilber'se bir sussa dünyanın sonu gelicek az, konuştum diycek diye korkusuyla o cenesini hic kaptmıyordu.
" Ayy kız Keklik nasıl çocuk beğendi mi?" dedi sarı şırfıntı.
"Yaaa hiç sorma Dilber. Beğendim! O kadar çok beğendim ki bayıldım o derce yani! " dedim kızlardan kahkaha kopmuştu. Tabi bir kişini dışında o ise üzgün yüzle yanıma geldi.
" Yaa kekliğim o kadar çokmu beğendin? Ama Ata abi buna izin vermez ki sen en iyisi vazgeç bu sevdadan. " diyen canım dostum Ayşegül'dü tabi. Onun deyişile kızlar hepten kahkaha'ya boğuldu.
Bense mutfağın camından atlamayı düşündüm. Ama birinci kattı yani ölmem imkansız olduğu icin vazgectim. Kızlar sohbette başlamıştı. Aramızda daha doğrusu kızdırıyorduk birbirimizi.
" Ee anlat bakalım Pınar gelin! bizim oğlanla aran nasıl? " dedim kızlarda kıs kıs güllüyordu.
" Ayyy Keklik ben nerden sizin geliniz oluyorum ya." dediğinde gülmemek icin kendimi zor tutuyordum.
" Kız sen demedi mi, ben bu Kenanı adam ederim diye." çemkirdim yüzüne
" Alla alla benim alnımda adam terbiyecisimi yazıyor." dedi biz hepten kopmuştuk. Gülmekten icimiz dışımıza çıkıcaktı.
" Kız Zeyno. Uzak burası bak bakam şunun alnında ne yazıyor? " dediğimde Zeyno Pınarın alnına
bakıp.
" Hmm bilmedim ama k harfi var sanki! " dedi artık ölüyorduk gülmekten.
Annem sesimiz duyup geldi. Bizi biraz payladı. Sonra geri döndü iceriye zaten kahveler olmuştu. Hemen elime aldığım gibi dağıtmaya gittim. Salona misafirlerden başlayıp dağıtım kahveleri hemen.
Tam mutfağa gidiyordum ki kapı çaldı. Yönümü değiştirip kapıya doğru yöneldim ki mutfaktan Beyaz çıkıp "Kapıyı açma!!" demiştiki artık çok geçti.
Karşımda gördüğüm şahısla nerdeyse durduğum yerden kas katı kesildim. Ne olmuştu ulan buna? Suratı kıpkırmızı olmuş boğa gibi burnundan nefes alıp veriyordu. Beni görünce hemen hızlı bir şeklide üstümü süzdü.
" Oo Keklik hanım hayırlı olsun sizi istemeye gelmişler! Hiçte haber vermiyorsun bana. Bak darıldım sana ama genede geldim koşa koşa!" demezmi der o der herşey der.
" Hoşt git başka yerde havla burda sana kemik yok." dedim beni kenara itterkliyerek ayakablarını fırlatır fırlatmaz, iceriye uçtu. Bende arkasından gidiyordum ki, Kenanı görene kadar.
Allahmı sen bunlara akıl veriken işlerimi vardı da bi türlü almadılar o aklı. Yani şahsen mahalle ortasında bu şeklide dolaşmakta ayrı bi meziyet herhalde.
" Kenan'cım hiç o şortun üstüne o atlet gitmiş mi allasen! " dedim kızlar koptu gülmekten. Oda daha yani farkediyordu galiba çünkü hemen üstüne baktığı gibi mutfak kapısında yaslı Pınar'ıda gördü tam oldu. Hemen geri geri koşmaya başladı. Manyak çocuk ya o geri koşarken Güney ve Fırat abiler de buraya geliyordu ki yollarını değiştirmeyip buraya geldiler.

Bende hemen iceriye girip Ata'nın yapıcağı reziliği izlicektim artık.
Ben iceriye girdiğim gibi gördüğüm şeyle dona kaldım. Ata beni istemeye gelen çocuğun yanına gitmiş el sıkışıyordu.
"Hoşgeldin kardeşim mahallalemize ben Ata! "dedi elini sıkarak.
"Hoşbuldum bende Oğuz!" dedi.
Vay be şimdi aklıma gelmişti. Ben bu çocuğun ismini bilmiyordum ki sağolsun Ata sayesinde onuda öğrendik.
Ben iceri girmeden oğuzun annesiyle babasıyla selamlaşmış şimdi de yanımdaki koltuğa oturmuş dik dik oğuza bakıyordu. Sen nasıl bi şizofrensin ki az önce çocuğa insanca görüşüp şimdi ise düşümanıymış gibi bakıyorsun?
Allahın manyağı, ne olucak.
Oğuzun babası konuşması'yla ortamdaki sessizlik bitti.
" Şimdi ne desem bilemedim. Benim oğlan Keklik kızımız görmüş beğenmiş. Hal böyle olunca bizde bu hayırlı işe vesile olalım dedik. " dedi yanımdaki hödük bi kızardı, sonra horoz gibi bi kabardı, ki hic sormayın ufaktan tırstım valla.
" Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Kekliği oğlum Oğuza istiyorum. " dedi oğuzun babası
Yanımdaki horoz hala kabarık duruyordu, ama kırmızı değil moralmaya başlamıştı. Tam ağzını açıyordu ki kapı çaldı...
----------------
Bölüm nasıldı?
Oy ve yorumları bekliyorum.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere 🙏