Okula gelmemin üzerinden 1 hafta geçmişti ki Aizawa bizi kahramanlık alıştırması yapabilmemiz için bir yere götürecekmiş.
Bu süre zarfında Aizawa'ya anormal bir şekilde baya alıştım. Hal ve hareketleri babama çok benziyor, tıpkı onu gibiydi. Sanki babamın ruhu Aizawa'nın bedeninte tekrar dirilmişti.
Her gün ona sarılmak için can atiyorum ama tabikide bunu ona söyleyecek cesaretim yok. Sonuçta kim bir katıle sarılmak ister ki.
Her neyse biz konumuza dönelim.
Aizawa bizi sınıftan dışarı çıkarttı ve otobüse bindirdi. İzuku hariç herkes oturmuştu. İzuku ile bakıştıktan sonra yanımdaki boş koltuğa *pat*pat* yaptım.
İzuku gülümsedi ve yanıma oturdu.
"Kai-ku-"
"Tanrı aşkına şu Kai kelimesini bırakın artık"
"A-aah üzgünüm Akira-kun, şey san bir soru sorabilir miyim?"
"Elbette"
Cebinden(?) bir defter çıkardı ve konuşmaya başladı.
"Normalde bunu daha önce sorucaktım ama biraz korktum sanırım"
"Gerçekten mi? O kadar korkunç görünüyor muyum"
Ellerimi yanaklarıma koydum ve hafif üzülmüş bir surat yaptım.
"A-aa h-hayır kesinlikle ç-çok sevimlisin, hatta b-belki hayatımda tanıdığım en sevimli kız sen olabilirs-"
İzuku'nun suratına afallamış gibi baktım. Bu çocuk onları bana mı dedi?
"He?"
İzuku dediğinin farkına vardıktan sonra kızarmaya başladı, hemde ne kızarma.

Bende belli etmesemde baya utanmıştım. İzuku hemen özür diledi ve kafasını yer eğdi.Sanırım bu görev bana düşüyor.
Elimi İzuku'nun saçlarına koydum ve *pat*pat lamaya başladım.
"Sorun yok İzuku, ama annene haksızlık ediyorsun. Eğer annen bu kadar sevimli olmasaydı bu kadar sevimli bir çocuk doğuramazdı değilmi?"
İzuku önce şaşırdı, sonra dahada kızardı ve elleriyle yüzünü kapattı.

Tanrım, bu çocuğu neden bu kadar tatlı yarattın ki.
İzuku'nun utanmaları bittikten sonra özgünlüğümü ve nasıl kullandığımı sordu. Hepsini tek tek yanıtlarken her kelimemi not alıyordu.
Biraz sonra varmıştık. Her birimiz arabadan indik.
13 adında bir kahraman vardı. Bizi kapalı ve büyük bir alana götürürken buranın olayını ve ne yapmamız gerektiğini anlattı.
Alana girdiğimizde resmen büyülenmiş tim, burası tıpkı gerçek gibiydi.
Ben şaşkın şaşkın etrafa bakarken Kirişima konuştu.
"Oradakiler kim?"
Aizawa endişe içinde bağırdı.
"Herkes geride dursun, 13 sen öğrencileri dışarı çıkart ve All Might'ya haber ver, villainleri ben hallederim!"
13 kafa salladı ve bizimle beraber koşmaya başladı. Aizawa aşşağı atlayıp savaşmaya başladı.
Villainler buraya neden geldiler ki.
Koştuğumuz sırada arkama baktım İzuku hala yerinde dikiliyordu. Hızlıca İzuku'nun yanına gittim ve kolunu çekiştirdim ardından onunla koşmaya başladım.
"Eğer ölmek istiyorsan bunu bana söyleyebilirdin İzuku, seni seve seve pasta malzemesi yaparım!"
Koşarken kafamı hafif çevirdim ve İzuku'ya kocaman gülümsedim.
"Ö-özür dilerim"
Bunu demesinin ardından birisine çarptım ve üçümüzde yer düştük. Çarptığım kişiye baktığımda Jiro'ydu. Öndan özür dileyip ayağı kalktık.
Önüme baktığımda mor şişe benzeyen birisi konuşmaya başladı (hayırlamıyorum o yüzden sallıcam🥲)
"Sizinle bir işimiz yok, biz buraya All Might'i öldürmeye geldik"
Bunu dediği anda altımda bir boşluk hissettim ve düşüyordum.
Nasılsınız bebitolar!! Geç bölüm için özür dilerim
♥️Yeni bölümü nasıl buldunuz♥️
