Kuzeyin mavisi beni bir ormana getirdi. Daha da içeriye doğru yürüyoruz. Ormanda ne bulabilirim pek bir fikrim yok açıkcası. Ama Kuzeyin mavisine güveniyorum. Şuan başka da bir şansım yok zaten. Beni burada bırakıp giderse kaybolurum. Ormanları seviyorum sanırım. Gücümle uyumlu olduğu için olabilir. Çok rahatlatıcı hissettiriyor. Belki de kaçıp bir ormanda yaşamalıyımdır. Eğlenceli olurdu. Bütüm işlerim bitince yapacağım.
"Geldik."
Geldik mi ? Ormanın ortasındayız. Etrafta ağaçtan başka bir şey yok. Etrafıma baktım. Gerçekten bir şey yok. Etrafta ne bir kuş ne de bir ses var. Nerde olduğumuzu sormak için arkamı döndüm. Kuzeyin mavisi kaybolmuş! An itibariyle bende kayboldum demektir. Nereye gitti bi anda ? Beklemek bir işe yaramaz gibi. En iyisi yürümeye devam edeyim. Ama Kuzeyin mavisi niye beni bırakığ gitti ki ? Offf nasıl geri dönücem şimdi ? Kuzeyin mavisine bir şey olmuş olabilir mi ? Umarım iyidir. Başlar başlamaz başına bir şey gelirse gerçekten sıkıntı olur. Doğru yöne mi yürüyorum acaba ?
"Orada kimse var mı ?"
Orman o kadar boş ki sesim yankılandı. Kimsenin olmaması rahatlatıcı mı yoksa korkutucu mu çözemiyorum şuan. Çok tuhaf bir yerdeyim. Her yer birbirine benziyor. Güç alıştırması filan mı yapmam gerekiyor burda ? Sonuçta etrafta ağaçtan başka bir şey yok. Ama bitki filanda yok. Sadece ağaçla alıştırma mı olur! Yapacak bir şey yok. Yürümeye devam...
Yarım saattir tek başıma yürüyorum. Hava kararmaya başladı. Çok geç kalırsam yurda giremem. Cidden kayboldum sanırım.
"Merhaba Gökçe."
Hemen arkamda beliren kişiyle ürktüm. Nereden geldi bir anda. Pat diye ortaya çıktı. Ve adımı nerden biliyor ?
"Sen kimsin ?"
"Ben Fia. Bir cadıyım."
"Cadı mı ? Cadıların gerçekten var olduğunu bilmiyordum. Peki, sen benim adımı biliyorsum zaten. Tanıştığıma memnun oldum. Buradan çıkmama ve tanıdığım birini bulmama yardımcı olur musun ?"
"Bende memnun oldum Gökçe. Tanıdığın kişi seni buraya bir cadıyla karşılaş diye getirdi zaten. O yüzden sorun etme. Senin sorularını cevaplayacak olan ve sana yardımcı olacak olan kişi benim. Ne bilmek istersin ?" Şaşırdım. Demek Kuzeyin mavisi beni bu yüzden buraya getirdi. Niye bir şey söylemeden gitti acaba ?
"Bence ne istediğimi biliyorsun."
"Evet, biliyorum ama senden duymak istiyorum."
"Anladım. Ben..." Ben ne istiyorum ? Güç mü ? Para mı ? Şöhret mi ? Ya da ne bilmek istiyorum ? Neden benim geri dönmek için seçildiğimi mi ? Güç istesem yeterli olur mu ? Başarılı olur muyum ? Kaldırabilir miyim ? Emin değilim ama en iyi seçimde bu gibi duruyor.
"Ben güçlü olmak istiyorum."
"Öyle mi ? Ne tür bir güç bu ?"
"Hem fiziksel hem de büyüsel olarak güçlü olmak."
"Cadı olmak ister misin ? Cadılar her alanda çok güçlüdürler."
"Cadı olmak pek benlik gibi gelmiyor. Başka yolu yok mu ?"
"Var tabiki. Öyleyse bir anlaşma yapalım."
"Ne anlaşması ?"
"Ben senin için bir şey yapıyorsam sende benim için yapmalısın. Gelecekte yapacağına dair söz istiyorum."
"Pekala mantıklı. Ama beni gerçekten güçlü yapacağını nerden bileyim ?"
"Hmmm. Amorf'u tanıdığımı söylesem ikna olır musun ?"
Amorf'u tanıyor mu ? Nasıl yani ? İnanamıyorum. Amorf'u nasıl tanıyabilir ki ? Daha önce öldü mü demek bu ? Nasıl bir bağlantıları var acaba ? Herneyse bu gayet güçlü bir kanıt. Çok kişinin bildiği bir bilgi olduğunu sanmıyorum.
"Pekala sana inanıyorum. Yazılı mı anlaşma yapacağız ?" Hafifçe gülümsedi.
"Öyle bir şey"
Elini öne doğru uzattı. Anlamadığım bir dilde bir şeyler söyledi. Elinden kırmızı tonlarında sisimsi bir şey çıkmaya başladı. O sözleri söylemeye devam ettikçe elinin etrafındaki sis avucundan itibaren net bir şekil almaya başladı. Uçlarında ve etrafında sarmal yapılar bulunan içinde bir dikdörtgen ve nokta olan bir sembol belirdi. Gözü de andırıyor aslında. Tuhaf ve ürkütücü bir güzelliği var. Söylediği sözleri bitirip bana baktı. Sanırım elimi koymam gerekiyor. Koyduğum gibi sis dağıldı.
"Anlaşmamız oluştu. Artık sana yardım edebilirim."
"İlk neyle başlıyoruz ?"
"Eve gidip uyumakla!"
Bir anda Kuzeyin mavisinin yanına ışınlandım. Eve gidip uyumakla nasıl bir başlangıç yapabilirim ki ? Çok mantıksız. Benim bir an önce güçlenmem gerekiyor. Kuzeyin mavisine baktım.
"Hoşgeldin. Birini bulmuş gibisin."
Bu ormanı nerden biliyordu acaba ? Ya da cadıları nerden biliyor ? Fia'yı da biliyor mu ? Herkesin ayrı bi cadısı var mıdır ?
"Evet buldum. Cadılar... Tam olarak ne ?"
"Bilmem. Hadi geri dönelim."
Başımı salladım ve yürümeye başladık. Cadıların ne olduğunu bilmiyormuş. Daha fazla soru sorup bunaltmak istemiyorum. Ama her şey daha da karıştı bende. Fia'yla nasıl iletişim kurabilirim ? Fia, Amorf'u nerden tanıyor ? Gerçekten kafam çok karışık. Sanırım uyuyup dinlenmek güzel bir seçim olacak. Kafamda çok fazla soru var. Yarın tekrar ormana gelmeliyim belki de. Olabildiğince erken geleceğim. Bolca alıştırma yapmam lazım sonuçta...
Yurda gelince Kuzeyin mavisi ile vedalaşıp kendi odama doğru çıkmaya başladım. Vay be! Odam gerçekten tam bir çöp. İlk hali de son hali gibi çok kötü. 4 yıl boyunca tekrar burada yaşayacağım demek. Neyse ilk bir yılı başarıyla atlatabilirsem... Belki gerçekten kaçıp bir ormanda yaşamaya başlarım. Hiç kimseyle iletişim kurmam. Kendi yiyeceklerimi yetiştiririm. Güzel olabilir. Neyse şuan bunları düşünmeye gerek yok. Kuzeyin mavisini kurtarsam yeter. Sonra akışına bırakırım.
Üstümü değiştirdim. Artık uyumam gerek. Yarın yapmam gereken çok fazla şey var. Olabildiğince erken kalkacağım. Düşünürken uykuya daldım.