Onun adı Simay. Beline kadar simsiyah parlak saçları, dik bir duruşu ve korkutucu bir bakışı var. O hayatı boyunca parasıyla değer ve sevgi gördü. Parası ne kadarsa Simay da o kadar. Fakat o bunların farkında değildi. Hadi bir gününü anlatarak başlayalım.
Sabah saat 8 de uyandı, evinin en alt katındaki spor salonuna giriş yaparak güne başladı. Fit olması takım elbiseler içinde daha güzel gözükmesini sağlıyordu. Duşa girdi, kahvaltı yaptı tüm bunlar olurken arkada hafif ve kulağa hoş gelen bir klasik müzik duyuluyordu. Ne kadar tatlı değil mi, ama o böyle düşünmüyordu tüm bunlardan nefret ediyordu. O çok kendinden emin duruşun altında aslında kendini hiç önemsemeyen mutsuz biri vardı. Belki de o saraya benzeyen evde bir başına olması da buna bir sebeptir. Rutinini tamamladıktan sonra evden çıktı ve sahibi olduğu ajansa gitmek üzere yola koyuldu. Fakat o da ne ajansın etrafında bir adam gözlerinin içine bakmış kahkahalar atıyordu.