Benim adım Pisi.
Apartmanda bana "o sokağın kedisi" derler. Resmi ikametgahım yok, ama her dairenin önünde bir su kabım var. Yani anlayacağın, tüm apartman benim bölgem.
İş tanımım basit: Gündüz uyurum, gece çözerim.
Dün gece 23:47'de bir ihbar geldi.
Sevim Teyze, 3. kat, 7 numara. Kapısının önünde ağlıyordu. Elinde bir tek küpe.
"Ay Pisi, babaannemden yadigardı. Tekini kaybettim. Kesin süpürge yuttu," dedi.
İnsanlar her şeyi süpürgeye atar. Ama ben bilirim. Bu apartmanda hiçbir şey kaybolmaz. Sadece başka birinin yuvasına taşınır.
Olay yerini inceledim. Halı: tertemiz. Süpürge torbası: boş. Pencere: kapalı. Kedi kapısı: yok.
Yani dışarı çıkmadı. İçeride.
Şüpheli listesini çıkardım:
1. *Üst kattaki Zeytin Han:* Emekli diktatör. Küpelerle işi olmaz, o altın sever ama sadece taht olarak.
2. *2 numaradaki Minnak:* Saksağan gibi, parlak ne varsa toplar. Geçen hafta benim tasmasımı çalmıştı.
3. *İnsan:* En şüpheli olan her zaman odur. Yanlışlıkla çekmeceye atmıştır.
Kokuyu takip ettim. Sevim Teyze'nin koltuğunun altına girdim. Toz, bir toka, ve... bir parıltı.
Küpe değil.
Bir çikolata ambalajı. Hemen tanıdım. Minnak'ın işi. O sadece parlak şeyleri değil, tatlı şeyleri de yürütür. Ve her hırsız gibi, olay yerinde iz bırakır.
Doğruca 2 numaraya çıktım. Kapıyı tırmaladım. Minnak'ın insanı açtı.
Minnak, kaloriferin üstünde yatıyordu. Altında ne var? Sevim Teyze'nin küpesi değil. 4 tane daha küpe, bir anahtarlık ve benim kayıp mavi topum.
Ama Sevim Teyze'nin küpesi yok.
Minnak'a baktım. O bana baktı. Kediler yalan söylemez, sadece miyavlamaz.
O anladım. Hırsız o değil. O sadece fırsatçı.
Gerçek hırsızı o an koltuğun altındaki çikolata kokusundan hatırladım. Sevim Teyze'nin torunu dün gelmişti. 5 yaşında. Parlak şeyleri seven bir başka ırk: çocuk.
Salona geri döndüm. Sevim Teyze'nin torununun oyuncak kutusuna atladım. Legoları dağıttım.
Ve oradaydı. Pembe bir hamur makinesinin içinde, hamur olmuş.
Vakayı çözdüm. Karşılığında bir kutu yaş mama ve Sevim Teyze'nin "Aferin benim dedektifim" öpücüğü.
Benim adım Pisi. Bu apartmanda kaybolan her şey, eninde sonunda benim burnuma gelir.