Derin bir karanlık, çok derin… Gözlerim sonu gelmeyen bir karanlığa hapsolmuştu sanki. Başka bir şey göremiyordum, sadece karanlık
Bir dakika ya, gözlerim bağlıymış. Sizi de gerdim pardon.
Ellerim! Ellerim neden bağlı! Neredeyim lan ben?! En son yatağımda mışıl mışıl uyuyordum, ne olduda şimdi bir sandalye de oturuyorum? Kaçırıldım mı lan yoksa?
Yok be kızım, kim seni ne yapsın? Yok yok, kaçırılmışım belli.
Kafamı sağa sola çevirirken etrafımda hareketlenmeler hissediyordum. Tüm vücudum kıpraşmaya başlamıştı. Birkaç adım sesi gelince konuşmaya başladım.
”Alo! Alo ne kızım ya, telefonla mı konuşuyorsun? Bakar mısınız?! Sen iyice kafayı yedin, garson mu çağırıyorsun şimdi de? Kimse var mı?! Aynen canım kendim, zaten çok istekliler seni cevaplamaya.” Diye kendi kendime bir süre söylendikten sonra tam karşımda birkaç ses duydum. Ardından biri konuşmaya başladı;
”Neden burada olduğunu biliyor musun?” Bunu söyleyen kişi sesini değiştirmek için bir ses cihazı kullanıyordu. Cızırtılı çıkan o sese cevap verdim.
”He, aynen biliyorum.” Ya sabır dercesine kafamı sağa doğru çevirip geri önüme döndüğümde cızırtılı ses konuştu.
“Kaçırıldın.”
”Yapma ya.” Diyerek dalga geçtim.
”Kesme artık sözümü!” Sustuğum da konuşmaya devam etti;
”Eğer bize yardım etmeyi kabul edersen, seni bırakabiliriz ama.”
”Peki ya kabul edip kaçarsam?”
”Hangi deliğe girersen gir, seni buluruz ve işini orada bitiririz.
“Kaç kişisiniz lan siz?!”
”Bize yardım edecek misin? Etmeyecek misin?” Diye ısrarla sordu. Burnuma gelen hafif tanıdık koku korkmam gerektiğini söylüyordu. Çünkü bu koku ölü kokusuydu.
”Önce gözlerimi aç, ortaklarımı tanımalıyım.” Bir nefes veriş ve birkaç adım sesi. Ardından gözlerim bir çırpıda o kumaş parçasından kurtuldu. Uyuşmuş gözlerimi ovmak istedim fakat yapamadım, etrafıma baktığımda yerde bir ölü vardı. Kanlar içinde yatan kişiye odaklanmış bakıyordum. Bu yüz biraz tanıdıktı.
"Sen... katil misin?"
"Sonunda ciddiye aldın." Diyen cızırtılı ses, yüzüne maske taktığı için yüzü görünmüyordu.
"Ne isteyeceksiniz benden? Birini öldürmemi falan mı?"
"Neden? Desek de yapabilecek misin sanki?" diye alay etti.
"Bak benden ne istiyorsunuz, bilmiyorum. Ama ne param ne de birini öldürecek cesaret var bende."
"Dıt, yanlış. Senden para ya da birini öldürmeni istemeyeceğiz." Şüpheli bakışlarım bir süre siyahlarla kaplanmış olan vücudunda sabitlendi.
"Peki ya ne?"
"Amcanı soymamıza yardım edeceksin."