Farklı bir okulun nasıl olacağını hep düşünmüşümdür; insanlarla nasıl anlaşacağımı,öğretmenlere nasıl iyi bir öğrenci profili vereceğimi..ve daha nicesini. ancak pekte beklediğim sorular kafamda oluşmamıştı..lisenin ilk günü okula girdiğim gibi etrafımdakilere iğrenerek bakıyordum çünkü hepsi okumak dışında her şey için gelmişlerdi,sınıfımın da pek aşağı kalır yanı yoktu açıkçası. Sınıf dağılımı yapılması için sıraya girdiğimizde sabırsızlıkla bekliyordum ismimin okunmasını ve sınıfa girmeyi..ve o an gelmişti, “Beste Vuslat..9/C sınıfı!” ismimi ve sınıfımı duyduğum gibi bölümün önüne gitmiştim,rastgele bir sırada 1-2 dakika bekledikten sonra sınıf dağılımları yapılmıştı..o an kalbim küt küt çarpıyordu, aklımda sürekli “acaba sınıfımdakiler nasıl?” Sorusu dönüp dolaşıyordu..gerçi beklentim pek yüksek değildi çünkü hepsi hayvanat bahçesinden kaçmış tiplere benziyordu..sınıftakiler de öyleydi..sınıfa girdiğimde üçüncü sıraya oturmuştum..önümde bir kızla çocuk oturuyordu,şimdilik yanım boştu..sınıf yavaş yavaş doluyordu. o sırada telefona bakınırken yanıma bir tane çocuk oturmuştu ve hiç beklemediğim biriydi..çocuğu bahçede görmüştüm ve içimden “bune böyle ya” demiştim resmen çünkü tipi ve tarzı tuhaftı..ardından ders başladığında gelen hocalar kendini tanıtıyordu,dıştan iyi duruyorlardı ama bunu zamanla derslerini dinleyerek öğrenecektim. ilk teneffüs’e girdiğimizde sıramdan kalkmamıştım bile..telefonda arkadaşlarımla konuşurken sınıfa bi çocuk girmişti…başımı kaldırıp baktığımda o kadar garip gelmişti ki çok büyük duruyordu,sınıfta kalan öğrencilerden biri olduğunu düşünmüştüm en arka tarafa oturmuştu arkadaşlarıyla beraber..o sıralarda da konuştuğum bir çocuk vardı,onunla konuşurken hocanın sınıfa girmesiyle telefonumu kapatmıştım..gene hoca kendini tanıtıyordu ve sıra bize gelmişti..herkes kendini tanıttıktan sonra o çocuk da tanıtmıştı kendini. ismi “𝐌𝐢𝐫𝐚𝐜̧”, hoca ona nerde oturuyorsun diye sorduğunda “evimle okul arasında 3 dakikalık mesafe var” demişti. İçten içe “vay anasını ne şanslıymış!” Demiştim çünkü benim evim okula uzaktı. işte o andan sonra garip bir şekilde miraca karşı olan merakım daha da artmıştı..gün boyu sınıftakileri gözlemlesem de gözlerim sürekli ona kayıyordu..kafamın içinde sürekli “beste noluyor kızım sana! Kendine gel” sesi yankılanıyordu..çokta umursamamıştım gerçi çünkü sadece bir merak vardı içimde,daha da ilerisi olmazdı zaten..saatler öylece akıp geçerken sonunda okul bitmişti..annem beni aldıktan sonra yol boyu ertesi günün nasıl olacağını düşünüp durmuştum. 𝐞𝐫𝐭𝐞𝐬𝐢 𝐠𝐮̈𝐧 olduğunda gene aynı yerime geçip oturmuştum ama bu sefer yanıma farklı bir çocuk oturmuştu..minnacık bir şeydi ve yanımda kardeşim gibi duruyordu! Sonra gelen hocalardan biri telefonları toplamıştı..önümdeki kızla sürekli birbirimize gülümseyip duruyorduk ve kız telefonlar toplandıktan sonra arkasını dönmüştü bana..
“Naber?”
“İyi sen?” o an elim ayağıma dolanmıştı çünkü sınıftan neredeyse ilk defa biriyle konuşuyordum ve utanmıştım açıkçası.
“İyi bende! 𝐑𝐚𝐛𝐢𝐚 ben..”
“Beste bende..Memnun oldum!” Gülümseyen bir ifadeyle bana bakarken tekrar konuştu..ama bu sefer oflayan bir ses tonuyla.
“En yakın arkadaşım gitti ya!”
“Aynı sınıfta mıydınız?”
“Hayır” bir şeyler mırıldanmıştı ama ses tonu bana göre düşük çıkıyordu ve dediğini pek anlayamıyordum
“Bu okulda mı?”
“Hayır,telefonları aldılar ya..en yakın arkadaşım telefonum işte!”
Kıza şapşal bir ifadeyle bakarken hafif gülmüştüm “haa anladım..”
“Of sıkıldım ya..” dediğimde bana katılarak..
“Bende” demişti..bir süre susmuş boş boş sınıfa bakınıyorduk..o sırada da yanımda ki minnak çocuk kalkıp başka bir sıraya geçmişti..içten içe bi “oh!” Çekmiştim. rabia bana bakıp “yanına geleyim mi?” Demişti.. anında kabul ederek “gel”..dememle soluğu yanımda almıştı. Biz baya derinlemesine konuşmuştuk; ortaokullarımızdan,eski sevgililerimizden tut saçımızın şekline kadar konuşmuştuk..eh biraz da sınıfın dedikodusunu yapmıştık..sınıfta ikimizinde sevmediği üçlü bir kız grubu vardı 𝐭𝐮𝐚𝐧𝐚,𝐞𝐥𝐢𝐟 ve 𝐛𝐞𝐫𝐢𝐥. Hepsi birbirinden iticiydi ve tam bir erkek meraklısılardı!..hiç sevmem böyle tipleri. Biz sohbete dalmışken zil çalmıştı ve beraber bahçeye inmiştik,pek bir şey konuşamıyorduk ama dolaşıyorduk en azından..gene de rabia çok tatlı bir kız gibiydi,sanki yansımamı görüyordum onda!..zil çalmıştı ve sınıfa dönmüştük,ancak bugün atölye dersimiz varmış ve sınıfça ilk defa atölyeye gidecektik. Atölyeye indiğimizde herkes istediği yere oturmuştu. Benle rabia yan yanaydık ve yanımızda iki kız daha vardı..kim nereye oturmuş diye diğerlerine ufak bi göz gezdirirken gözüm gene miraca takılmıştı..kapı tarafına arkadaşlarıyla beraber oturmuştu. Ders başladığında hoca önce kendini tanıtıp daha sonra da atölyeyi ve bölümümüzü anlatmaya başlamıştı. Daha ilk atölye dersimiz olduğu için serbest bırakmıştı,rabiayla bir şeyler konuşmuştuk ve zaman öyle az çok akıp gitmişti ama en sonunda rabia uyumuştu..çantamdan kitap çıkartıp okumaya başlamıştım ‘𝐑𝐚𝐡𝐚𝐭𝐥𝐚𝐦𝐚 𝐊𝐢𝐭𝐚𝐛ı’ isimli bir kitap,ki son zamanlarda en ihtiyacım olan şey..baya bir okuduktan sonra sıkılıp kitabı kapatmış etrafa bakınıyordum.. 𝘢𝘤𝘢𝘣𝘢 𝘦𝘵𝘳𝘢𝘧𝘢 𝘮ı, 𝘺𝘰𝘬𝘴𝘢 𝘰𝘯𝘢 𝘮ı? eh..orası da biraz muamma. Neyse ki sonunda Rabia uyanmıştı
“Of çok sıkıldım ben!” diye mızmızlanıp duruyordum,rabia da aynı şekildeydi..
Sınıfta 𝐁𝐚𝐫𝐚𝐧 diye bir çocuk vardı..o kadar tipsiz bir şey ki! Kimseyi tipiyle aşağılamayı sevmem ama gerçekten çok gıcık. sanırım benden veya rabiadan hoşlanıyor olmalı çünkü sürekli ayağa kalkıp çöp atıyor ve her sırasına dönerken de bize bakıp duruyor..gerçi hangimize baktığını da pek anlayabilmiş değilim.
“Mal mı bu çocuk bakıp bakıp duruyor?!’
diye çıkışmıştım kendi kendime rabiaya bakarak..
“Ay bilmiyorum ama asker kaçağına benziyor” biz gülmeye başlamıştık aramızda ama gerçekten de öyleydi baran..tipi komikti yan tarafta ki sırada otururken arkamızdaki çocuğun ağzının içine girerek bir şeyler demeye başlamıştı
“oğlum sen şurdan kalkıp benim yerime geçsen olur mu? Lütfen!” Diyerek çocuğu rica ediyorum ayağına zorla yerinden kaldırıp rabianın arkasına oturmuştu..orda bi işkillenmiştim zaten. Sonra rabia uyurken salak saçma sorular sorup rabiayı dürtüyordu ve bana bakıp
“Arkadaşının ismi ne?” diye sormuştu. Ben ters bi ifadeyle yarı arkamı döner şekilde göz ucuyla ona bakarak..
“Sanane”
“Ya söylesene kızım!”
“Fadime ismi..oldu mu?” Yalandan bir şeyler uydurmuştum çünkü sinir etmişti beni. Rabiayı gene dürterek..
“Fadime..Fadime!” Rabia da bunalmıştı ama yüzünde hafif bi tebessüm ifadesi vardı..gözümden kaçmadı değil yani!..baran buna saçma saçma şeyler soruyordu ve bana sürekli laf sokup karışıyordu..dersi dinlerken bi anda beni dürtüp geriye doğru yaslanmıştı..
“Al şu saçlarını şurdan ya! Hep sırama dökülüyor.” Diyişiyle dik dik ona bakarken inadına saçımı sırasına doğru savurarak..
“Beni ilgilendirmez” dememle iyice sinir etmiştim onu..
“Ne ters bi kızsın ya!” e yani evet biraz öyleydim ama karşımda ki kişi bana nasılsa bende ona öyleydim..üstelik beni sinir ediyordu!
okulun bitmesine on dakika kalmıştı..sınıftan bir çocuk telefon kutusunu almaya yukarı gitmişti..o sırada çantalarımızı topluyorduk ve ben gene 𝘰𝘯𝘢 bakıyordum,aramızda bi göz teması olmuştu ama utandığım için hızla gözlerimi kaçırmıştım..sanki ilk ben bakmamışım gibi! Ama kim bilir..belki de ilk o bakıyordu da ben farkında değildim?..telefonları aldıktan sonra zil çalmıştı ve okuldan çıkmıştık..annem kapının önünde bekliyordu,arabaya bindikten sonra eve doğru giderken günümü anlatıyordum..eh biraz da mızmızlanıyordum yoldan kaynaklı,eve gittiğimizde yemek yerken birden okul konusu açılmıştı..
“Nasıl gidip geleceksin sen böyle okula kızım..eve uzak kalıyor” doğruydu..okul uzaktı ve annem arabayla getirip götürüyordu ama benim için çok sıkıntı olmuyordu fakat bizimkiler aynı fikirde değildi ve benden nakil aldırmamı istiyorlardı..ben bunu hiç ama hiç istemiyordum çünkü sevmiştim okulumu..ama aileye de söz geçiremiyor insan işte. o gece içimde huzursuzlukla yatağa yatmıştım..ya nakil aldıracağım yer kötü bir okul çıkarsa?, ya alışamazsam?, hangi okula nakil aldıracağım?..gibi sorular dönüyordu kafamda. Sabahı zor etmiştim o gece.. 𝐯𝐞 𝐠𝐮̈𝐧𝐥𝐞𝐫𝐝𝐞𝐧 𝐜̧𝐚𝐫𝐬̧𝐚𝐦𝐛𝐚𝐲𝐝ı, okula biraz gecikmiştim ve sınıfa çıktığımda sınıf bomboştu..“Nerde bunlar ya..” diye kendi kendime mırıldanıyordum..ders programını da henüz tam bilmediğim için emin de değildim nerede olduklarından..aşağı kata indiğimde 𝘰𝘯𝘶 görmüştüm..içeri giriyordu bende merdivenlerden iniyordum..yanıma doğru gelmişti..
𝘋𝘦𝘷𝘢𝘮 𝘦𝘥𝘦𝘤𝘦𝘬…