Yeni insanlar görmek, tanımak ve onlarla konuşmak; yeni şehirler gezmek, yeni tatlar tatmak ve yeni bir güne başlamak: bana her zaman iyi gelirdi.
Beni mutlu ederdi. Hep mutlu eder sanırdım. Yanıldım. Bazenmiş.
Nefret ettiği şehirden gitmek üzer miymiş insanı? Yıkarmış. Peki bir şehirden nasıl nefret edilirmiş? Edilmezmiş. Ettirilirmiş.
Sevdiklerin tarafından.
O şehire bir daha geri dönülür müymüş? Dönülmezmiş. Çünkü zaten gidilmezmiş. Bir parçan orada kalırmış, ya ruhundan ya da kalbinden bir parça.
O şehirden kopulmazmış, çünkü o şehrin insanı evin olurmuş.
Evim olmuş.
Harabe bir ev.
Benliğimden uzakta, beni değiştirmiş. Aptal etmiş. Gözüm kör, dilim lal olmuş. Kötüye alıştırmış. Neşemi almış.
Ve ben bunu hayat sanmışım.
Bunu yaşatana da hayatım demişim. Hayatım etmişim. Anlamı sanmışım.
Yanılmışım.