Okula geldiğimde ilk önce dolaba uğradım cevap gelip gelmediğine bakmak için ama kağıt falan yoktu. Dolabı kilitleyip sınıfa gittim. İlk ders edebiyattı ve aynı zamanda kitap okuma günüydü bugün. Yani ilk ders kitap okuyacaktık. Mustafa hoca bu konuda çok ciddiydi ve sınıfta çıt çıkmasını istemiyordu. Ses olursa da ona söylememizi söylemişti. Evet 11. sınıf olabiliriz ama böyle.
Sınıfa girip çantamı sırama bıraktım. Betül bugün başka bi yerde oturacakmış. O yüzden ben tek kalmıştım. Önümde iki çocuk ve arkamda bi kız oturuyordu. Ve ben orta kümenin sondan bi öndeki sırasındaydım. Çok geçmeden ders başladığında biz de kitap okumaya başlamıştık.
Dahaca 10 dakika olmamıştı ki öndeki çocuk konuşmaya başladı. Yanındakine sessizce bi şeyler anlatıyordu sanırım ama sessiz değildi. Biraz daha ses çıkardığında sessizce uyardım onu.
"Sessiz olur musun?"
Çocuk bana dönüp bir saniyelik süzdükten sonra kibirli bakışlarıyla bana 'ne diyorsun ya' der gibi baktı. Sonra da önüne döndü. Benim uyarım onun umurunda bile olmadığından konuşmaya devam etmişti. Anlamadığım şey onun önünde oturanlar hiç mi rahatsız olmuyor? Yanındaki zaten sadece dinlediğinden pek umursamadığı belliydi. Ama ben rahatsız oluyorum canım olamaz mı? Hem uyardım da. Dinlemedi beni. O konuşmaya devam edince ben de bu sefer hocaya söyledim.
"Hocam ses yapıyor rahatsız oluyorum." dedim o çocuğu göstererek. Hoca bi bana bi ona baktı. Ama o çocuk atladı hemen.
"Hayır hocam ses yapmadım ben."
Ben tam konuşuyordum ki Mustafa hoca uzamasın diye uyardı hemen.
"Kitap okumak dışında bir şey yapanların sözlülerini kırıyorum biliyorsunuz. Ses duymayayım."
Hoca elindeki kitaba dönünce ben de tam kitabıma dönüyordum ki o çocuk bana dönüp dudak hareketleriyle küfür etti. Küfür etti. Bildiğiniz anneme babama laf söyledi bu çocuk. Sesli değildi ama küfür ettiği çok netti.
'Şerefsiz.'
Böyle bi şeyi asla beklemediğim için bi anda tuhaf oldum. Neredeyse sinirden gülecektim. Hemen ciddiyetimi toplamaya çalışıp hocaya döndüm.
"Hocam bana küfür etti." dedim yine onu gösterip. Belki çok çocukça gibi gözükebilir bu şikayet ama en azından uyarı veya disiplin alması gerek dimi? Edebsiz çocuk anneme babama laf söyledi resmen. Hem de yenilir yutulur bi şey değil bu söylediği.
Hoca bize döndüğü an itiraz etti.
"Hayır hocam küfür falan etmedim." dedi hızla. "Siz duydunuz mu? Etmedim ben küfür falan." deyip yanındakine ve diğerlerine döndü.
"Etti hocam gözümle gördüm. Sesli söylemedi ama dudağını hareket ettirdi. Eminim." dedim ben de itiraz ederek.
Erkeklerden bazıları konuşup onu destekledi.
"Duymadım hocam ben."
"Aynen hocam kitap okuyordu çocuk."
"Ben de duymadım."
Şaşkınca onlara baktım. Gerçekten benim yalan söylediğime ve onun küfür etmediğine inandılar mı? Bi de destek veriyorlar ya olabilir mi böyle bir şey? Sesli söylemediğini söyledim zaten derdiniz ne sizin?
Hoca ikimizin arasında kalırken sağ kümenin en önünde oturan çocuk konuştu.
"Hocam hem o küfür etmez."
Sonra bi çocuk daha konuştu.
"Evet hocam biz erkeklerle kendi aramızda toplanıyoruz bazen o zaman bile etmiyor."
Ben hayatımda bu çocuk kadar küfür eden insan görmediğime yemin bile edebilecekken şunların dediğine bak. Ve bu çocuk onların yanında özellikle çok küfrediyor. Ben kendim şahidim. Ama şuan resmen yalan söylüyorlar ya resmen! Hepsi beraber beni bildiğiniz yalancı durumuna düşürdüler. Ve biliyor musunuz? Bir Allah'ın kulu da demedi ki Elif yalan söylemez. Allah aşkına kim bu zamana kadar yalan bi şey söylediğimi duydu ki benim? Kim ya kim? Yani bu kadar mı nefret ediyorsunuz anlamadım ki. Göz göre göre yalan söyleyip bana iftira atacak kadar. Gerçekten yazık ya.
"Hocam iftira atacak değilim ya, doğru söylüyorum küfür etti." dedim iyice sinirlenirken. İşin kötü yanı Mustafa hoca bu dönem gelmişti ve bizi tam olarak tanımıyordu. Ve şuan ne düşündüğü hakkında inanın bi fikrim yok.
Hoca kaşlarını çatıp sınıfa sordu.
"Berk küfrediyor mu normalde? Dürüst olun."
Aynen hocam kesin dürüst olurlar.
Yine de bi umut doğru söyleyen çıkar diye sınıftakilere baktım. Az öncekiler dışında birkaç erkek ve birkaç kız konuştu.
"Yok hocam ne küfürü?"
"Hayır hocam."
"Hocam ben onunla aynı mahalledeyim hiç duymadım küfür ettiğini."
Hepsi o kadar ciddiydi ki şok olmuştum. Ya gerçekten böyle bir şey olabilir mi? Onlarla beraber ettikleri küfrün haddi hesabı yok dedikleri şeye bakın. Kafayı yemek üzerim. Bu neyin nesi ya? Yalan söylemek bu kadar kolay mı gerçekten?
Bi de hiç kimsenin bana destek olmaması. Ya bir Allah'ın kulu inanmıyor mu bana? Biriniz bile bu kız yalan konuşmaz diyemiyor musunuz? Bu kadar mı tanıyamadınız beni? Herkesi geçtim Betül niye susuyor?
Hoca hepsini dinledikten sonra ben konuştum hemen.
"Hocam yalan söylüyorlar, sınıfta bile kaç kere etti o kadar insanın içinde."
Hoca bana yandan bi bakış atıp konuştu.
"Bu kadar insan yalan mı söyleyecek?"
Gözlerim kocaman olurken ağzımı bile açamadım. Şimdi asıl şoku yaşıyordum işte. Bana resmen yalancı ve iftiracı gözüyle bakıyordu Mustafa hoca. Bu yalancılara inanmıştı. Benim sözümün kıymeti bile yoktu. Çoğunluk ne derse o dimi? Tabii ki öyle. Yalancı şahitlik yapmaları hiç önemli değil. Çok olsunlar yeter. Dimi?
Gözlerim dolmak üzereyken birkaç kez kırpıp geri gitmelerini sağladım.
'Yemin ediyorum bunların yanında ağlarsan çok kötü yaparım seni.'
Ya tabii ki ağlamam. Hele şu durumda ve bu insanların yanında asla. Sakın Elif! Gebertirim seni sakın!
"Hocam ben yalan da söylemiyorum iftira da atmıyorum. Beni azıcık tanısanız zaten yalan söylemeyen biri olduğumu anlardınız. Ama siz neye inanmak istiyorsanız inanın. Ben hakkımı öyle veya böyle alırım Berk'ten de onun yalancı şahitlerinden de beni yalancı durumuna düşüren herkesten de. İzin verirseniz lavaboya gitmek istiyorum." dedim son sakinlik kırıntılarımı kullanarak.
Hoca hala aynı bakarken başıyla kapıyı gösterdi. Sertçe yerimden kalkıp sinirle sınıftan çıktım. Kapıyı kapattığım an elimle ağzımı kapatıp ses çıkarmamaya çalıştım. Yoksa şimdi sinirden ağlayacaktım burada.
Gözlerim tekrar dolmaya başladığında koşarak lavaboya gidiyordum ki koridorun sonunda biriyle göz göze geldik.
Kaan'la.
**
Her ne kadar hikaye olsa da böyle şeyler yaşayanlar mutlaka vardır. Hatta ben bunun bi tık iyisini yaşayan birini biliyorum. Maalesef insanlar bazen gerçekten kötü olabiliyorlar.
Neyse canım bu kadar duygusallık yeter.
Nasılsınız acısız şalgamlarım?
Beni sorarsanız iyiyim elhamdülillah.
Ya biraz karnım ağrıyor da ondan robot gibi konuşuyor olabilirim. Kusura bakmayın.
Birkaç soru sormak istiyorum.
1. Öncelikle siz Elif'in yerinde olsanız ne yapardınız?
2. Mustafa hocanın yerinde olsanız ne yapardınız?
3. Betül'ün yerinde olsanız ne yapardınız?
4. Elif'in yerinde olsanız nasıl hissederdiniz?
Ben iğrenç hissederdim.
Yorumlarınızı ve cevaplarınızı bekliyorum :)
Bu arada yeni bölümde veya birkaç bölüm sonra size bi duyurum olacak söyleyim dedim.
Yeni bölümde görüşmek üzeree.
Allah'a emanet olun hepiniz. :))
Kalın sağlıcakla...
💙💙
