İçeriğe geç

Dar Kafa

Bölüm 49 · 5 dk okuma

Dar Kafa

Bölüm 49

4.9

Ben şaşkınlıkla bi sunucuya bi Mustafa hocaya bakarken Mustafa hocanın da kaşlarının çatılmış olduğunu gördüm. Sevgi hoca ve Müdür Yardımcısı Doğukan hoca da ne olduğunu anlamaya çalışır gibiydi. Kaan'a baktığımda kaşları hafif çatılmış olayı anlamaya çalışıyor gibiydi.

"Hocam biz Kaan'la beraber yapmıştık ama resmi?" diye sessizliği bozan ben olmuştum. Mustafa hoca ise Doğukan hocaya dönmüştü hemen.

"Evet hocam beraber yapmışlardı çocuklar. Niye sadece Elif'i çağırıyorlar? Bi konuşsak mı?"

Doğukan hoca kısa bi süre düşünüp cevap verdi.

"Olur hocam gelin soralım ne olduğunu. Çocuğun hakkını yemesinler."

Saniyeler içinde bu konuşma geçerken Doğukan hoca ve Mustafa hoca ayaklandı. Sevgi hoca da onlarla gitmeyi teklif etse de gerek olmadığını söyleyip gitmişlerdi.

Biz yani en azından ben stresle onların gelmesini beklerken aradan yaklaşık 5 dakika geçmiş ve Mustafa hocayla Doğukan hoca gelmişlerdi. Onlar geldiği sırada ise benim ismim tekrar yankılanmıştı salonda.

Mustafa hoca yanıma gelip hızlı hızlı konuştu.

"Elif sen git ödülü almaya. Son anda bi sorun çıktı. Okulu temsil etmek için gitmen lazım hadi kızım."

"Ama hocam Kaan..." dememe kalmadan hoca değil Kaan konuşmuştu.

"Sen git Elif, zaten taslak sana aitti. Hem okulu temsil etmen lazım."

O öyle deyince içime öküz oturmuş gibi hissetmiştim. Tam ağzımı açıp konuşuyordum ki Mustafa hoca aceleyle konuştu.

"Hadi kızım seni bekliyorlar."

El mecbur kalkıp sahneye çıktım. Arkadan alkış sesleri gelirken ben hiç mutlu değildim. Çünkü şuan Kaan'ın hakkını yiyorlardı. O da en az benim kadar uğraşmıştı. Üstelik benim yetiştiremediğim zamanda gelip mecbur olmadığı halde bana yardım etmişti. Şimdi ise meyvesini ben yiyordum. Bu çok kötü bi durum.

Kim olduğunu bilmediğim ama bize ödülleri takdim edecek olan bu adam gelip sırayla bizi tebrik etti. Sonra ödüllerimizi verip kısaca bir şeyler söyledi. Sahnede olduğum sürece hiç gülememiştim. Kendimi çok kötü hissediyordum. Hak etmediğim bir şeyi alıyor gibi.

Nihayetinde adam konuşmasını bitirdiğinde bizi de gönderdiler yerlerimize. Hemen sahneden inip hocaların yanına gittim.

"Hocam neden böyle oldu?" diye sordum hiç beklemeden. Bu nasıl bi saçmalıktı böyle?

Mustafa hoca modu düşük bi şekilde cevapladı sorumu.

"Yarışmanın son günü açıklama yapmışlar, grup halinde yapılan resimler kabul edilmeyecek diye. Aynı gün erkene alındığı da açıklandığı için ben o kısma dikkat etmemişim. Ama sizin resim çok beğenildiğinden çıkarmak istememişler. O yüzden sadece birinizi çağırmışlar."

Mustafa hocanın açıklaması bana aşırı saçma gelirken kaşlarımı çatmıştım.

"Ama hocam çok saçma, o zaman bizim resmi hep iptal etselermiş." dedim yine itiraz kokan sesimle. Hoca da bunalmış olmalı ki bana ters bi cevap verdi.

"Ne yapalım kızım? Adamlar açıklama yapmış ben görmemişim, sizinkini de çok beğenmişler çıkarmamışlar yarışmadan. Gittik konuştuk, olmaz dediler. Ne yapalım?"

Hoca da haklı şimdi. Ne yapabilirler ki?

Önüme dönüp elimi izlemeye başladım. Sinirlerim bozulmuştu. Nereden kabul ettim ki teklifini? Yapma resim falan, katılma yarışmaya, ne zorun vardı?

Af Allah'ım ya.

'Ya vardır bunda da bi hayır, niye canını sıkıyorsun?'

Ama iç ses görmedin mi saçmalığı? Gittim, sanki sadece ben yapmışım gibi ödülü aldım geldim. Kaan'ın da emeği vardı onda.

'Tamam da kızım senlik bi durum yok ki. Sen bi şey yapmadın ne olduysa olmuş işte boş ver.'

İç sesim beni teselli etmeye başladığına göre durum vahimdi. Hızla kendime gelip sinirlenmeyi bırakmaya çalıştım.

Tamam Elif senlik bir şey yok. Olan olmuş yapacak bir şey yok. Sakin ol biraz.

Ben kendi kendimi sakinleştirmeye çalışırken hocaların ayaklandığını gördüm. Sanırım gitme zamanı gelmişti.

Çok şükür!

Tam dışarı çıkmış arabaya biniyorduk ki Sevgi hoca konuştu.

"Hocam bi fotoğraf mı çekinsek?"

Sevgi hoca gibi düşünceli bi kadın bunu Kaan için demediyse ben de bi şey bilmiyorum.

Mustafa hoca ve Doğukan hoca onu onaylayınca Sevgi hoca telefonunu çıkarıp kadraja hepimizi aldı. Şuan iki hoca arkada, Sevgi hoca önümüzde, Kaan ve ben ise yan yana kalmıştık. Tabii aramızda mesafe vardı ama yan yanaydık en nihayetinde.

Puff ya. Ben bu çocukla niye hep yan yanayım?

'Bilemem.'

Tövbe estağfurullah!

Sevgi hoca birkaç fotoğraf çektikten sonra telefona bakıp konuştu.

"Siz ikinizi de ayrı çekelim gençler. Geçin şöyle binanın önüne."

Ya hocam ya. Senin derdin ne hoca? Ne yapacaksın bizim fotoğrafımızı Allah'ını seversen?

Ben bi Sevgi hocaya bi Kaan'a bakarken Kaan'ın da bana baktığını gördüm ama bunu boş verdim. İşleri zorlaştırmaya gerek yok.

Sevgi hoca "Hadi." diye bizi uyarınca yine el mecbur binanın önüne geçtik. Kaan yanıma geldiğinde aramıza mesafe bırakıp durmuştu. Gözlerim yine ve yine onun yüzüne uğramazken Sevgi hocanın telefonuna doğru baktım.

'Cenazede misin? Şu surata bak.'

"Gençler biraz gülsenize ya." diyen Sevgi hocayla beraber hafif tebessümle baktım telefona. Ona hiç dönmediğim için nasıl baktığını göremiyordum.

Sevgi hoca fotoğraflarımızı çektikten sonra arabaya bindik ve gitmeye başladık. O sırda gelen bildirim sesleriyle beraber telefona baktım. Sevgi hoca fotoğrafları atmıştı. Sırayla fotoğraflara bakarken en sondaki dikkatimi çekmişti. Bu Kaan'la olan fotoğrafımızdı. Aslında anormal olan çok bi şey yoktu.

Tuhaf olan, ben telefonun kamerasına bakarken Kaan'ın bana bakmasıydı.

**

Öncelikle merhaba hepinizeee. Açıkçası bu tür yazıları becerebildiğimi düşünmüyorum ama denemek de istiyordum. Bugüne nasip oldu galiba. (gerçi ben bunu biraz daha erken yazıyorum yayınlayacağım zamana göre ama olsun)

Öncelikle size nasıl hitap edeceğimi bilemiyorum açıkçası. Sevgili okurlarım gibi düz bi hitap kullanmak istemiyorum. (kullananlara lafım yok bu arada yanlış anlaşılmasın) Çünkü bi kere siz beni okumuyorsunuz. Dar Kafa'yı okuyorsunuz. Dolayısıyla Dar Kafa'nın okurları oluyorsunuz. O zaman benim okurlarım olmuyorsunuz. Ama benim hikayenin okurlarısınız.

İşte böyle arada kalıyorum sonra size nasıl hitap edeceğimi bulamıyorum. Bu yüzden de giriş cümlesini de oluşturamıyorum. Ve sonuç olarak bölüm başı veya sonu yazı yazmak istesem de girişi yapamadığım için devam edemiyorum.

Kısacası Allah başka dert vermesin diyeceğiniz bi durumdayım.

Ama aklımda birkaç bir şey var. Karar verme işini size bıraktımmm.

Ciğerimin köşeleri?

Afyon lokumlarım?

Acılı çiğköftelerim?

Acısız şalgamlarım?

Limonlu sodalarım?

Şemsiyeler?

Hiçbiri?

En çok hiçbiri kısmına talep gelirse yine bulamadığıma üzülmek yerine bi saat buna gülebilirim. :D

Eğer hiçbiri derseniz fikirlerinizi beklerim. :)))

Baya uzun konuştum ama bi de ilerleyen zamanlarda yapmak istediğim şeylerden bahsedip öyle bitirmek istiyorum.

Bölüm sonlarına sorular koyabilirim, bölümle ilgili veya sonraki bölümde olacaklarla ilgili.

Karakterlerle soru cevap yapabiliriz eğer siz de isterseniz. Karakterlerin sizin sorularınızı bire bir cevaplayacağı soru cevap.

Bi de benim çoook sevdiğim arkadaşım hikayemize kapak yapmış. Ayrı bi bölümde onları da size göstermek istiyorum. Belki değiştirebiliriz kapağı. :)

Böyle işte, aklımda var ama uygulamaya geçmesi size bağlı. İsterseniz yaparız. Hep dediğim gibi düşünceleriniz benim için önemli. :))

Dönütlerinizi bekliyorummm...

O zaman bana eyvallah :))))

Kalın sağlıcakla :))))

💙💙

Bölüm sonu

2 yorum