Bu bölüm özel bölüm çünkü...
Bu bölümde ilk kez notu yazan arkadaşın ağzından okuyacağız olanları. Ve bu bölüm diğerlerine göre biraz daha uzun. Özel bölüme özel olduğu için diğer bölümlerde eski düzende devam edeceğim Allah'ın izniyle. Yani bu kadar uzun olmayacak. Bu bölümün özel olmasını bir sebebi de Elif'in yazdığı notun uzunluğu ve anlam bütünlüğünün bozulmaması. Ayrı bölümlere koyup karmaşa olmasın diye tek bölüme koymak istedim. Hepinize keyifli okumalar... (;
**
Ders bitince hemen dün akşam özenle yazıp çantama koyduğum kağıdı çıkardım. Dün dolabıma koyulan kağıtta bana birçok soru sormuştu. Gün içerisinde maç falan derken fırsat olmamıştı yazmaya ama akşam halledebilmiştim. Çok uzun olmasa bile benim iki saatimi alan bu yazının bu kadar uzun sürmesinin sebebi okuyacak kişinin yanlış anlamaması ve benim ona yanlış bir bilgi vermek istemememdi.
Aldığım kağıtla beraber koşar adım dolabıma gittim. Kağıdı görebileceği bir şekilde bırakıp kapağını kapattım. Sonrasında ise tekrar sınıfa gittim.
Notları Yazan Kişiden
İkinci ders başlamıştı. Ama bizim dersimiz boştu. Sınıf başkanı her ne kadar sınıftan çıkmayın dese de tabii ki onu dinlememiştik. Herkes bir yere dağılırken ben Elif ve benim ortak dolabımıza gitmiştim. Evet o her ne kadar kendisinin sansa da o dolabı ilk ben almıştım. Fakat başlarda kullanmıyordum ama ilerleyen zamanlarda kullanmak için gittiğimde başka birinin kitaplarını görmüştüm. İlk başta anlamasam da sonrasında dolabımı onun işgal ettiğini anlamıştım. Çünkü o sonradan aldığı özel defterini almadan önce ben okumuştum. Sonrasında onu bulmam çok zor olmamıştı. Yani her şey böyle başlamıştı. İkimizin de dikkatsizliği yüzünden. Ben iki anahtar alınması gerektiğini bilmiyordum ve muhtemelen o da bilmiyordu, benim dolabı kendisinin sandığına göre.
Tabii ki o notların sebebi sadece bu değil. Daha başka şeyler var ama şimdilik bu kadarı yeter. Kalanı başka zamana artık. (;
En son yazdığım nottan sonra bana cevap yazmış mıydı merak ediyordum. Bu yüzden hızlı davranıp hemen dolabı açtım.
Yazmıştı. Cevap vermişti bana.
Dolabı tekrar kilitleyip aldığım kağıtla beraber çabucak aşağıya indim. Tam da onun neredeyse her öğlen oturduğu ağacın dibine gidip oturdum. Daha fazla beklemeyip kağıdı açtım ve merakla okumaya başladım.
"Öncelikle böyle bi şey sorman beni mutlu etti. Açıkçası bunu öğrenmek istediğin için mi yoksa dalga geçmek için mi sordun bilmiyorum. Ama ben yine de yapmam gerekeni yapacağım. Gerisi sana kalmış. Ama şunu da söylemeliyim ki benim söylediklerimle kalma ve araştır, ben kendi çapımda anlatmaya çalışacağım. İnşaAllah faydalı olur.
Evet, doğru. Tesettüre girmemizi de karşı cinsle olan ilişkimize dikkat etmemizi de Allah emretti.
Nur 31
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah'a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!
Ahzah 59
Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler. Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.
Dış kıyafet denilen şey tefsirleri de göz önüne alarak bütün vücudu örten, vücut hatlarını belli etmeyen örtü anlamına geliyor. Ama diğer ayette dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler diyor. Bir hadise bakarak bu dışarı kalanların ne olduğunu anlaşılıyor, el ve yüz. El ve yüz dışında vücudumuzu örtmemiz gerekiyor.
"Ey Esma! Şüphesiz kadın erginlik çağına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir." Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti." (Ebu Davûd, Libâs, 31)
Başörtümüzü de yakamızın üzerinden bağlamamız, yani boynun biraz altı da belli olmamalı.
Bu kısım üzerimdeki kıyafetlerin açıklamasıydı. Nedeni de şöyle...
Erkeklerin fıtratıyla kadınların fıtratı farklı. Kadınlar erkeklere göre daha estetik ve güzel yaratılmış varlıklar, biçim olarak. Ayette de dediği gibi bu tanınıp rahatsız edilmememiz için daha uygundur. Açık saçık kadınların yanından geçen ahlaksız erkekler onlara bakmaktan çekinmezler, hatta ileri gidip taciz edenler bile oluyor. Hiçbir şey olmazsa bile kötü ve çirkin bakışlara maruz kalabiliyorlar. Bu çok olası bir durum. Ama tesettürlü birine bakmaları bile tuhaf olur, çünkü bakacak kadar bir açıklık olmaz. Elbet bakan sapıklar yine çıkabilir ama bu çok düşük bi olasılık. Haklı olarak diyebilirsin o ahlaksızlar yüzünden siz niye kapanıyorsunuz, onlar bakmasınlar? Çok doğru, mantıklı bir düşünce. Ama zaten bununla ilgili de bir ayet var. Hatta ilk tesettür ayeti erkeklere geldi.
Nur 30
Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.
İlk olarak tesettür ayeti erkeklere gelmiş. Onların gözlerini sakınmaları emredilmiş. Yani erkeklerin tesettürü de göz kapaklarıdır aslında. Erkeklerin bakmaması gerek. Kadınlarınsa örtünmesi. Bu şekilde iki taraf için de en uygunu oluyor. İki taraf da kendini korumuş oluyor. Ve aslında bakarsan daha ahlaklı bi toplum oluşmuş oluyor. Evlilikler daha sağlam oluyor, çünkü iki taraf da kendini sakınıyor. Bu şekilde aileler de sağlam oluyor ve bu sayede ahlaklı çocuklar yetişebiliyor. Bu da ahlaklı bi toplum oluşmasına vesile oluyor.
Şöyle bir gerçek var, her ne kadar erkeklerin bakmaması gerekse de ahlaksız veya sapık olanlar mutlaka oluyor ve bizim kendimizi onlardan bir şekilde korumamız gerekiyor. Allah da kötü bakışlardan, çirkin davranışlardan korunabilmemiz için bize böyle bir emir vermiş. Sence bu bize zulüm olsun diye mi yoksa bizi sevdiği için verdiği bir emir mi? Bence bizi sevdiğinin bir kanıtı bu emirler.
Erkeklerle arama koyduğum mesafe meselesine gelecek olursak sana çok ciddi bir şekilde şunu söylemek istiyorum. Ben, erkeklerin bizi yiyeceğini düşünmüyorum. Her şeyin bir sebebi vardır.
Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur.
İsra/32
Nur 30'da da 31'de de gözlerini haramdan sakınsınlar yazıyor. Bunun dışında bu ayet de var. Zinaya yaklaşmamak. Zina yapmak bi kenara dursun yaklaşmamamız gerekiyor. Yani zinaya götüren ne varsa ondan uzak durmamızı söylüyor. Bu belki bir temas olur ya da uzun bir bakışma veya cilveli birkaç cümle. Çoğaltılabilir. Bir de kendimce örnek vermek istiyorum.
İleride sevdiğin kızla evlendiğini düşün. Öyle biri var mı bilmiyorum ama olduğunu düşün. Evlenmişsiniz ve mutlusunuz, sen onu seviyorsun o da seni. Aradan biraz zaman geçiyor ve sen onun geçmişini öğreniyorsun. Senden önce başka biriyle sevgilisi olmuş. Beraber çok zaman geçirmişler, çok güzel şeyler yaşamışlar. El ele tutuşmuşlar, sarılmışlar, birbirlerine dokunmuşlar, göz göze birbirlerine bakmışlar. Yani senin gözünden sakındığın kadının geçmişinde başka biri olmuş ve bu kişi ona dokunmuş, ona sevdiğini söylemiş, onunla ilgili hayaller kurmuş, ve belki de daha ilerisini yapmışlar. Sonra da bir şey olmuş ve bir şekilde ayrılmışlar.
Bunları öğrendiğinde ne hissedersin? Sence de aranızda bi huzursuzluk olmaz mı? Bu huzursuzluk ailedeki herkese yansır, başta çocuklar olmak üzere. Sonra artık kavgalarda bunun da bahsi geçer. Aranız iyice açılır. Kısacası aile yapısı bozulur. Çocuklar özellikle çok etkilenir.
Ama geçmişinde biri olmayan bi eşin olduğunu düşün, olsa bile sadece görüştüklerini, temas etmeden. Allah'ın emrine uygun bir şekilde.
İlk sevdiği sensin, ilk dokunduğu, ilk kez gerçekten gözlerine baktığı, ilk kez gözünün içine bakarak güldüğü sensin. Aynı şekilde senin için de öyle olduğunu düşün. Sence de çok özel bi duygu değil mi bu? Bu durum huzursuzluk getirir mi sence? Bence mutluluğu temellendirir.
Nur 26
Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara lâyıktır. Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Onlar, iftiracıların kendileri hakkında söylediklerinden uzaktırlar; onlar için bir bağışlama, değerli bir nasip vardır.
Bir de bu ayet var. Eğer sen evleneceğin kadının sana temiz gelmesini istiyorsan senin de temiz olman gerekir. Bu yüzden davranışlarımızı ileriyi de düşünerek yapmamız daha iyi olur.
İnşaAllah anlatabilmişimdir. Buraya kadar okudun mu bilmiyorum ama dediğim gibi eğer dalga geçmek için sormadıysan bence okumuşsundur. Okumadıysan da senin tercihin bir şey diyemem. Ben elimden geleni yapmaya çalıştım. Umuyorum ki sen de beni anlamaya çalışmışsındır. Şunu bil ki Allah bizi seviyor, her ne kadar hata yapsak da, ve o emirleri bize zulüm olsun diye vermedi. Hepsini derinden düşünürsen aslında bizim lehimize olduğunu anlarsın.
Seni tanımıyorum. Kim olduğundan haberim yok ama çok önemli değil. Kim olsa bunları anlatmayı isterdim. Derdim imanın. İnşaAllah iyi bir şeylere vesile olmuşumdur. Senin için dua edeceğim. Allah'a emanet ol."
Oturduğum yerde öylece kaldım. Böyle derin bir açıklama beklemiyordum. Açıklamayı bırak bana cevap vereceğini bile düşünmemiştim. Ama bu kağıdı okuduktan sonra daha iyi anladım birçok şeyi. Bana bilmediğim şeyler anlatmış. Mesela bu ayetleri bilmiyordum. Özellikle erkeklerin de tesettürünün olduğunu bilmiyordum. Ben sadece kadınların kapanması gerektiğini ve bunun haksızlık olduğunu düşünüyordum. Meğer durum benim sandığımdan çok farklıymış. İki tarafa da emir gelmiş. Tek sorumluluk kadında değil her ikisindeymiş.
İçime tuhaf bir mutluluk doğmuştu. Bunca zaman sanmakla geçmiş demek ki hayatım. Fakat şimdi gerçekleri öğrenince anladım kendimi kandırdığımı. Her şey düşündüğümün çok ötesindeymiş. Araştırmamıştım hiç. Hep kendi düşüncelerimin içinde dolanıp durmuşum. Bi de çevre faktörü var tabi. İnsanların sözlerinden de etkilenmiştim.
Şu hale bak... Bu zamana kadar dar kafa dediğim kızın benden geniş düşünceli olduğunu öğrendim az önce. Ama ben bir şey daha öğrendim.
Onun benim düşündüğümden daha düşünceli bir insan olduğunu. Şuna baksana, her şeyi açıklamaya çalışmış. Örnekler vermiş. Cümle cümle anlatmış. Tane tane ve gerçekten anlamamı isteyerek. Benim onu anlamamı istemiş. Onunla dalga geçebilme ihtimalimi bile umursamamış. Elinden geleni yapmaya çalışmış. Elif benim imanım için uğraşmış.
Derdim imanın...
Benim imanımı dert edinmiş bir kız. Belki de hayatımda sahip olamayacağım bi ilgiyle. Belki bana özel değil ama olsun. Benim imanımı dert edinmiş. Bu bile yeter bana.
Beni en çok zina ile ilgili olan ayeti açıklarken verdiği örnek etkiledi açıkçası. Çünkü bu meseleye hiç bu yönden bakmamıştım. Ve onun da dediği gibi düşündüm. İleride sevdiğim kızla evlendiğimi düşündüm, kalbimin atış hızının arttığını hissetmiştim bi an... Ama öyle şeyler yaşadığımı düşünemedim bile. Çünkü olmadı bunlar ona. Yakışmadı. O böyle şeyler yapmazdı ki...
Sıkıntıyla nefes aldım. Ama sonra diğer cümlesi aklıma geldi.
"Öyle biri var mı bilmiyorum."
Güldüm kendi kendime. Dibine oturduğum ağaca yaslandım ve gökyüzüne baktım. Derin bir nefes alıp verdikten sonra kendi kendime konuştum.
"O kişinin kendin olduğunu bile bilmiyorsun değil mi?"

