Her zaman ki gibi alarm ile uyandım çapaklı gözlerimle yavaşça ayağıya kalktım ve banyoya gittim kahküllü sarı saçlarım gözümün önüne gelmişti yüzümden
hemen çektim ve suyu açtım elimi yüzümü yıkadıktan
sonra dişlerimi fırçaladım. Odama geri döndüm üstüme siyah bir t-shirts geçirdim altıma yırtık bir pantolon giydim. Telefonumu alarak evden ayrıldım
yanımdan geçen arabaların sesleriyle birlikte kaldırımda yürüyordum bir anda telefonum çınladı elime alıp mesajın üstüne bastım mesaj atan olivya'ydı "nerdesin?" "geliyorum yoldayım" "peki acele et" "tamam" telefonu geri cebime koydum ve yola devam ettim. Kısa bir süre içinde buluşacağımız kafeye gittim. Kafede biraz oturup sohbet ettik ve asıl konu açıldı.. arkadaşımın önüne çıkan o şey bir adam arkadaşıma baktım "anlatmayacak mısın?" "ne.. neyi?" bu soruyu beklemiyordu belli ki "önüne çıkan o
adamı.." "hangi....hangi adamdan bahsediyorsun?" bilmememezlikten geliyordu belli ki korkuyordu. "Oliv ya bilmemezlik ten gelme lütfen! geçen sene önüne çıkan o adam ne yaptı sana?!" anlamaz gözlerle bana bakıyordu "ha. o mesele " sonunda anlamıştı umarım cevabını düzgün verir diye umarken kafa salladım ve ekleme yaptı "ne yapacaksın?" dedi ciddi bir tavırla ve ayrıca şüpheli bir şekilde belli ki şuan kendini üstün görüyordu. "Merak ediyorum.." dediğimdeyse yumuşadı ve anlatmaya başladı "Yolda yürürken önüme çıktı ismimi, yaşadığım şeyleri falan biliyordunerden biliyorsun dediğimdeyse cevap vermeden konuyu değiştirdi ve bana iki teklif sundu." burda meraklanmıştım ve lafını keserek "ne teklifi?" dedim heyecanla "ya bizim kurduğumuz para ödüllü oyuna gel yada git" para ödülümü? diye düşündüm içimden "para ödülümü? ne kadar?" dedim heyecan ve merakla .Galiba benden şüphelendi "neden bu kadar merak ediyorsun kai?" dedi ben dona kalmıştım ne cevap versem diye düşündüm aklımda bin bir tane cevap vardi ama olivya yanlış anlardı. Ve ben kolay olanı seçtim "işime yarıya bilir.." bana şüpheli gözlerle baktı ve biraz yaklaştı "ne işi?" diye sordu ben "ağzımdan çıktı sen söyle şunu!" diye biraz sert çıkıştım. Belli ki tedirgin oldu ve söyledi "çok bir şey değil sadece 3milyar.." dedi sakince ben hemen ayaklandım "3....3milyar mı?!" dedim ve hemen "tamam sağol gitmem lazım hoşçakal" dedim ne olduğunu anlamaz gözlerle bana bakıyordu ben hızla ordan koşar adımlarla uzaklaştım o ise arkamdan "noluyor! nereye gidiyorsun!" diye bağrıyordu.
Ben cevap vermeden oradan uzaklaştım ve adamı bulmaya çalıştım adam geçen haftalarda benimde önüme çıktı ben görmezden gelmiştim fakat ihitiyacım olan para ondaydı! 1 saatlik bir arama yapmıştım fakat adam yoktu saat geç olmaya başladığı içinde eve doğru yöneldim bu sırada aklımda çok fazla soru vardı onlara yanıt arıyordum. Ne oyunuydu bu? Oyun için nereye gidicez ? ölümcül mü? gibi birçok soru busorulardan dolayı artık başım ağrımaya başlamıştı
fakat soruları aklımdan silemiyor daha fazla soru ekliyordum en iyisi sabah ilk iş adamı aramaktı eve varmıştım çok yorgundum. Zar zor elimi kapı kilidine yaklaştırıp kapıyı açmayı başardım kapıyı açtım üstümdeki siyah deri ceketi üstümden çıkarım yere attım çantamı koltuğun üzerine atıp hemen duşa girdim duşta 20 dakika kadar öylece bekledim su yorgunluğumu alıp gitse diye bir süre daha bekledikten sonra çıktım üstüme bir crop altıma şort giydikten sonra yemek yemeden yatağa uzandım ve boş tavana bakarak izledim. 1saat geçti sanırım sonra bir ilkirme geldi yataktan kalkıp camı kapattım ve tekrar yattıp bu sefer uyuyacaktım. Çok geçmeden
uykuya dalmıştım bile...
SABAH
Sabah uyandıktan sonra üstümü giydim bir ekmek yedim midemi bastırması için ve hemen evden çıktım. Hızla kaldırımlardan, sokaklardan geçtim adamı bulmak için bu sırada telefonum yüksek bir sesle çaldı arayan olivya'idi çok fazla açmak istemiyordum fakat açmazsam bana trip atardı bu yüzden açtım. "Evet?" dedim soğuk bir sesle mırıldanarak birşey dedi fakat anlamadım "noluyor dün apartopar gittin arkandan bağırdım cevap vermedin?!" diye bağırdı biraz geçiştirdim "boşver işim var sonra ararım hoş çakal" "yine aynısını yapıyor-" birşey diyordu fakat yüzüne kapatmıştım bile. Bir kaç sokak gezdikten sonrabulamadım artık pes etmiştim fakat gözlerim
parlamıştı kocaman açılmıştı o muydu yoksa
benzetmiş miydim? çok benziyordu o adama.... koşarak yanına gittim bir yandan "pardon bakar mısınız!" diye bağrıyor dum adam arkasına döndü "buyrun nasıl yardımcı olabilirim?" dedi nazikçe ben soluk soluğa "o elinizdeki... yani napıyor sunuz?" "insanlara oyunumuz için soru soruyorum. sizde katılmak ister misiniz?" dedi nazikliğini koruyarak. Galiba o bu oyundu galiba koştuğuma dey mişti gözlerim parlıyordu "evet evet isterim nasıl bir oyun biraz bahseder misiniz?" dedim nazikçe "tabii. 2 seçenek sunuyoruz ya git yada 3 milyarlık oyuna katıl diye" olivya haklıydı anlattıkları doğruydu. "devam edin lütfen" dedim nazik bir tavırla. adam devam etti "eğer 3 milyarlık oyunsa sizi akşam saat 20.20 de alıcaz bir limüzin ile bir yere gideceksiniz orda bir kart seçip numara alacaksınız zaten oyuna başladığınızda kurallar yazan bir kitap olucak orda herşey yazıyor" çok heycanlanmıştım "peki size bir soru sorucam" "evet buyrun?" dedi nazikliğine devam ederek "oyun.. ölümcül mü?" diye sordum adamın yüzü düştü ölmekten korkmuyordum fakat merak etmiştim.
1 BÖLÜM SONU