İçeriğe geç

Damla

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Damla

Bölüm 1

Melekler Ağlamaz

Cennet sessizdi.

Ne kuş sesleri vardı ne de rüzgârın uğultusu.

Sadece sonsuzluğun huzuru...

Ve bu huzuru korumak için yazılmış kurallar.

Altın sütunların arasında dizilen yüzlerce melek, başlarını eğmişti. Her biri bembeyaz kanatlarını kapatmış, tek bir kelimeyi bile gereksiz görüyordu.

En önde duran genç melek ise diğerlerinden farklıydı.

Serafiel.

Gümüşe çalan uzun saçları omuzlarına dökülüyor, altın işlemeli beyaz zırhı ışığı yansıtıyordu. Yüzünde tek bir duygu okunmuyordu.

Çünkü melekler duygularını göstermemeyi öğrenirdi.

Onlara göre acı, öfke, korku...

Hepsi zayıflıktı.

Gökyüzünün en yüksek salonunda yankılanan tok bir ses sessizliği bozdu.

"Bugünkü göreviniz, sınır kapısını korumak."

Bütün melekler aynı anda başlarını eğdi.

"Emredersiniz."

Yaşlı Başmelek gözlerini Serafiel'e çevirdi.

"Serafiel."

"Evet."

"Şeytanlarla konuşmayacaksın."

"..."

"Onlara dokunmayacaksın."

Serafiel başını biraz daha eğdi.

"Emredersiniz."

Başmelek son cümleyi söylerken sesi ilk kez sertleşti.

"Ve unutma..."

"Melekler ağlamaz."

Salon yeniden sessizliğe gömüldü.

Kimse bunun nedenini sormadı.

Çünkü hiçbir melek o soruyu sormaya cesaret edemezdi.

...

Cennet ile cehennem arasındaki sınır...

Burası ne tamamen aydınlıktı ne de tamamen karanlık.

Gökyüzü ikiye ayrılmış gibiydi.

Bir tarafında altın ışıklar...

Diğer tarafında kızıl bulutlar...

Serafiel nöbet yerinde tek başına duruyordu.

Dakikalar geçti.

Saatler geçti.

Derken karanlığın içinden ağır adımlar duyuldu.

Tak...

Tak...

Tak...

Serafiel elini kılıcına götürdü.

Sis yavaşça dağıldı.

Siyah pelerinli biri ortaya çıktı.

Başında kıvrılan iki siyah boynuz...

Kömür gibi siyah saçlar...

Ve hiçbir şey hissettirmeyen koyu gözler.

Şeytan.

Serafiel'in bakışları sertleşti.

"Dur."

Yabancı durdu.

İlk kez başını kaldırdı.

İkisi de birkaç saniye boyunca birbirine baktı.

Sonunda şeytan hafifçe gülümsedi.

"Demek yeni nöbetçi sensin."

Serafiel'in sesi buz gibiydi.

"Adını söyle."

Şeytan omuz silkti.

"İsimler insanlar içindir."

"Kural gereği söylemek zorundasın."

Şeytan alaycı bir nefes verdi.

"Kurallar..."

Bir adım daha yaklaştı.

"Onlar sizin dünyanızda işe yarıyor olabilir."

Serafiel kılıcını çekti.

"Sınırı geçersen seni durdururum."

Şeytanın yüzündeki gülümseme büyüdü.

"Biliyorum."

Sonra hiç beklenmedik bir şey yaptı.

Başını hafifçe eğdi.

"Ben..."

"Vael."

İsim havada yankılandı.

Serafiel ilk kez bu ismi duyuyordu.

İçinde açıklayamadığı garip bir his oluştu.

Hoşlanmadığı...

Ama nedenini de bilmediği bir his.

Vael arkasını döndü.

"Bugün savaşmak istemiyorum."

Karanlığın içine doğru yürümeye başladı.

Birkaç adım sonra durdu.

Arkasına bakmadan konuştu.

"Serafiel..."

Genç melek irkildi.

Adını ona söylememişti.

Vael bunu nasıl biliyordu?

"Bir gün..."

"...bütün kurallarından şüphe edeceksin."

Ve karanlığın içinde kayboldu.

Serafiel uzun süre olduğu yerde kaldı.

Eli hâlâ kılıcının kabzasındaydı.

Ama aklı...

İlk kez görevinde değildi.

Sadece tek bir soru zihninde yankılanıyordu.

"Adımı nereden biliyordu?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.