İçeriğe geç

DAMARIMDA Kİ KELEBEK

Bölüm 1 · 9 dk okuma

DAMARIMDA Kİ KELEBEK

Bölüm 1

BÖLÜM 1- Aile

Kim dayanır zamanın kırbacına?Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,Sevgisinin kepaze edilmesine,Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine.Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?Kim ister bütün bunlara katlanmakAğır bir hayatın altında inleyip terlemek.Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya Ürkütmese yüreğini?Bilmediğimiz belalara atılmaktansa Çektiklerine razı etmese insanı?"William Shakespeare'ın gerçekleri yüzüme vuran kitabı 'Hamlet'. Kaçıncı kez okumuştum, kaçıncı kez içinde kendimi kaybetmiştim, kaçıncı kez içinde kendimi bulmuştum hatırlamıyordum. Sigaramın son dumanını içime çekip söndürlen kitabın son sayfasında kapattım, yavaşca oturduğum yerden doğruldum, ağır adımlara kütüphaneye doğru yönelip kitabı eski yerine yerleştirdim. Gözüme takılan fotoğrafa hüzünle iç çektim, ne garipti ki önceden istediğin zaman sarılıp güldüğün insanlar artık sadece fotoğraflarda gülümsüyordu. "Abi?" Düşüncelerimi kız kardeşimin sesiyle bölündü. "Kapıyı çaldım ama duymadın galiba, ses gelmeyince merak ettim." Dedi yeşil gözleri endişeyle bana bakıyordu."Dalmışım İncim, gel içeri." Dedim ve gülümsedim. İnci 18 yaşında Orta boylarda çok güzel bir genç kızdı ama benim gözümde hala ufacık bir kız çocuğuydu. Odaya girip kapıyı kapattı ve yüzümdeki yaraları incelemeye başladı." Annem yemeğe çağırıyor da onun için gelmiştim." dedi ve masamdaki çekmeceyi açıp ağrı kesici krem çıkardı. Nazikçe yüzüme sürerken bir yandan da sitemle söyleniyordu." Abi kim yaptı bunu? Yüzün mahvolmuş annem dün geceden beri beni darlıyor." Krem açık yaraya temas ettiğinde acıyla yüzümü buruşturup geriye çekildim. " Önemli bir şey değil güzelim, dün barda ufak bir kavga çıktı ayırmak isterken araya biz kaynadık. Merak etme artık eski günlerde ki Öskan yok kavga dövüş bitti yaşlandım kızım ben 25 yaşındayım." Dedim gülerek onunda gülmesini endişelenmemesini istiyor dalgaya vuruyordum. İnci kremi yerine koyarken güldü. " Sonunda yaşlandığını kabul ediyorsun yani abiciğim. Dur bir bakayım." Dedi ve yüzümü inceledi ve devam etti "Evet evet gerçekten yaşlanmışsın mağara adamlarına dönmüşsün git bi traş ol." Dedi kıkırdıyarak ."Hopp orda dur bakalım İnci Hanım, yakışıklılığıma asla laf edemezsin." dedim sahte bir sinirle. Gülüşlerimiz büyürken yüzündeki endişenin geçmesi içimi rahatlatmıştı. "Hadi sen in aşağıya, Uzay'la Yamaç yoldalardı onlar gelsin bende inerim. " dedim ve İnci kafasını sallayıp odadan çıktı. İncinin ardından büyük camlardan oluşan balkona çıktım, cebimden sigara paketini çıkarıp içinden bir tanesini dudaklarımın arasına koydum ucunu alevledim, ciğerime dolan dumanı üflerken karışmdaki deniz manzarasına odaklandım. Manzarayla geçmişin acılarını dindirmeye, eskisi gibi gülmeyi, kalp atışlarımın hızını düşürmek için zihnimi boşalmaya çalışıyordum ama bu ne zaman denesem daha büyük bir boşluğa düşüyordum. Hayatın adil olmadığını, bir saniye önce sana doğru gelen şeylerin aslında felaketin olduğunu daha 5 yaşında anlamıştım hatta o minik kalp için fazlasını anlamak zorunda bırakılmıştım ne zordu bir çocuk için sorumluluk almak, parklarda sallananları izlerken onlar yerinde olmak istemek, ailesiyle yemek yiyen oynayan çocukları görünce kendini onların yerine koymak ne zordu minicik kalp için. Manzaranın güzelliğini, zihnimdeki çirkin düşünceler karalarken odamın kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Hızla arkamı döndüğümde iki dağ ayısı herife baktım."Ulan şu kapıyı kırın da sizde kurtulun bende. Hatta bir sonraki girişinizi balkondan deneyin daha rahat olur sizin için." Diye söylendim sahte bir sinirle. Karşımda duran Uzay ve Yamaç'tı onlar benim her anımda yanımda olan çocukluk arkadaşlarımdı. "Ya kaslı bodyguard'ım kızma hemen, sen yat kalk bana şükür et Yamaç'ı zor tuttum balkondan girecekti de olmaaazz Didim, 2. Kat Didim Öskanım birimizi Çamaşır ipi birimizi çamaşır yapar balkondan sallandırır Didim, sende bir şey Disene dimedim mi?" Uzayın tek nefeste sarf ettiği cümlelerden sonra mavi gözlerini Yamaç'a dikmiş onay bekliyordu.Yamaç sabır dilercesine tavana bakıp. "La havle vela kuvvete. Uzay bir sus kardeşim didi didi didi beynimi yedin." Dedi. Aslında dışardan bakıldığında, Uzay'ın mavi gözleri kumral saçları, sakalsız yüzü, yapılı vücudu ve Yamaçın kızılımsı saçları, kirli sakalı, kahverengi asi gözleri, yüzündeki çiller her ne kadar yumuşatsa da yapılı vücudu insanın çekinmesine sebep oluyordu ama onların kendi içimizde çocuk gibi olmalarını ayrı seviyordum. " Hadi gevezeliği bırakın Efsun Sultan gene döktürmüş sizi bekliyorduk." Dediğim an birbirlerine bakıp hızla mutfağa koştular. Annemin yemekleri onların bulunmaz hazinesiydi daha doğrusu annesiz çocukların bulunmaz hazinesiydi anne yemeği.Biz dördümüz her şeyi omuz omuza mücadele vererek yenmiştik. Dördümüz diyorum çünkü bu dostluğumuz da bir kişi daha vardı ama onu bir daha ne zaman görürüz bilmiyordum.Onların arkasından mutfağa girdiğimde. Uzay diğer kız kardeşim Peri'yle oynuyor, Yamaç ise İnci'nin soru çözmesine yardım ediyordu. Peri beni gördüğünde kocaman gülümsedi. " Abi bak Zuzay gelmiş." Dedi. Peri 7 yaşında olmasına rağmen hâlâ Uzaya Zuzay diyordu abi asla demezdi çünkü ona hayranlığı vardı. "Evet peri tozum Zuzay abin gelmiş." Dedim abi kelimesini bastırarak, kıskanç bir abiyidim yapa bileceğim bir şey yok. Yemeklerimizi yerken anneme gözüm takıldı sohbete katılmıyor, yemeğine bile dokunmamıştı, yüzünde ki hüzün içimi parçalamıştı. "Anne bir kaç eşyamı bulmadım yemeğin bittiyse yardımcı olur musun?" Dediğimde annem yüzündeki hüznün yerine yapmacık bir gülümseme yerleştirdi. "Tabii ki oğlum gel." Dedi ve mutfaktan çıktık merdivenlere doğru yöneldiğinde kolundan tutup durdurdum yan odaya girip koltuğa oturttum. " Neyin var anne?" Dediğimde sanki sormamı beklermiş gibi gözleri hızla doldu, sürekli maşa yaptığı siyah saçlarını okşadım. " Dayanamıyorum Öskan, omuzlarımdaki yükler çok ağır geliyor. Doğruları haykırmak istiyorum. Her gece rüyalarıma giriyor, o acı gün her gece benden hesap soruyor. Selime her gece Periye ihanet ettiğimi söylüyorum o ise doğru olanın bu olması gerektiğini söylüyor ama değil biliyorum." Dedi ve başını omzuma koyarak ağlamaya başladı. Saçlarını öperken." Efsun sultanım ağlama ne olursun. Bak böyle olmasını kimse istemezdi ama Periye o acı günden bahsedemeyiz o seni annesi biliyor evlat edindiğinizi öğrendiğinde ailesini soracak ve emin ol onun kalbi doğruları kaldıramaz." Dedim ve ondan ayrılıp gözyaşlarını sildim."Öskan haklısın ama-" Dış kapının büyük bir gürültüyle çalması annemin lafını yarıda kesmişti, hızla odadan çıktığımda İncinin korku dolu gözleriyle karşılaştım. Şiddetle çalan kapının arkasında kim olduğunu hepimiz biliyorduk. "Anne Periyi al ve yukarı çıkın, İnci sende selim abiyi ara ve ben çıkın diyene kadar odadan ayrılmayın." Dedim. Annem hızla Periyi kucağına aldı ve yukarı çıktı İncinin gözlerinde ki nefret kapıya odaklıydı. "Hayır abi yeter artık çıkmıyorum yanında kalacağım." Demesiyle içimdeki öfke tüm bedenime yayıldı. Uzayla Yamaç İnciyi odaya çıkması için bir şeyler diyordu ki."İnci sana yukarı çık dedim!" Diye bağırmamla İnci gözlerimin içine baktı ve hırsla ayaklarını yere vurdu ve yukarı çıktı.Uzay ve Yamaç cesaret verircesine bana baktılar ve arkamda durdular. Kapıyı açtığım an burnuma dolan küf, bira ve sigara kokusuyla yüzümü buruşturdum. Karşımda ki adam sarhoşluktan ayakta duramıyordu ama alayla yüzüme bakıyor yarım ağız gülüyordu. "Oğğğ Össskan Akarsu ver yaverleride burdaymışş. Hatta parrrdonn keşler topluluğu demeliydim dimi özür dilerim benim hatam." Dedi ve hıçkırdı alkol yüzünden kelimeler dilinde dolanıyordu. " Öskan Akarsu hem keeeeşş hemde katil Öskan akarsu." Diye hayıflandı küçükken karşısında tir tir titrediğim cüssesi şimdi ufacık gözüküyordu. Sinirle " KES LAN SESİNİ, BEN KATİL DEĞİLİM AMA BANA BİR KEZ DAHA KATİL DERSEN SENİN LEŞİNİ KÖPEKLERİN ÖNÜNE ATARIM DUYDUN MU?" Diye üstüne doğru kükrediğimde bir adım sendelesede bozuntuya vermeden gülmeye devam etti."Ne kadar ayııppp." Dedi ve başını olumsuz anlamda salladı." İnsan babasıyla böylemi konuşur." Dediğinde azının ortasına yumruk geçirmemek için kendimi zor tuttum. " Neyse çekil önümden kızımı görmeye geldim. İnciiimm güzel kızııım İnciiii." Diye bağırmaya başlayınca yakasından tuttuğum gibi ittirdim." Ulan pezevenk bir kızın olduğu yenimi aklına geldi, bizi evden atarken o orospuyu eve getirip gününü gün ederken aklın neredeydi!" Üstüne atılacağım sırada birisi benden önce davranıp yüzüne yumruk geçirdi. Şerefsizin yerde yatan bedeninden gözlerimi ayırıp yumruğun sahibine baktığımda karşımda öfkeyle soluyan Selim abiyi gördüm. Yerden yatan bedeni yakalarından tutup tekrar ayağa kaldırdı."Şerefsiz piç kurusu, ben sana değil bu eve girmek aileme musallat olmak bu şehirde bile olmayacaksın demedim mi? Kimse benim karıma çocuklarıma laf edemez edenin dilini keser yediririm ve bunu mecazen demiyorum DUYDUN MU?" Selim abi öfkeden deliye dönmüştü. Baba demeye utandığım adam dudağından akan kanla histerik bir kahkaha attı.

" Selim, çocuklarım dediğin çocukların damarlarında akan kan benim kanım Akarsu kanı. onlar benim çocuklarım. Asıl sen kimsin İT!" Öfkeyle bağırmasını yüzüne Yamaç'tan inen yumruk kesmişti. " Çocuklarım diyor bir de kansız." Yamaç bir yandan söylenip bir yandan da o adamı bahçeden dışarıya sürüklüyordu. Bahçeden dışarı atıldığında yüzüne kapı kapanmadan son sözlerini haykırdı. "Öskan her ne kadar kendini kandırsanda Lalin senin yüzünden öldü. SEN BİR KATİLSİN DUYDUNMU!" Ve arkasında koca bir enkaz bırakıp arkasını dönüp uzaklaştı. Son sözleriyle yere yığılan bu sefer ben olmuştum. "Ben katil değilim." Her ne kadar bağırmak istesem de duduaklarımdan fısıltıyla çıkan sözler dilimi yakmış kalbimi parçalamıştı. "Be- ben katil değilim... ben katil değilim." Sayıklamalarım fısıltı eşliğinde devam ederken gözyaşlarım bağımsızlığını çoktan ilan etmişti. Çöktüğüm yerde dizlerimi kendime çekip başımı yasladım. Hıçkırıklarımda boğulmayı, kalbimde ki hançerle boğazımda ki düğümü kesip ölmeyi ona biraz daha yaklaşmayı diledim. Titreyen omuzlarıma iki el dokundu. Yamaç ve Uzay her zamanki gibi acımı paylaşmaya çalışıyordu.

"Öskan hepimiz neyin ne olduğunu biliyoruz. Kaç yıl oldu her geçen günü kendini suçlayarak geçirdin, her dakika gözümüzün önünde eridin, her geçen saniyen keşkelerle geçti. Seninle birlikte her şeyi bizde yaşadık neden biliyor musun? çünkü biz kardeşiz. Bakma şu ayyaşın lafına senin canını yakmak seni yıkmak için diyor bilmiyor musun?" Dedi Yamaç titreyen sesiyle.

"Aynen be kardeşim. Ağlama demeyeceğim ağla ama şu ayyaş yüzünden yıpratma kendini. Bir çakacağım kilisiye gidip Fatiha okuyup çıkacak şerefsiz." Uzay bir yandan ağlıyor bir yandan da güldürmeye çalışıyordu.

"İyi ki varsınız be gereksizler." Dedim gözyaşlarına inat gülümseyerek. Yamaç'ta benim gibi gülüp " Başkan sende seviyor musun sövüyor musun belli değil." Dedi. Destek verip beni ayağa kaldırdıklarında Selim abiyle göz göze geldik, kısa bir sessizlik sonrası bana gelip sıkıca sarıldı.

"Kimin ne dediğine bakma damarında ki kan benim olmasa bile sen benim oğlumsun ve bunu hiç bir şey değiştiremez duydun mu?" Derken daha da sıkı sarılmaya başlamıştı. Çok garipti biyolojik babam hayatında bir kez bile böyle sarılmamıştı ama abi dediğim adam gerçek babam gibi sıcacıktı.

“Teşekkür ederim abi, kanım senin kanın değil ama bende seni her zaman babam bildim.” Selim abi geri çekilip hüzünlü gözlerle bana baktı ve gülümsedi. İçeri geçerken kapıda annemi gördüm yavaş adımlarla ona doğru giderken küçülüyordum sanki hızla sarılıp göz yaşlarını sildim.”Efsun sultanım ağlama artık. Senin akan her bir göz yaşından nefret ediyorum. Bitti geçti artık nolur.”

Dediğimde annem hiddetle göğsüme vurarak beni ittirdi. Titrek bir nefes alıp öfkeyle gözlerime baktı.

“Bitmedi Öskan bitmedi. Sanıyorsun ki ben o adam yüzünden bu haldeyim o adam yüzünden üzülüyor korkuyorum hayır Öskan ben o adamdan korkmayı o adam yüzünden üzülmeyi yıllar önce bıraktım beni bu hale getiren yıkan tek şey sizsiniz. Yamaç, Uzay ve sen yani evlatlarım, yetmedimi Öskan kendinizi zehirlediğiniz yetmedimi ha? Bırakın şu illeti tedavi olun olun ki içimdeki alev dinsin. Ben her gün evlatlarımın ölümünü izliyorum. Bakın etrafınıza evladımın biri eksik ne zaman burada olacak bir daha ne zaman onu göreceğim belli değil. Yeter artık siz o zehirle sadece kendinizi değil hepimizi zehirliyorsunuz yeter!” Annemin sıcak demir gibi olan sözleri kalbimi yakıp geçerken o çoktan ağlayarak içeri girmişti. Yamaç Uzay ve ben arkasından gidecek yüzü bulamamıştık bile. Siz hiç annenizin çaresiz bakışları altında ezildiniz mi? Ben ezildim hem de defalarca. Bizi ele geçiren zehir, yıllardır damarlarımda özgürce dolaşan pişmanlığım, bir çeşit uyuşturucu adı ise KELEBEK… 🦋🦋🦋

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.