İçeriğe geç

Dalgaların Arasında

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Dalgaların Arasında

Bölüm 1

0️⃣1️⃣

Herkes bir gün evini bulur. Bazen dört duvar bir çatıyken ev, bazen bir gülüş olur. Bazense bir bakış. Bazense bir koku olur ev. Herkesin ev tabiri farklıydı. Benimki ise bambaşkaydı. Benim için ev denizdi, okyanustu. Benim için ev, denizin ferahlığını hissettirebilecek kişiydi. Yaşım 16 idi ve ben o evi bulmak için her şeyi yapardım. Lise ikiden beri tek bir an dahi yüzüm gülmemişti Ama sonra bir şeyler oldu ve her şey bir cennet kadar güzelleşti….

Gözlerimi açmamın tek sebebi gözüme gözüme vuran güneşti. Komidinde duran telefonuma elimi atıp saate baktım. Saat daha çok erkendi. Ve gözüme batan tarih ile hızla kalktım yataktan. İki saate hazırlanıp evden çıkmam gerekiyordu. Üç aylık bir aradan sonra tekrar okul başlamıştı. Tabi bu ara bana iyi gelmişti. Zorbalıklar bitmişti. Tek odağım derslerimdi artık. Odadan çıkıp havlum ile banyoya koştum. Soğuk kısa bir duş alıp odama geri döndüm. Durumumuzun pek iyi olduğu söylenemezdi. Annemde babamda kuru ekmek parasına çalışıyorlardı. Durumunuzun kötü olduğunu öğrendiğimde daha minicik bir çocuktum. Bulduğum her kuruşu aileme getiriyordum. Bir katkım dokunuyor sanıyordum. Annemse bana kızıyordu. Dalga mı geçiyorsun benimle derdi. Şimdilerse ise sıkıştıklarında beni çağıran bir kafede çalışıyordum. Genelde haftasonları gidiyordum. Bu yaz neredeyse her gün akşamları gitmiştim.

“Geceden geldim. Sessizce hazırlan çık.”

Babamın tehditkar sesi ile istemesemde ürkmüştüm. Sessizce hazırlanmamı tamamlayıp evden çıkmak için odadan çıktım. Mutfağın önünden geçerken bir parça ekmeği ağzıma atıp iki bardak su içtim. Hızlı hızlı evden çıkıp durağa koşturdum. Ne kadar okulda zorluklar çeksem de mecburdum. Orası benim tek çıkış kapımdı. Okul beni ve ailemi kurtaracak bir kapıydı. Mükemmel ötesi bir okul değildi ama bana yetiyordu.

Durakta bana bakan otobüse baktım. Eğer koşarsam yetişirdim. Son hız koşarken otobüs kalkmıştı. Geçtiği su birikintisinde ki suyu da üstüme atmayı ihmal etmemişti. Çok güzel bir sabah geçiriyordum. Otobüsün kaçtığını düşünerek durağa doğru yürüyordum ki bir ses ilişti kulaklarıma.

“Hadisene!”

Arkama döndüğümde gitmeyen otobüs ve ön kapıdan bana gel işareti yapan çocukla karşılaştım. Koşarak otobüse bindim. Sonunda otobüs kalktığında kendimi demire yaslayıp derin nefesler çektim içime. Kafamı eğip lakrosuma baktım. Islanmıştı, çamurlu su ile. Moralim bozulurken geçicekleri dalgayı düşünmeden edemedim. Zaten her şeyimle dalga geçiyorlardı. Sanki kendileri mükemmelmiş gibi.

“Üstün kirlenmiş.”

İkinci kez benimle konuşan çocuğa döndü bakışlarım. Onu hiç görmemiştim. Belki de hiç denk gelmemiştik. Pek okulda dolanan bir tip değildim.

“Evet. Okula gidince tuvalette temizlerim ben.”

”Hasta olmayacak mısın? Islak ıslak gezeceksin çünkü.”

”Hırkamı giyerim. Sorun değil.”

Ona gülümseyip önüme döndüm. Geçtiğim bu bütün yolları geçen sene her gün ama her gün ağlayarak dönmüştüm. Bu senede öyle olacaktı, hissediyordum. O üç kız ve o iki çocuk rahat bırakmayacaktı beni. Derin bir nefes alıp cama yasladım kafamı. Kendimi derslerime vermem gerekiyordu. Benim kurtarmam gereken bir aile vardı. Ben ailemi kurtarmalıydım. Üzerime çöken ağırlığın ne olduğunu bilmiyordum. Senelerdir üzerimde olan bu ağırlık beni yoruyordu. Her geçen gün daha da bitap düşüyordum. Ama ayakta kalmaktan başka çarem yoktu.

Sonunda okula vardığımızda kimse bana bulaşmadan önce tuvalete koşturdum. Üzerimdekini çıkartıp çantama sıkıştırdığım hırkamı giyindim üstüme. Biraz rahatsız etsede sorun değildi. Boynuma kadar çektiğim fermuarı biraz daha çekiştirdim. Çantamı sırtıma takıp sınıfa girdim. İlk ders kime aitti? Çantamı sabahtan kurduğum için hatırlamıyordum. Sınıfa girip geçen seneki yerime oturdum. Zil çalınca artık herkes sınıfa gelmişti. Hoca tam sınıfa girmiş herkes ayaklanmıştı ki kapı tekrardan açıldı. İçeri giren kişi o çocuktu. Hoca ona biraz kızsada umursamışa benzemiyordu. Bana doğru adımladığında gerilmiştim. Fakat beni daha çok geren bir şey olmuştu. Bu dersin hocası Hatice hocaydı. Ve o hiçbir öğrenciyi hırka ile sınıfta görmekten hoşlanmazdı. Sınıfın ortasında hırkasını çıkarttırırdı. Ne yapacaktım? Umarım fark etmezdi.

“Hocam Lara hırka ile oturuyor!”

Hoca kaşları çatık bir şekilde bağıran kişiye döndü. Tam arkamda oturan Yeliz’di bağıran. Bir seneyi bana dar edenlerden sadece bir tanesiydi.

“Bir daha izinsiz konuşma.”

Otoriter sesi beni korkutmuştu. Korku ile yerimde titrerken hocaya bakıyordum. Sanki hırka giyenin ben olduğunu anlamış gibi bana baktı.

“Lara kimse ayağa kalksın. Ben bulmadan onu, kendisi kalksın.”

Ne kadar korksamda ayağa kalktım. Her an stresten bayıltabilirdim. Hoca yanıma yaklaşıp yanımda ki çocuğa baktı.

“Çekilsene kenara.”

Asla bağırmıyordu ama sesindeki otorite ve soğukluk insanın kanını donduruyordu. Yanımdaki çocuk kenara çekilmezken hoca sinirle kolunu kavrayıp onu ittirdi. Bu ittirilme sendeleyip yere düşmesini sağlamıştı. Dudaklarım titrerken kolumu tuttu. Beni çekiştirerek sıradan çıkartmış tahtanın önüne getirmişti. Gözlerim dolu doluyken bana bakıp fısıltılaşan kişileri görünce akıp gitmişti yaşlarım. Arada kıkırdayanlarda vardı. Bir tek o çocuk öfke ile hocaya bakıyordu. Bir tek o benim tarafımdaydı.

“Çabuk çıkart o hırkayı.”

Gözlerim büyürken hocaya döndüm.

“Hocam n-“

”Kes sesini ve o hırkayı çıkart. Yoksa ben yapacağım.”

Kafamı hayır anlamında salladım. Belki çıkarttırmazdı. Bu rezillik ona yetti der ve çıkartmazdı. Ama öyle olmadı. Bir kez daha uyarmadı, gerçi uyarsada değişen bir şey olmayacaktı. Bir anda koca sınıfın karşısında sütyenle kaldım. Bazıları kafasını çevirirken bazıları alttan telefon ile fotoğrafımı çekmişti. Hızla hırkamı geri kapattım. Hoca ise şaşkın gözleri ile bana bakmıştı, sadece kısa bir an üzüldüğünü görmüştüm. Ama sonra o gaddar şekline geri döndü.

“Hırkanı çıkarttıracağımı biliyordun ve bilerek üstüne bir şey giyinmedin. Erkeklere kendini göstermek için beni kullandın. Disipline gidiyoruz.”

Daha demin yaşanılanları sindirememişken, benim hatam olmayan bir şey için ceza mı yiyecektim?

”Yeteri kadar saçmaladın hoca. Asıl arkadaşım ve ben sizi müdürün yanına götüreceğiz. Lara, gel ve çantanın içinden üstünü çıkart. Şikayetçi olmaya gidiyoruz.”

Bana bakan kişiden hızla telefonunu aldı.

“Orospu çocuğu.”

Ettiği küfürü herkes duymuştu. Telefonu cebine atıp benim yanıma geldi. Kolumu tutup sıranın yanına getirdi beni.

“Hadisene.”

Acaba bana hep hadisene mi diyecekti böyle? Acaba seninle iki yakın dost olabilir miydik çocuk?

Dediğini yapıp üstümü çıkarttım çantamdan. Hoca önümüzde biz hocanın arkasında müdürün odasına girdik. Tam hoca ağzını açmıştı ki bu çocuk öne atıldı.

“Bakın müdür. Babamı tanırsınız. Ama beni tanımazsınız. Ben Hazar Aslan, ve yemin olsun şu hoca için gerekeni yapmazsanız ben size yapacaklarımı bilirim.”

Müdür’ün kaşları çatıldı. Müdürle nasıl böyle konuşabiliyordu? Neydi bu cesaretin sebebi?

”Yine başına ne bela aldın Hazar? Baban seni buraya ceza diye gönderdi sense olay mı çıkarttın? Hemde şu minnacık kıza?”

Hazar alaycı şekilde güldü. Hatice hoca ise sinirden köpürüyordu o sırada. Bense ellerimi önümde birleştirmiş ayakta dikeliyordum sadece.

”Bak Ali amca, ben olay falan çıkartmadım. Bunda okeyiz. Asıl olay çıkartan kişi bu kadın.”

Hatice hoca kendini savunmak için ağzını açmıştı ki Hazar yine susturdu onu.

“Lara, sabah otobüse yetişmeye çalışırken otobüs üzerine çamurlu su attı. Sonrada üstünü çıkartıp hırkasını giyindi. Fakat bu hoca bir anda çıldırdı ve sınıfın ortasında kızın hırkasını açtı.”

”Yalan söylüyorsun! Ben kimsenin hırkasını falan açmadım. Geldi yanıma, hırka giyindim dedi. Beni bilirsiniz, sınıfta hırka giyilmesini istemiyorum. Kızdım bende, çıkart hemen dedim. O da gülerek kafasını sallayıp çıkarttı. Üstünde sadece iç çamaşırı olduğunu gördüğümde sınıfa kızdım ve hırkasını geri kapattım.”

Kaşlarım havaya kalkmıştı. Gözlerimin dinen yaşları geri gelmişti. Hıçkırmamak için elimle ağzımı kapattım. Sırtımı onlara dönüp sessizce ağladım.

“Lara, bu doğru mu?”

Ağlama seslerimi duyduklarını biliyordum.

“Değil…”

En az fısıltı kadar sessiz çıkmıştı sesim. Duymadıklarına eminim.

“Kanıtım var Ali amca.”

Sınıftayken cebine attığı telefonu çıkarttığını gördüm. Videoyu açıp müdürün masasına koydu.

“Hocam, lütfen izlemeyin. Bir daha yüzünüze bakamam.”

”Bakın işte o da suçunu biliyor.”

Müdür videoyu izlemişti. Utançla olduğum yere sindim. Eğer annem ve babam olanları duyarsa beni gebertirdi. Buna emindim.

“Hatice Aksan, yaptığınız bu şey kişisel alan saldırısı. Biz bir şey söylemeden hiçbir öğrenciye bu şekilde yaklaşamazsınız. Bir kaç öğrenci daha gelmişti geçtiğimiz senelerde. Tutanaklar kenarda duruyordu. Sanırım eşyalarınızı toplasanız iyi olur.”

*****

Aradan saatler geçmişti. Ben eve gelmiştim. Müdür neyse ki ailemi aramamıştı. Bunu halledeceğini söylemişti. Eve girdiğimde odama gittim sessizce. Annem işten gelirdi birazdan. Babamda evde yoktu sanırım. Ya da hala uyuyordur. O yüzden sessizce üstümü değiştirip okul kıyafetimi yıkamaya attım. Neyse ki yedek vardı. Sertçe açılan kapı ile içeriye babam girdi. Oldukça sinirli gözüküyordu. Ses mi çıkartmıştım?

”OROSPU MU OLDUN LAN SEN BAŞIMIZA! SINIFTA ÇIPLAK GEZMEK NE DEMEK LAN!”

Dudaklarım titrerken ayağa kalktım. Ayağa kalkınca titreyen tek yerimin dudaklarım olmadığını fark etmiştim. Babama bir adım atmıştım ki suratıma inen sert tokat ile yere düştüm. Her şeyin elimden kayışı bir olmuştu.

”Bitti, okul hayatın artık bitti! Evleneceksin lan! Bulduğum ilk adam ile evleneceksin!”

Hayır… Ben evlenemezdim. Okuyacaktım ben, cerrah olacaktım. Ben evlenemezdim ki. Ben daha çocuğum hem, evlenmem yasak…

”Baba ne olursun yapma… Ben suçsuzum ne olursun dinle be-“

”Kes sesini! Senin orospuluğun yüzünden bir sürü insana rezil olduk. Al, izle!”

Önüme fırlattığı telefona çevirdim gözlerimi.

“….. okulunda belirsiz isimli bir öğretmen üstünü kirli olduğunu söylediği halde öğrencinin üstündeki hırkayı çıkartmasını söyledi. Öğrenci üstünü çıkartmazken hoca bir anda öğrencinin hırkasını açınca olanlar oldu. İşte o andan görüntüler:”

İzlediğim video ile nefes alamadım. Artık her şey bitmişti. Bütün hayatım tamamen bitmişti. Artık Lara yoktu. Babası onu birilerine pazarlayacaktı. Ben Lara Aydın. Belki de artık Aydın bile olamayacağım.

Babam telefonunu alıp odadan çıktı. Kapıyı da sertçe kapatmayı ihmal etmemişti. Bir süre düşündüm. Ne olacaktı artık? Ne yapacaktım? Kendimi nasıl kurtaracaktım? Okulun ilk gününden her şey alt üst olmuştu. Hayatım daha ne kadar dibe batacaktı?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.