Hayatımın en iğrenç doğum gününe uyanacağımı bilseydim yatakta kalmayı tercih ederdim.
Ancak gereksiz bir enerji ile kalktım yataktan ve ne giysem diye düşünmeye başladım. Sınıfta doğum günümü kutlayacaktık.
Bugün doğum günümdü! 17 yaşıma basıyordum. Ve işin en komik yanı, sınıfın en büyüğü olacağımdı.
Seçimimi yapmıştım. Mavi kotum ve siyah bluzumu aldım, ütüyü çalıştırdım ve özenle ütüledim.
Bu hafta okulun son haftasıydı ayrıca. Bugün doğum günüm 3 gün sonra ise karne günüydü. Ayrıca yarın geleneksel okul sergimiz açılacaktı ve 5 aydır üstünde çalıştığım tabloda sergide olacaktı. Eğer beğenilirse satın bile alınabilirdi. Eh, yaz tatiline girerken elime biraz para geçse fena olmazdı.
Kıyafetlerimi giyinip çantamı hazırladım, zaten son günlerdi. Kimsenin ders işleyeceği yoktu ama yinede küçük bir çanta hazırladım, belki ders çalışırdım.
Ah, evet sınıfın o inek kızı bendim sanırım.
Saate baktım. Servisin gelmesine daha 2 saat vardı. Neden bu kadar erken hazırlandığımı sorguladım ve sonra da heyecanıma tükürüp geri uyumaya çalıştım.
-Tabiki de uyuyamayıp kitap okudum-
🌊🌊🌊
Okula vardığımda her zaman buluştuğumuz kantine gittim. Okula gelince ilk olarak burada toplanırdık kızlarla ancak kantin boştu. Sırıttım, sınıfta süpriz yapacaklardı büyük ihtimal. Sınıfa çıkmadan önce telefonunu çıkardım. Mesaj vardı.
"Özür dilerim, ben hatalıydım. Doğum günün kutlu olsun, barışalım"
Mesaj eski sevgilimdendi. Neredeyse 2 aydır sürekli kavga ediyorduk, ayrılmak istemiyordu ve sürekli barışmaya çalışıyordu. Onun için hala eski sevgilisi değil sevgilisiydim. Caner iyi çocuktu ama her şeye takar ve sürekli bir şeylere laf ederdi. Belki barışırdım yine, ama kızların fikri olmadan hiçbir şey yapamazdım bu konularda.
Yukarı çıktım. Kapı kapalıydı. Yine kendi kendime sırıttım ve kapıyı açtım. Bir anda bir konfeti patladı. Sonra bir tane daha. Herkes bir ağızdan "İyiki doğdun Dicle" diyerek şarkı söylüyorlardı. Zaten duygusal bir kızdım, gözlerim doldu.
"Sürpriz!!!" Diye bağırdı yanımdan bir ses. Güldüm. Ses, elinde çikolatalı bir kekle Badeydi. Hemen yanında Ahu ve Kumruda vardı. İşte benim arkadaş grubu buydu, ancak bir eksik vardı.
Gözlerim tüm sınıfta gezdirdim. Sonra da sordum.
"Lizge nerede?"
Lizge en yakın arkadaşımdı. Çocukluktan beri tanışıyorduk. 6 yıldır arkadaştık ve artık o kadar beraber vakit geçiriyorduk ki, sarışın ve yeşil gözlü Lizge ile siyah saçlı kahverengi gözlü beni nasılsa herkes benzetmeye başlamıştı.
Bade'nin gülüşü soldu. Ahu onu arkadan dürttü, Kumru ise yapmacık bir şekilde öksürdü.
"Hiç belli etmediniz canım!"
🎉🎉🎉
Kantine döndük ve Bade'nin kendi elleriyle yaptığı keki yemeye başladık. Bir andan da Lizgeyle alakalı mevzuyu konuşuyorduk.
"Yani, onu dışladığımızı mı düşünüyormuş?"
"Özellikle de benim onu dışladığımı?"
"9 yıllık arkadaşı mı?
"Lan ben ortaokulda arkadaşım yok diye köpek gibi kızın peşinden koşuyordum ya!"
"Ama.. dedi Kumru... tek sorun bu değilmiş."
"Neymiş?" Diye bir anda dikleştim.
En yakın arkadaşım doğum günümde mi terk edicekti beni? Ve onu dışladığımı düşünüyordu. Aslında düşününce bir kaç gündür aramız bozuktu ama hiç böyle bir şey düşünmemiştim. Gözlerim doldu tekrar. Derin bir nefes aldım ve tekrar sordum.
"Neymiş?"
"Baran var ya..."
Baran, Lizge'nin yaklaşık 1 aydır platonik olduğu çocuktu. Lizge hoşlandığı erkeğe takardı. Çoğu zaman gidip çıkma teklif eder, reddedilirse umursamaz başka birini bulurdu. Eh, ama bu çocukta böyle olmamıştı. Lizge bize çocuktan hoşlandığını söyledikten yaklaşık 1 hafta sonra çocuk ve grubunun sürekli bizim grubu izlediklerini fark ettik. Hepimiz Lizge'ye baktıklarını düşünüyorduk. Lizge'de ona açılmak istiyordu. Bunda ne sorun vardı ki?
"Ee?"
"Senden hoşlanıyormuş kanka."
"NE!" diye bağırdım kantinde, bir kaç kişi dönüp bize baktı.
Oysa Lizge'ye baktığına emindim. Bana mı bakıyorlardı? Lizge'ye üzülmüştüm. Ama ben asla çocuğa o gözle bakmamıştım, enişteci diye düşünmemiştir umarım dedim kendi kendime. Ama onun en yakın arkadaşıydım, hayatımda zaten 2 sevgilim olmuştu.
"Umarım... Umarım enişteci falan olduğumu düşünmemiştir? Düşünmemiştir değil mi?"
"Yok kanka da... Kıskandı sanırım bir de..." Dedi Kumru.
"OHA Daha ne var lan daha söyleyeceğiniz?" Diye bağırdım.
"İlayda ile barışmış."
Ağzım beş karış açıldı, gözlerim doldu.
"Allahım yardım et!" Diye tekrar bağırdım.
İlayda kim diyeceksiniz de, ortaokul 7'yi bana zehir eden gıcık bir kızdı, ve de 9. Sınıftada hem beni hem de Lizge'nin ta kendisini zorbalayan aşırı toksik bir kızdı. 10.sınıfta biraz olgunlaşmıştı ama Lizge bana söz verdirtmişti, asla ama asla o kızla arkadaş olmayacaktık.
Arkadaşlık yeminimizi çiğnemişti, en iyi arkadaşım bana ihanet etmişti. Hemde doğum günümde!
Farketmeden gözümden bir damla yaş düştü. Ahu yanıma iyice yaklaşıp sarıldı. Sonra Bade ve Kumru'da sarıldı.
"Üzülmeee biz yanındayız, ona mı kaldın?"
Bade'ye baktım, bir elimle gözyaşımı sildim sonra da konuştum.
"Teşekkürler ama benim için Lizge ile küsün demiyorum yanlış anlamayın"
Bir anda bir ölüm sessizliği oldu.
"Ne noldu neden sustunuz?"
Kumru söze başladı.
"Şey... Kanka... Bugün hiç WhatsApp grubuna girdin mi?"
Başımı hayır anlamında salladım.
"Gir bak bence."
Telefonumu cepten çıkardım ve "Beşli Bekarlar Mutlu Yaşarlar" grubuna girdim.
Sis🌸
Kızlar size bişey diyeceğim.
Ballı Bademm
Evet canımm
Sis🌸
Ben gruptan çıkıcağım üzgünüm sorunsuz bir şekilde arkadaşlığımızı bitirmek istiyorum sizinle sorunum yok ama artık bu grupta olmak istemiyorum.
Ballı Bademm
Ney
Ahumm
Lizge?
Kumrumm
Lizge ne diyorsun kanka iyi misin?
Sis🌸 adlı kişi gruptan ayrıldı.
"Oha bunu nasıl yaptı lan?"
"Dahası da var, engellemiş" dedi Ahu sonra da göz devirdi.
"Beklemezdim" dedi Bade somurtarak.
Oflayarak sandalyeme çöktüm, bari doğum günümde yapmasaydın Lizge diye iç geçirdim.
"Amaaan giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir, ben gideni değil giden beni kaybetmiştir. Tamam mı! Bu konuyu kapatıyoruz ve sen mutlu mutlu hediyelerini açıyorsun!" Dedi Bade.
Hafifçe gülümsedim ve moralim bozukta olsa onlar için gülerek hediyeleri açtım.
🌸🌸🌸
Boş bir ders geçti, ben tüm ders kafamı koyup uyudum diğerleri de kendi aralarında konuştular. Sonra sıkıldım açtım biyoloji çözdüm. Öğle arası olunca, kızlara baktım. Zaten anlamışlardı, rehberlik hocasından karnım ağrıyor yalanı ile izin alıp eve koştum.
Kendimi yatağa atıp bir kaç dakika öylece yattım.
Sonra anı bir kararla açtım Instagram'dan Lizge'ye yazdım.
Ya Lizge
Bak anlıyorum Baran mevzusunu. Ama vallahi çocuğa bir kere bile o gözle bakmadım.
Ama madem artık İlayda ile barıştın, yapacak bir şey yok.
Hakkını helal et, yolun açık olsun.
Eh, tahmin ettiğiniz üzere engellenmiştim.
Derken bir hesaptan istek geldi.
Hiç tanımadığım bir hesaptan.
Bu kim ya diye gidip hesaba tıkladım. Hiç ortak rakibimiz yoktu. Adı da pek yardımcı olmuyordu.
Nazlıı✨ adlı kullanıcı size arkadaşlık isteği attı!
Kabul ettim.
-Kimsin?
-Ben Nazlıyım.
(Çok açıklayıcı oldu)
-Neden böyle bir istek attın??
-Çünkü birini arıyorum, kahverengi gözlü ve saçlı bir kız. 12.sınıfa geçecek bir kız.
E bu benim diye geçirdim içimden, kız yazmaya devam etti.
-Bak lütfen yanlış anlama, sen Caner'i tanıyor musun? Caner Özen.
-Evet sevgilim olur ama kavgalıyız, sen kimsin??
- Çok üzgünüm bak ben gerçekten bilmiyordum şerefsizin tekiymiş.
-Ne noldu???
-Sanırım ikimizi de aldatmış, çünkü kendisi 1 yıllık sevgilim olur da.