BÖLÜM 1: ÜNİVERSİTEDE İLK GÜN Elle West Çalan alarmın sesine uyandım. Saat sabah beşti. Daha okulun başlamasına 4 saat vardı ama okulun ilk günü olduğu için erkene alarm kurmuştum. Dün akşam ki çocuk sinirlerimi epey bozdu neyse onun düşünmek istemiyorum. Dün bana verdiği kağıttaki numarayı aramak için çantamdan kağıdı çıkardım ve ardından yazan numarayı çaldırdım. Üçüncü çalış da açtı. "Alo?" dedim ardından telefondaki kişinin "September Pizza burası, nasıl bir pizza isterdiniz ?" dediğini duydum da ağzımın içinde bir ķüfür geveledim. Ve "Yanlış aramışım pardon" diyip kapattım. Kandırılmıştım fakat bu işte bir terslik vardı. Sabahın beşinde hangi pizzacı açık olurdu ki?Bunu düşünmekle uğraşmadım onun yerine playlistimden Taylor Swift'in Don't Blame Me adlı şarkısını açarak evi toplamaya başladım .Saat altı buçuk olmuştu. Gidip Aurora'nın yanağına bir öpücük kondurdum . Ardından "Uyan kız bugün okul var "dedim ardından "Ya abla beş dakika daha..." diyen sesini işittim ve uyumasına izin verdim. Gidip kahvaltı için pankek ve yumurta hazırladım. Ve portakal suyu sıktım. Hazırladığım yiyecekleri balkondaki yemek masasına götürdüm. Hava sıcaktı o yüzden balkonda yemek yesek bir şey olmazdı. 20 dakika olmuştu gidip Aurora'yı uyandırdım. Beraber kahvaltı etmek için balkona çıktık. "Ooo ablam döktürmüş" "Aurora,abartma sadece yumurta,pankek ve portakal suyu herkes yapar." "Ama kimse senin kadar güzel yapamaz" dedikten sonra ağzına yumurtayı attı. "Mükemmel olmuş ablaların bir tanesi" " Afiyet olsun" dedikten sonra konuşmadan yemeğimizi tamamladık . Saat sekiz olmuştu. Aurora'yı öpüp evden çıktım, ardından bir taksi çağırdım. Takside otururken kulağıma kulaklıgım takmış müzik dinliyordum. Karnım stresten olsa gerek ağrıyordu. Yol boyunca dün akşam ki çocuğu düşündüm hem epey sinir bozucu hem de epey yakışıklıydı. Ama bir daha göremeyecektim ve doğru düzgün konuşamamış olmak sinirlerimi bozuyordu. Boyumla dalga geçmişti ama nerden baksan 1.90 civarlarındaydı. Sarışındı ve gözleri elaydı. Okula vardığımızda şoföre parayı uzatıp taksiden indim. Ve Sophie'nin yanına gittim. Ve selam verdim. Sophie benim ortaokuldan arkadaşımdı, aynı zamanda sırdaşımdı. O da çok bekletmeden selamımı karşılık verdi. Beraber okul bahçesine girdik. Girdik ardından Sophie"Oha!" diye bağırdı. (Çığlık attı demek daha doğru olurdu .) Telaşla ne olduğunu sordum ardından bana ileride ki devasa voleybol sahasını gösterdi. Sanırım bir anlık onun voleybol manyağı olduğunu unutmuştum. Koşarak beni voleybol sahasının yanına sürükledi. "Burası bide cennet olmalı." dedikten sonra ağzında bir kaç hayranlığını belirten cümleler geveledi. Yaklaşık on bes dakika burada oyalandıktan sonra Sophie'ye "Artık okul binasının içini girsek mi?" dedim. Büyük ihtimalle ne dediğimden bile habersizdi ama ben onu kolundan sürükleyerek voleybol sahasının etrafından uzaklaştırdım. Sonra okul binasına baktım. Bu okulda okumak bir çok çocuğun hayaliydi ve ben şuan bu okulda eğitime başlayacaktım. Son iki yılımı bu üniversiteyi kazanmak için ders çalışarak geçirmiştim ve başarmıştım. Karşımda hayalimdeki okulun binası duruyordu ve bu bir rüya değildi , okul tüm gerçekliğiyle karşımda duruyordu ve ben birazdan bu okulda eğitime başlayacaktım. Sophie'nin "El! Düşler alemine mi daldın? Kaç saattir sana sesleniyorum!" diyen sesiyle irkildim. "Tamam, tamam geliyorum." dedim. Ardından okul binasının içine girdik. Giriş kapısından girdikten sonra bizi içinde okulun sahip olduğu ödüllerin olduğu bir vitrin bulunuyordu. Göz ucuyla ödüllere baktım. Ödüllerin çoğu sporda başarılı olunması sayesinde kazanılmış gibi görünüyordu. Okulun katlarını sırayla gezmeye başladık . Giriş katında bizi amfiler karşılıyordu ve bir tane idare odası vardı. İkinci katta aynı şekildeydi. Üçüncü katta minik bir kantin gibi yer vardı. Üçüncü katın yukarısında teras vardı. Teras güzel dizayn edilmişti. Sonra eksi birinci kata indik. Burada bir yüzme havuzu ve soyunma odaları vardı. Okul genel anlamda şahaneydi. Sonra kendi amfime girdim. Boş bulduğum bir yere oturdum. Sophie ise farklı bölümdeydi. Ben çantamdakileri sıraya koymak için çıkarırken yanımda bir hareketlenme hissettim. Dönüp baktım ama çocuğun arkası dönüktü o yüzden yüzünü göremedim. Sonra çantamdakileri çıkarmaya devam ettim. Çocuk niye yanıma oturdu bilmiyorum ama tahmin ediyorum ki arkadaş olmak istemiştir. Çocuk bir süreliğine bir yere gitti. Bende o sırada elimdeki telefondan Sophie ile yazışıyordum. Sonra çocuk geri geldi. "Selam!" dediği an ağzım açık kaldı çünkü karşımdaki çocü o sinir bozucu çocuktu. Ben bir şey diyemeden "Sen dünkü kısa kızsın hatırladım seni." dedi. Tanrı'dan sabır diledim. "Ben de hatırladım seni dünkü sinir bozucu çocuksun."dedim ardından "İnsanların fiziksel hâlleri ile dalga geçmen seni acınası duruma düşürüyor." dedim.
Bölüm 2
Üniversitedeki İlk Gün
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.