Jimin geniş yatakta uyandığında elini yanındaki yastığa attı ama boştu zaten o yastık ne zaman dolu olmuştu ki jimin yataktan yavaşça doğruldu biraz belini sağa sola esnetti, komidinin üstündeki telefonunu aldı saate baktı saat çoktan on olmuştu umursamazca telefonu geri yerine koydu Yoongi işe gitmişti evde yine yalnızdı sonra kapı çaldı Jimin gir diye seslendi.
Hektor her sabah tam saat onda yaptığı gibi elinde gümüş bir tepsiyle odaya girdi Jimin'e yaklaşıp "portakal suyunuz efendim" dedi
Jimin kristal bardağı eline aldı teşekkür etti Hektor kahvaltınızı nereye hazırlamamız istersiniz yemek odasına,bahçeye yada isteseniz odanıza servis edebilirim dedi.
Jimin canım istemiyor desede bu evde kurallar açıktı herşey saatinde yapılmak zorundaydı bahçeye havuz başına hazırlarmısın hem biraz güneşlenirim dedi Hektor başıyla onaylayıp odadan çıktı.
Jimin kahvaltısını yapmış biraz havuzda yüzmüş şimdi güneş kremini sürüyordu Kore'de pek sevilmesede jimin hafif bir bronzluğu her zaman severdi tüm vucuduna kremi sürdü ama sırtı için yardıma ihtiyacı vardı Hektor'a seslendi Hektor yanına geldiğinde güneş kremini sürmesini istedi ve yüz üstü şezlonga uzandı Hektor güneş kremini jimin'in sırtına sürmeye başladı tam işi bitiyorduki bir "siz ne sikim yaptığınızı sanıyorsunuz" diye bir gürleme sesi duyuldu.
Jimin korkuyla yerinden fırladı Hektor mahcubiyetle ayağa kalkmış ellerini önünde bağlamıştı " efendim Bay Park rica edince" Yoongi kapıda sinirden kıpkırmızı kesilmiş, yumruklarnı sıkmış bir şekilde onlara bakıyordu.
Yoongi sinirle Hektor'un üstüne yürüdü her adımında tane tane konuşuyordu "Bay Park değil Bay Min diyeceksin bu bir, ona birdaha dokunursan o ellerini keser bir taraflarına sokarım bu iki,tam önünde durdu ve seni bir daha iş haricinde onun yanında görmeyeceğim buda üç anladınmı beni"dedi.
Hektor "emredersiniz efendim" diyerek önünde eğildi ve içeri girdi.
Yoongi sinirle Jimin'e döndü eliyle çenesini tuttu yüzüne bakmasını sağladı tam gözlerinin içine bakarak "sen ne yaptığını sanıyorsun bu kılık ne sen benim olanı nasıl böyle uluorta sergilersin benim olana başkasının dokunmasına nasıl izin verirsin" diye bağırdı.
Jimin'in gözleri dolmuştu artık dayanamayacaktı "sen işe gidiyorsun, ben tüm gün yalnızım evden dışarı çıkmam yasak hiç arkadaşım yok,ailemle onlarla görüşmem yasak, dünyaca ünlü bir markam var ama işe gitmem yasak, kimseyi görmüyorum kimseyle konuşmuyorum herşey yasak ,yasak ,yasak sıkılıyorum tamamı , ben senin kuklan değilim ben oyuncağın değilim benimle oynayıp, oynayıp sıkılınca kenara bırakamazsın ben en sonunda delireceğim bu evde dayanamıyorum artık" diye bağırdı.
Yoongi sinirle jimin'in üstüne eğildi" öylemi küçük bey demek sıkılıyorsun dünyayı ayaklarının altına serdim hiçbir eksiğin yok lüx bir malikanede yaşıyorsun hizmetçin şoförün herşeyin var özel uçak ve yat emrinde alışverişe gitmek mi istiyorsun ne gerek var zaten en ünlü tasarımcılar sana özel dikiyor sana özel tasarlıyor bunların karşılığında senden tek istediğim sadakatti beni mutlu etmen di ama sen delireceksin öylemi tamam memnun değilsen kapı orda çık git"dedi.
Jimin öfkeyle ayağa kalktı Yoongi'nin omzuna çarparak yanından geçip gitti odasına çıktı kapıyı çarptı.
Yoongi çalışma odasına girdi bir şişe viski ve bardak aldı bardağı masaya koyup bir kadeh doldurdu bir kaç kadeh içip sakinleşmesi gerekiyordu bu arada jiminde sakinleşse iyi olurdu sonra aklına gelen görüntü ile tekrar sinirlendi nasıl kendisine bir başkasının bu Hektor bile olsa dokunmasına nasıl izin verirdi kadehi tek dikişte bitirdi boğazını yakan acı tatla yüzünü buruşturup bir kadeh daha doldurdu sonra bir kadeh daha ve saatler geçmişti şişe bitmiş Yoongi biraz sakinleşmişti yavaşça yerinden kalktı şimdi gidip Jimin'le sakince konuşabilirdi.
Yatak odasına geldi kapıyı açıp girdi kimse yoktu giyinme odasına girdi herşey yerliyerinde duruyordu ama jimin yoktu hemen salona indi baktı yoktu Hektor'a seslendi Hektor" Bay Min sizinle yaşadığı tartışmanın ardından evden ayrıldı efendim sizin izniniz olduğunu söyledi"dedi evet Yoongi ona git demişti ama bir anlık sinirle konuşmuştu gideceğine hiç ihtimal vermemişti.
Yoongi hemen telefonunu çıkardı Namjoon'u aradı Jimin'in gidebileceği sadece o vardı
Alo
Jimin senin yanındamı
Hayır neden benim yanımda olsun ki?
Bak senin yanındaysa söyle kızmayacağım
Jimin kayıpmı ne oldu ne yaptın ona?
Namjoon haddini aşma sadece küçük bir tartışma o kadar sen yanındamı değilmi onu söyle
Hayır yanımda değil arama mı ister misin?
Evet ara bul güvende olduğundan emin ol banada haber ver
Tamam efendim
Yoongi telefonu kapatıp koltuğa fırlattı sonra aklına geldi neden Jimin'i aramamıştı ki hemen telefonu aldı Jimin'i aradı ama telefon evde çalıyordu hızla sesin geldiği yere koştu belkide jimin evin başka bir odasındaydı içi mutlulukla doldu gitmezdi o babacığını bırakıp gitmezdi.
Telefon jimin'in eve ilk geldiğinde kaldığı odasında çalıyordu Yoongi uzanıp komdindeki telefonu aldı altında bir de not vardı " ben gidiyorum bu eve geldiğim gibi hiçbirşey almadan gidiyorum tüm dünayayı önüne serdim dedin ya o dünyada senin olsun istemiyorum, ben zenginliği değil özgürlüğü seçiyorum sendende saygı göstermeni bekliyorum hoşçakal"
Yoongi elindeki kağıdı buruşturup attı.
Jimin sabah alarmın sesi ile uyandı hemen banyoya girdi kısa bir duş aldı bakımlarını yaptı hızlıca üstünü giyindi ve hızla evden çıktı koşarak otobüs durağına gitti ama ne yazık ki otobüsü kaçırmıştı hemen bir taksi çevirdi beklemek istemiyordu bir an önce moda evine gidip işine başlamak istiyordu bir süre sonra moda evinin önüne yaklaştığında arka arkaya sıralanmış siyah arabaları görünce taksiciye "durmayın lütfen devam edin" dedi.
Jimin artık oraya gidemez di başka bir iş bulmalıydı eve giderken bir gazete aldı iş ilanlarına bakmaya başladı iyiki bu evi boşaltmamışım şimdi birde sokakta kalacaktım diye düşündü bu evi üniversiteye başladığında kiralık ev bakarken babası satın almıştı bu sayede şu an sadece bir işe ihtiyacı vardı sırayla tüm ilanları aradı ama hep aynı cevabı aldı biz sizi ararız.
Jimin artık umutsuzluğa kapılıyordu ne yapacaktı şimdi bankada biraz parası vardı ama onu ne kadar idare ederdi ki sonra bir ağlama sesi duydu kapıyı açıp baktı karşı komşusu ve küçük kızı kapıdaydı ve küçük kız ağlıyordu "bir sorunmu var Bay Do-yon" diye sordu.
Zavallı adam mahcup bir biçimde "özür dileriz gürültü yaptık değilmi kızımın bale gösterisi vardı ama elbisesi kargoda kaybolmuş ona ağlıyor" dedi.
Jimin küçük kızın önünde diz çöktü "bunun için üzülmeye değer mi yazık değilmi senin incilerine" diyerek gözyaşlarını sildi "istersen ben sana elbise dikerim" dedi küçük kız mutlulukla Jimin'e sarıldı "isterim Jimin oppa" dedi.
Jimin buyurun isterseniz diyerek evini işaret etti baba kız eve girdiler jimin Do-yon ve kendine kahve hazırladı küçük hanım içinde meyve suyu diyerek bardağı uzattı.
Do-yon "sizede zahmet verdik" dedi Jimin" olurmu memnun oldum zaten işim yoktu banada iyi oldu" dedi" ben küçük hanımın ölçülerini alayım diyerek odasına gitti not defterini mezurasını aldı" geldi gazetenin üstündeki kalemini de aldı ve ölçü almaya başladı.
Do-yon kahvesini yudumlarken"işmi arıyosun senin modacı olduğunu duymuştum gazetelerde haberlerini okudum" dedi.
Jimin "evet öyle ama orası biraz karışık şimdi başka bir iş bulmam lazım" dedi bu sırada ölçüyü almıştı tabletini aldı "nasıl birşey istersiniz küçük hanım" dedi.
Küçük kız heyecanla anlatmaya başladı "kabarık tüllü olsun pembe olsun birde çiçekleri olsun" dedi.
Jimin duyduklarına göre bir çizim yaptı tableti çevirdiğinde küçük kız alkışlayarak yerinde zıpladı "iyiki elbisem kaybolmuş bu çoooook daha güzel"dedi.
Jimin tüm gece çalışmış şimdi elbiseyi bitirmişti hayatında dikerken en çok zevk aldığı elbise buydu hayran hayran eserine baktı.
Evinden çıktı karşı dairenin kapısını çaldı Do-yon kapıyı açmıştı "ooo jimin hoşgeldin gelsene" dedi ama jimin "Amon evdeyse elbisesi bitti hazır diyecektim" dedi.
Do-yon şaşkındı "bu kadar çabuk mu sen sihirbaz falan olmasın" dedi Amon koşarak geldi "neee hazırmı Jimin oppa nerde nerde" dedi Jimin elini uzattı "evde hadi gel" dedi Amon ve babasının gördükleri elbise ile ağızları açık kalmıştı

Amon babasına döndü hemen giyebilirmiyim dedi Amon elbisesini giymiş mutlulukla okuluna gösteriye gitmişti.
Jimin ertesi gün çalan telefonla uyandı aynı anda kapısıda çalıyordu içini bir korku kapladı Yoongi'mi gelmişti onu bulmuşmuydu korkuyla kapıya ilerledi bu sırada telefon yine çalmaya başladı tanımadığı bir numara arıyordu korkarak kapıyı açtı karşısında iki küçük kız ve anneleri olduğunu tahmin ettiği iki bayan vardı.
Jimin şaşkınlıkla bakıyoru bayanlardan biri "günaydın sabah sabah rahatsız ediyoruz ama Amon'un elbisesini diken modacı sizmisiniz?" dedi.
Jimin evet dedi çocuklar neşeyle zıpladılar bayanlar "biz ve çoçuklar o elbiseye bayıldık lütfen bize de dikin" dediler bu sırada telefon yine çalmaya başlamıştı jimin afedersiniz bakmam lazım diyerek telefonu açıp kulağına götürdü karşıdaki kişide onlar gibi elbise diktirmek istiyordu jimin "olur dikerim tabi" bayanlar panikle "önce biz geldik hem ücreti neyse iki katını öderiz önce bize dik" dediler.
Jimin başını salladı " tamam merak etmeyin önce size dikeceğim buyrun içeride görüşelim "dedi.
Daha iki gün önce işsizi iş arıyordu şimdi ise iş ayağına gelmişti bir mesleği olduğu için önce tanrıya sonrada onu bu mesleğe yönlendiren ailesine şükretti onların sayesinde şimdi kimseye bağımlı olmadan kendi ayakları üzerinde durabiliyordu.