İçeriğe geç

Cycusland

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Cycusland

Bölüm 1

Bölüm 1

"Haftalardır burada olmasının imkanı yok!" Kendi kendime hayıflandım. Her zaman gittiğim kütüphanenin bahçesinde birşeyler karalamak alışkanlık haline gelmişti ama karaladığım defteri bulamayınca çok ta umursamamıştım, zaten önemsiz, öylesine karalamalardı ama yine de böyle birdenbire kaybolması tatsız olmuştu. Bugün rastgele bir anda bulduğuma inanamıyorum. Kayboluşundan beri odamı defalarca temizledim ve bu komidinin altına milyon defa baktım ama yemin ederim burada yoktu. Hem zaten tek çocuğum kardeşim falan da alıp saklayamaz ki. Neyse sonuçta ortaya çıktı. O zaman eski günlerdeki -sadece birkaç hafta önce- gibi kütüphaneden çıkınca yine o bahçeye oturup birşeyler deneyebilirim. Umarım kısa da olsa bu süre içinde paslanmamışımdır. Sanki önceden çok iyiymişim gibi diye mırıldanıp iç çekerek kahvaltıya indim. Bugün haftasonu olduğundan pek işim yoktu ben de biraz tembellik yapıp öğlene dek uyumaya karar vermiştim. Aşağı indiğimde herkes çoktan çıkmıştı. Ben de basit bir sandviç hazırlayıp evden çıktım ve kütüphanenin yolunu tuttum.

Normalde kütüphaneye akşamüstü gelmeyi severdim ama ne yalan söyleyeyim bu bahçede oturup karalamayı özlemisim. Kütüphaneyi bahane edip bahçeye gelmiştim aslında. Yine de içeride bir saat birşeyler okuyup öyle çıktım. Buraya ne zaman gelsem anlamsız sarmaşıklar çiziyorum. Neden bilmiyorum ama sanırım hep ilhamım bu yönde oluyor ve neredeyse her sayfada bu garip orman bozuntusu çizimler var. Yine o tarz birşeyler karalarken arkamda bir gölgenin beni izlediği hissine kapıldım ama aldırmayıp kulaklıklarımı taktım ve hafifçe çimlere uzanıp devam ettim. Hemen sonrasında ufak tefek ama yaşıtım olduğunu tahmin ettiğim bir kız yanıma oturdu. Kulaklığımın tekini çıkartıp anlamsız gözlerle ona baktım. Kız ela gözleri ve hafif çilleriyle çok güzel görünüyordu. Farkında olmadan birkaç saniye gözlerine dalıp gitmişim. "Hep buralarda mı takılırsın?" Dedi. Sesinde alaycılıktan çok sanki beni uzun yıllardır tanıyormuş gibi bir samimiyet vardı. Ve sesi yüzü ile o kadar uyuşuyordu ki hiç şaşırmadım, sesi kulağıma sanki doğanın bir parçasıymışçasına huzur verici ve sakin geldi."Orada mısın? " Diye başını hafifçe eğip yeniden seslendiğinde kendime geldim. "Afedersin dalmışım." Diye cevap verdim. Sesim onunkinin yanında o kadar soğuk kaldı ki kaba davrandığımı düşünüp kendimi kötü hissettim. Hiç bozuntuya vermeden "Diyorum ki hep burada mı takılırsın? " Diye tekrar sordu. Bu sefer afallamadan "Ah evet normalde öyleydi ama birkaç haftadır uğramıyordum" O da benim gibi yanıma uzanıp "Belli zaten, yüzünden buraların insanı olduğun anlaşılıyor. Sanki bu yerin bi parçası gibisin." diye yanıtladı. Cevap vermedim ve bir süre ikimiz de sessiz kaldık. Zaten ben pek sosyal bir insan değilimdir insanlarla konuşmayı beceremem. Okulda ssamimiyetten uzak mecburen kurduğum basit birkaç arkadaşı saymazsak ne arkadaşım ne de çevrem yoktu zaten. Gözleriyle defterimi işaret edip "Bakabilir miyim?" Diye seslendi. "Tabi, olur." Deyip önüne uzattım. En başından defteri dikkatle incelemeye başladı.

"İyi çiziyorsun."

"Sağol"

Deyip geçiştirdim.

Sayfaları çevirdikçe yüzüne farketmememin imkansız olduğu bir karartı çöktü. Parlak ela gözleri adeta koyu kahve olmuş, yakınında oturduğumuz ağacın rengini almıştı yüzündeki hafif tatlı gülümseme hızlıca silinmiş, adeta görmemesi gereken birşey görmüşçesine agresif bir şekilde sayfaları çevirmeye başlamıştı. Birşeyler söylemem gerektiğini hissettim. "İyi misin?" Diye meraklı gözlerle ona baktım. Defteri ağacın kenarına fırlatıp hızla bahçeden ayrıldı ve gözden kayboldu. "Bari adını söyleseydin" Diye arkasından seslendim ama nafile. Ne görmüş olabilir ki diye kendim de defterin sayfalarını çevirdiğimde hiçbir şey bulamadım. Hepsi anlamsız birkaç sarmaşık çizimiydi işte.

Kızın tavrı karşısında meraklanmamak elde değildi. Defteri orada bırakıp elim kolum boş kızın arkasından koşmaya başladım. Dar bir patikadan biri onu kovalıyormuşçasına ilerliyordu.

"Hey!"

Duymuyordu.

"Dursana, ne oldu!?"

Arkasından defalarca seslenmeme rağmen bir karşılık alamamıştım. Sonunda gelmek istediği yere varmış olacak ki durdu. Onun hareketi doğrultusunda sola döndüğümde ise dizlerimin bağı çözülmüştü. Yaklaşık iki insan boyutunda devasa bir mavi ışık huzmesi sarmaşıklar arasında karşımda duruyordu. Kız yüzünü bana döndü ve ağzından şu kelimeler döküldü:

"Çizdiğin eskizler birleştiğinde burayı oluşturuyor. Ne zamandır biliyorsun?"

Sorun şu ki ben buna benzer birşeyi daha önce okuduğum aptal çizgi romanlar hariç hiçbir yerde görmemiştim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.