İçeriğe geç

Çürüyen Kent

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Çürüyen Kent

Bölüm 1

1.bölüm:Yeni Arkadaşın Felaketi

Merhaba, ben Su. Çoğu zaman erkeksi, çevik ve güçlüyümdür; bu yüzden çevremdekiler bana genelde "Erkek Fatma" diye hitap eder. Doğrusu hayatım boyunca bir erkeğe aşık olmayacağımı sanıyordum ama fena halde yanıldım...

O sabah yine okul için hazırlanıp kahvaltı etmeden evden çıktım. Annem arkamdan, "Su, kızım nereye kahvaltı etmeden?" diye seslendi. Ben ise, "Anne okula geç kalacağım, görüşürüz! Eve gelince yerim zaten," dedim. Okula geç kalsam bile keşke onlarla son yemeğimi yeseydim...

Okulda her şey her zamanki gibiydi. Beşinci derste sınıf öğretmenimiz içeri girdi ve aramıza yeni birinin katılacağını söyledi. Bu çocuk sanırım gelmeden bir iki gün önce tüm okulun diline düşen o "pis çocuk"tu. Teneffüste arkadaşlarım kendi aralarında konuşurken kulak misafiri olmuştum; herkes çocuğun Kuzey Kore’den geldiği için pis olduğunu düşünüyordu.

Arkadaşım Mina, "Su, sen bu çocuk hakkında ne düşünüyorsun?" diye sordu. "Ne yapayım canım, geliyorsa gelsin," diye kestirip attım. Gökçe gülerek, "Yine Su gibi bir tepki, hiç değişkenlik yok," deyince hep birlikte gülüşmeye başladık.

Bizim grupta üç kız, iki erkektik. "Niye eşit değil?" derseniz; Oğuzhan Gökçe’den, Barış ise Mina’dan hoşlanıyordu. Ben de dediğim gibi, hayatımda bir erkeğe ihtiyaç duymadığım için gelen tüm teklifleri hep reddederdim.

Sınıfın kapısından önce öğretmenimiz, ardından da Kuzey Koreli çocuk girdi. Onu gördüğüm an içimde garip bir boşluk oluştu. Kafamda bir ağrı, sanki üzerimde devasa bir yük varmış gibi hissettim. Sonra kalbim hızla çarpmaya başladı. Kendi kendime, "Kendine gel Su kızım," dedim.

Benim yanım her zaman boş kalırdı, kimse yanıma oturmak istemezdi. Aynı zamanda sınıfın "pick me" kızının yanı da boştu. Herkes onun yanına oturmak isterdi ama o insanları reddedip kendisine yalvartmayı severdi.

Öğretmen, "Kendini tanıt bakalım oğlum," dedi. Çocuk, "Merhaba, ben Ateş," diye yanıtladı.

O konuştuğunda içim kıpır kıpır oldu, bedenimi hafif bir titreme kapladı. Kendi kendime, "Ateş... Ne güzel bir isim," diye mırıldandım. Ama tabii ki lakabı "Sekiz Kulak" olan Barış her şeyi duydu ve gizlice dalga geçmeye başladı: "Ooo, bizim Erkek Fatma aşık mı oluyor?"

Onu fark etmedim bile, öylece Ateş'e bakıyordum. Sonra öğretmen, "İki yer boş, istediğine geçebilirsin," dedi. Ben her zamanki gibi o güzel kızın, yani Selin'in yanına oturacağını sandım ama yanıldım. Benim yanıma oturdu...

İlk defa bir erkek beni seçmişti. Bu durum beni derinden etkiledi.

Ders bitene kadar hiç konuşmadık. Bir ara derse odaklanmışken gözlerine öyle bir dalmışım ki davul çalsalar duymazdım. Sonra bana baktı. Garip bir şekilde yakalanınca hemen geriye çekilip not alıyormuş gibi yaptım. Hafifçe sırıttığını gördüm; gözleri de gülüşü de ayrı bir güzeldi.

Ders sonunda ise inanılmaz bir şey oldu. Arkadaşımla konuşurken yanıma gelip bana, "Dolaşmaya ne dersin? Burada yeniyim de," dedi. Normalde dövüş antrenmanım vardı ama tıpkı Ateş'in beni seçtiği gibi, ben de onu seçtim...

İşte tam o anda başladı her şey. Onun ailesi çok karanlık ve kötü yerlerden geliyordu. Beni bir ormana götürdü ve yürüyüş yapacağımızı söyledi. Ama hayır, o ormanın içinde büyüler ve canavarlar vardı!

Bir anda devasa bir canavar bana saldırmaya kalktı. Refleks olarak yana çekildim. Tam o sırada arkamızda Selin belirdi. Her ne kadar onu sevmesem de korumam gerekiyordu. Ben olayın şokunu atlatmaya çalışırken canavar Selin’i ısırdı! Selin, dönüşmeye başlayarak yol boyunca bizi kovaladı ve okula kadar takip etti.

Biz hızla laboratuvara saklandık. Ama o, kokumuzu alabildiği için tam bulunduğumuz odanın kapısını birisi açtı...

Bölüm sonu

2 yorum