İçeriğe geç

Çürük yara

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Çürük yara

Bölüm 1

Çürük vişne rengi

"Yüreği çirkin, zihniyeti bozuk bi insan olmadan kurtulmam gerek."

Biri kendinden bahsettiğinde gözlerim yanmaya başlıyor neden diyorum kendime neden bende yapamıyorum. Doya doya ağlayamıyorum mesela zaten o nasıl olurki. Konuşmuyorum, biri sorarsa başka bir şey olur bana çok başka alemlerde her şeyi anlatırım sonra bir şey olur gerçek hayata dönerim ve derim ki "neyse." O kadardır işte bir kısa neyse kadar benim ömrüm. Akşamları bir kayıkhanede bir şarap şişesi, balkonda bir dal sigara, evde koca bir kalabalık. Şakaklarım ellerimin en iyi bildiği yerdir orası. Avuçlarım en çok orayı sever ve en çok orayı ovduğumda rahatlarım. Çoğu zaman bir karanlığım kokmuş pis bir karanlık. Zaten nasıl güzel olsun. Çürük bir ceset saklarken hemde. Anne özür dilerim aklımın duvarlarında yer kalmayınca bende burayı boyadım. Ama öyle çok yakıştı ki kırmızı renk bu duvarlara. Ben bile bilmiyordum bir kanın böyle güzel boyuycağını.

Yüksek sesle şarkı söyledim evde annem duymuş bana anlamayan gözlerle bakıyor. Deli diyor benim için biliyorum beni sorunlu görüyor. Zaten onlara göre ben doğmuş olan bir çocuktum. Kızları değil!.

Ne ağlaması gözlerime yağmur yağdı. İçimde fırtınalar koptuğu zaman olur genelde. Acaba yine hangi derdim kanamıştı. Ayrıydı yaralarım çoğu insanın olduğu gibi. Aynaya değiyor gözlerim nasılda kızarmış, göz altlarım çoğalmış hamile bir kadın gibi. Koşarcasına kaçıyorum olduğum yerden biraz daha dursam sövücem çünkü bugün sövmek istemiyorum kendime. Kendim, bir kentti yalnız, sokakları kalabalık, düşmanı çok, göğü hep bulutlu, toprakları kurak. Öyleydim yani fazlası değil.

Sevilmediğim zamanlarda öğrendim susmayı. Sustuğum zamanlarda dinlemeyi. Kendimi öldürmediğim o gece anladım ölmek istemediğimi. Ölmek istemediğim de anladım yaşamaya hevesli olduğumu. Elimde ince bir kağıt kesiği ne ara olduğunu bilmiyorum bir bodrum katı hatırası.

Yıllardır üşüyorum bu gecede bunu anladım hayat soğuk ve düşüncelerim buz tutmuş. Annem kalın giyin derdi. Yine evde unutmuşum geçmişimi ahhh hayır ceketimi. Ne derdi şarkıda "Kan revan içinde hep kanayan yerlerim. Vazgeçtim bugün kendime boşluklardan boşluk beğendim." Biraz öyle oldu bugün. Bir günümü daha bir çöp torbasına koydum. Onlar kokmazdı ama. Daha ne kadar devam ederdi bu böyle dur demek gerekmezmi. İnce bir fısıltı kulağımda. Yol kenarındasın. Öyle yolun kenarındayım, yolu tamamlayanları ve tamamlamaya çalışırken kendinden geçenleri izliyorum. Bende denesem mi diyorum bazen kalksam mı ayağa. Hayır! Benim ayaklarım o kadar güçlü değil yüküm ağır yol arkadaşım yok. Yapmazdım, yapamazdım. Dışarıdan öylesine yalnız ve kafamda böylesine kalabalıkken bir sıraya koymamışken. Sadece nefes alırken. Belki zamanı gelince şimdi dayanmalı.

Cam kenarıdır kalbim henüz kimse oturmak istemedi. Yan koltukları da öyle boştu. Seviyorum dediğim insanlar bile yoktu. Öyle bir şey. Kendimde kalmadım kimden toplasam şimdi. Yer kalırmı bulana kadar. Yada hevesim kalır mı kendime. Yokluğu bir boşluk varlığı bir acı hangisi daha kötü. Nerde bitirdim kendimi? Nerede yitirdim benliğimi. Seslenmek istiyorum ıssız sokaklara değil dolu caddelere "Bende varım, ben geçiyorum bu hayattan farkedin." Ve geçtim. Gidiyorum. Anne özür dilerim gidemiyorum gitmişim zaten bir valiz bile bırakmamışım kalanıma.

Kılpayı ensesinden tuttuğum hayatımın çile mevsimine denk gelmişim. Çürük vişne renginde.

Bölüm sonu

1 yorum