Hızlıca gülümsedim ve kollarımı birleştirdim.
"Artık ekip oluyoruz!"
"Asla"
"Sus sana soran olmadı"
"Sana da soran olmadı çakma barbie."
"Sus be! Neyse... şimdiii nerden başlıycaz?"
"Öncelikle plana ihtiyacımız var."
"Hop o işlerde sakın bana bakma! Plana falan yapamam ben"
"Belli oluyor"
"Bu arada adın bay gizemli mi?!"
"Tamam, Tamam. Adım Iven, oldu mu?"
"Bir an adını devlet sırrı sandım ama neyse"
Iven düşünmeye başladı. 4 dakikadan daha fazla düşündükten sonra bana baktı
"Buraya gel, bir fikrim var"
"Büyücüler de düşünebiliyormuş"
"Ama ilk önce...Bu saatten sonra benim lafımı dinliuceksin."
"Hadi lan ordan Banane"
"İyi, senin kararın"
Iven hızlıca arkasını döndü ve ormanın sisli kısmına yürümeye başladı. O an geri döner diye düşünsemde sizlerin arasında kaybolmaya başladığını görünce tedirgin oldum ve kendimi tutamadım
"Ş- ŞAKA ŞAKA! ÖZÜR DİLERİM!"
Beni umursmazlıktan gelip yoluna devam etti, sinirden ağlıycaktım
"Öyle olsun....Küstüm!"
Yere oturdum, sırtımı ağaca yasladım ve ayaklarıma sarıldım. Yüzümde somuturken gözümden yaş geliyordu. Kendi kendime sayıklıyordum
"Banane ondan...hem ona ihtiyacın yok...Yada var. Aman yaaa ben koskoca aşk tanrıcasıyım...Yani cennetten kovulan ve tüm güçlerinin Neredeyse çoğu elinden alınmış gidicek bir yeri olmayan ve işinde berbat olan bi aşk tanrıcası...Of ya!"