İçeriğe geç

Cupid'in Laneti

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Cupid'in Laneti

Bölüm 1

TEK BAŞINA

Sahilde yürürken düşüncelere dalmak çok kolaydı. Yarın hayatımda olmayacağını bildiğim insanlar hakkında düşünürken, günün son saatlerinin dalgaları kıyıya vuruyordu. Kafamı kaldırıp kıyı şeridindeki tek ışıkları kapalı beni bekleyen daireme baktım. Yan binanın sakinleri sık sık yaptıkları gibi bahçeye bir masa kurmuşlardı. Kahkaha sesleri bulunduğum yere kadar ulaşıyordu. Bu, ılık yaz akşamlarında yapılabilecek en eğlenceli aktivitelerden birisi olmalıydı. Komşular toplanmış, mangallar yakılmış ve buz gibi sulu karpuzlar hazır edilmişti. Masanın etrafındaki iki apartmanın sakinleri günün yorgunluğunu atarken, gençler de ayaklanmış sahile doğru inmeye hazırlanıyorlardı. Yürümeye devam ettim ve taştan merdivenlerin önüne geldiğimde durdum. Birkaç gündür yaptığım gibi arka kapıdan girmeliydim ama artık çok geçti. Merdivenleri yavaşça çıkmaya başladım. Apartmanın girişine doğru yöneldim ve o sırada heyecanla bir şeyler tartışan genç grup yanımdan beni görmemişler gibi geçip gittiler. Demir parmaklıklara doğru uzandım ve kilidi açık olan kapıyı ittirip bahçeye girdim. Belki bu sefer ezberimde olan o rutin tanışma faslını atlatabilirim diye düşündüm ve hızlıca apartman kapısına yöneldim.

"Pardon?"

Ah, yine yakalanmıştım. "Evet?"

"Birisini mi aramıştınız?" Üzeri şimdi meyve tabaklarıyla ve kaynayan semaverle dolu olan masanın etrafındakiler sorgulayan gözlerle beni izliyorlardı.

"Ben.." Bir anlığına duraksadım. Bu çok saçmaydı. Her defasında kendimi açıklamak zorunda kalmak ve kimsenin aklına gelmediğimi bilmek çok zordu. Elimle ikinci kattaki karanlık pencereyi işaret ettim. "...burada oturuyorum." Söylediklerime cevaben boş bakışlarla karşılaştım. Daha sonra alt kat komşum aklına çok dahiyane bir fikir gelmiş gibi heyecanla konuştu.

"Aaaa, tabii sen o çocuksun, eeee, o, geçen sene taşınan çocuk." Söyleyeceklerini bitirdikten sonra kocaman gülümseyerek beklenti içinde bana baktı.

"Doğru. Taşınalı bir sene olacak."

Yan apartmanda oturduğunu bildiğim ve arka sokaktaki kuaförü işleten kadın tatlı bir sesle "Kusura bakma, seni buralarda pek sık görmüyoruz. Sabahları erken çıkıyorsun galiba?" diye sordu.

"Doğrudur. Şu sıralar işlerim biraz yoğun."

"Bazen paydos vermek gerekir. Bir akşam bize katıl. Burada sık sık toplanırız." dedi üst katımda oturan ve avukat olduğunu bildiğim adam. Her sabah onu ofisine giderken görürdüm. Henüz otuzlarındaydı ve o da buraya ben taşınmadan az bir zaman önce gelmişti. Bana yüzünde içten bir gülümsemeyle baktı. Her zaman olduğu gibi. Diğerleri onu onayladılar ve gitme zamanım geldiğini anladım.

"Teşekkür ederim, çok isterim. Şimdilik eve çıksam iyi olacak. Herkese iyi akşamlar."

İyi dilekler eşiliğinde apartmana girdim ve arkamdan gelen boğuk sesleri dinledim. "İsmini söylemiş miydi?" "Hatırlayamadım." "Şey demişti sanki." Apartmanın kapısının kapanmasını beklemeden merdivenlere yöneldim. Uzaklaştıkça sesleri de duymaz oldum. Aşağıdan gelen cılız ışıklar ilk katta yolumu aydınlatıyordu ama ikinci kata geldiğimde karanlıkta kalmıştım. Anlaşılan sensörlü lamba yine bozulmuştu. Dairemin önüne geldiğimde durdum ve karanlıkta, elimde anahtarlarımla öylece dikildim. Bu daha ne kadar böyle devam edecekti? Kaç defa daha kendimi tekrar tekrar tanıtmak zorunda kalacaktım? Ben insanların birbirlerini hatırlamalarını sağlardım; benim işim buydu. Ancak kimse beni hatırlamazdı ve bunun için elimden gelen bir şey yoktu. Her günüm dolu dolu geçerdi; insanların mutluluklarına aracı olur, yeni arkadaşlar edinir, farklı hayat hikayelerini dinlerdim ancak sonraki sabah uyandığımda elimde hiçbir şey kalmazdı. Sadece benim hatırladığım anılar omuzlarımda her geçen gün daha ağırlaşan yüklere dönüşüyordu. Ben bir cupidim. İnsanların birbirlerine aşık olmalarını sağlarım. Aralarında uzanan kırmızı kader iplerini görürüm ve oklarımı atarım. Ben lanetli bir cupidim. İnsanlar beni hatırlamaz. Hayatlarından gelip geçmiş bir ruh olurum ben. Gün içinde yaşadığım her an sonraki gün başkaları için sıfırlanır. Tekrar, tekrar ve tekrar aynı anıları biriktiririm. Ama artık böyle devam etmek istemiyorum. Artık bir cupid olmak istemiyorum.

Anahtarlarımı deliğe soktum ve çevirdim. Kapı arkaya doğru açıldı. Karanık ve soğuk daireme her gece olduğu gibi adım attım ve anahtarımı yandaki koltuğa fırlattım. Ama o an bir şeylerin her gece olduğundan farklı olduğunu anladım. Komodinimin üzerinde duran gümüş oklarım, hepsi gitmişti. Ben artık bir cupid değildim.

Bölüm sonu

4 yorum

  • Ooo ama yazık insanlar onu hatirlamiyor

    1Yanıt
  • Nereye gitmiş okları hemen geri bulsun😱😱😱😱

    1Yanıt
  • Yazar hızlı yaz acil 2.bölüm bekliyorum 🫡🫡

    1Yanıt
  • Klişe değil konusu kesinlikle ikinci bölümü sabırsızlıkla bekliyorum

    1Yanıt