"Tamam, sakinim Melek abla, hadi söyle," dedim.
Melek abla başını yere eğdi. "Mert kızı odaya kilitledi," dedi.
Ben o anda hemen yukarıya doğru merdivenlerden çıkıp koşmaya başladım. Aynı zamanda Melek abla da arkamdan geliyordu. Merdivenlerden çıkarken, "Hangi odaya kilitledi?" diye söyleniyordum.
Melek abla, "Çatı katına," dedi.
Hızlıca çatı katındaki odaya çıktım. Kapının kolunu indirdim, kapı kilitliydi. "Melek abla, çabuk anahtarı ver!" dedim. Melek abla çekmeceyi karıştırdı. Ben de o anda kapıya birkaç kez tekme attım. Ardından Melek abla, "Anahtarı buldum!" dedi ve koşar adımlarla hemen yanıma geldi.
Hızlıca kapının kilidini açtım. Kapıyı açtığımda bomboş bir oda ve sadece yerde bir halı vardı. Halı duvarın kenarına çekilmişti ve üstünde Talya oturuyordu. Talya; gözleri, ağzı, elleri ve ayakları bağlı hâlde oturuyordu. Onu o hâlde görünce şok oldum. Arkamı dönüp "Ne oluyor?" dercesine Melek abla'ya baktım.
Sonra koşar adımlarla Talya'nın yanına gidip önce gözlerini çözdüm. Göz göze geldiğimiz anda, gözlerindeki o korkuyu gördüğüm an kan beynime sıçradı. Mert bunu yapmış olamazdı, bu çok fazlaydı; ama şunu da biliyordum ki bunu Mert'ten başkası yapamazdı.
Onu çözdükten sonra ellerinden tutup ayağa kaldırdım. "İyi misin?" diye sordum. Direkt bana sarıldı ve ağlamaya başladı. "Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim," dedi. O fark etmeden, ona sarıldığımda gözümden yaş aktı ve hemen sildim.
Sonra ona, "Ağlama, senin bir suçun yok," dedim ve gülümsedim. "Hadi gel, benim odama gidelim," diyerek sırtını sıvazladım. Yavaş adımlarla merdivenden indik, benim odama girdik. "Sen şimdi otur şöyle, rahatına bak," dedim. Yatağa oturdu. "Benim aşağıdan birkaç eşyamı almam lazım, hemen geleceğim," dedim.
Aşağıya indim. Salonda Melek ablanın gelmesini bekledim. O anda aklımdan Mert'e neler yapabileceklerim geçiyordu. Salonda dört döndüm. Ardından Melek abla geldi. Sesimi biraz yükselterek, "Abla, sen bunu nasıl bana söylemezsin?" dedim.
"Nasıl söyleyeyim kızım, bu nasıl söylenir ki?" dedi.
"Mert'e ne oldu?" dedim. "Mert evlenmeden önce de sinirliydi ama ben bu kadar ileri gidebileceğini tahmin edemedim."
"İlk evlendiklerinde böyle değildi. Kavga ediyorlardı ama kızın sesi çıkmıyordu. Mert yine bir şey buluyordu kavga edecek. Son bir aydır falan kızı odaya kilitlemeye başladı."
"Oofff abla of... Mert bundan daha fazla ileriye gitmedi, değil mi?" dedim.
Melek abla sesini çıkarmadı. "Abla lütfen!" dedim.
Melek abla, "Birkaç kez fiziksel bir şeyler de oldu," dedi.
" bittin sen Mert bittin!" dedim. "Bu Mert nerede?"
"Bir yarım saate gelir," dedi Melek abla.
"Gelince bana haber ver, sakın yukarıya çıkmasın," dedim.
"Tamam," dedi.
Ben hemen yukarıya çıktım. Talya çekingen bir tavırla yatakta oturuyordu. Yanına gittim, oturdum. "Nasılsın?" diye sordum.
"İyiyim diyemem," dedi.
"Özür dilerim," dedim.
"Abla, sen niye özür diliyorsun?" dedi.
"Her şey için... Eğer bilseydim daha erken gelirdim. Mert'in bunu yapmış olabileceğine inanmıyorum," dedim. Ben de inanmıyordum.
"Abla, bu arada 'abla' dememde bir sakınca yok, değil mi?" dedi.
"Hayır, tabii ki. Sen de benim kardeşim sayılırsın. Olur mu öyle şey? İstediğini söyleyebilirsin. Ayrıca üzülme artık, boş ver. Ben varım," dedim.
O sırada kapıdan Melek abla elinde tepsiyle geldi. Bir şeyler hazırlamıştı. "Ben yemeyeceğim Melek abla, sağ ol," dedim. Tepsiyi Talya'ya uzattı. Talya kafasını sağa sola salladı. Melek abla, "Hayır kızım, yiyeceksin," dedi ve getirdiklerini Talya'nın önüne koydu.
O sırada aşağıdan, "Abla!" diye bir ses geldi. Mert'in sesiydi.
"Talya, sen şimdi bir şeyler ye. Ben aşağıya ineceğim, sakın odadan çıkma," dedim.
Aşağıya indim. Mert merdivenlerin altında beni bekliyordu. Önünden hızlıca geçtim, oturma odasına doğru gittim.
O sırada Mert, "Ooo abla, bir merhaba da mı yok?" dedi.
Ben de, "Adam ol da merhaba kolay!" dedim.
"Ne diyorsun abla sen?" dedi.
"Talya şu an nerede mesela?" dedim.
"Nerede olacak abla, odasında," dedi.
"Bana yalan söyleme Mert! Ben buldum Talya'yı. Sen nasıl yaparsın böyle bir şeyi?" dedim.
Mert, "Melek abla..." dedi.
"Sen sus Mert, sakın tek kelime etme Melek ablaya! Kendi hatalarının arkasında dur bari... Ki bu hatanın arkasında durmalık bir şey değil. Sen bunu nasıl yaparsın? Sen yokluğumda babama benzemişsin.Sen nasıl bir hayat kırıklığısın Mert" dedim.
"Gel soralım Talya'ya, nasıl yapmışım!" dedi ve yukarıya doğru koşmaya başladı.
