ona güvenmemeliydim. en başından ona güvenmemeliydim. hepsi benim hatam, hepsi benim suçum. çünkü ben tam bir aptalım.
karanlık, tek hatırladığım karanlık ve Bert'in bu sözleriydi. kimden bahsettiğini biliyordum. Tabiiki sahtekar Sage'den bahsediyordu. kulağımda hala onun sesleri yankılanırken polis seslerini duymaya başladım. Etrafımız polislerle çevrilmişti. ne yapacağımı bilemeyerek etrafa bakındım.
Hepsi Sage'nin suçuydu. Bize ihanet etti. bizi arkamızdan bıçakladı. Ona en çok Bert güvenmişti. Onun en çok arkasında Bert durmuştu. Bert... onu çok sevmişti. Nasıl olurda bize, ona bunu yapardı. Bert bütün bu olanlardan dolayı kendisini suçluyordu. Oysa onun hiçbir suçu yoktu. Hepimiz Sage'ye güvenmiştik. ben bunları düşünürken boynuma birşey dolandı. ne olduğunu anlayamadan Bert bana bağırdı. “EDNA DİKKAT ET! ” hemen ne olduğunu anladım ve onu tuzla buz ettim. yıllardır boşuna eğitim almıyor değilim sonuçta.
hemen burdan çıkmamız gerekiyordu ama nasıl... Neyse ki Bert hepimizin eline el feneri sıkıştırdı. düşünceli Bert bunuda düşünmüştü. ardından “Çabuk herkes bi çıkış yolu arasın.” dedi. Liderimiz Bertin söylediklerini ikiletmeden hemen işe koyulduk. her yere baktım ama ne bi çıkış yolu, ne de iş görebilecek bi alet... Hiçbiri yoktu. bütün eşyalarımıza lanet olası Sage el koymuştu.
Ben etrafa bakınırken gözüme ışık tutuldu. Gözüm kamaştı. bunun kimin yaptığını anlamak zor değildi. Herzamanki gıcık Leron'du. oflanarak ..
—Leron kes şunu!
—nedenmiş
—rahatsız oluyorum
—neden
—acabaa
—bilmem
—şaka gibisin
—gerçek olamayacak kadar mükemmelim. iltifat için teşekkür.
Oflanarak bi yol aramaya devam ettim. Bi yandan düşünüyordum. Acaba Leron neden hep benle uğraşıyor. neden Tegan değil neden ben. Bu tavırları neden bitek bana... Anlayamıyordum. Leron gerçekten beni sinir ediyordu. Her defasında beni sinir etmeyi nasıl becerebiliyordu? Ben bu düşüncelerin içinde boğulurken Tegandan bi ses geldi. “BULDUMMM ”
Hepimiz Tegan'ın yanına koşmuştuk. Grubun kahramanı Tegan, kazma kürek bulmuş. Hızlıca yeri kazıdık ve ışınlanırcasına koştuk. Polisleri geride bırakınca hepimiz ilk defa polislerden kaçtığımız için rahatlamıştık. Sonrasında evin yolunu tuttuk. Eve gelince kimsenin hali yoktu, klasik koltuğumuza oturup sessizlik savaşı verdik. uzun süre kimseden ses çıkmadı. O sırada Loran ayaklandı ve “bugünü bitirmek için yatmaya gidiyorum. ” dedi. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Ne kadar ondan nefret etsem bile bu onun komik olmadığı anlamına gelmiyordu. Ardından Tegan da yorgun olduğunu söyledi ve gitti.
Gerçekten bazen Tegan bana çok garip geliyordu. Yani davranışları çok şüphe çekici. Loran yanımızdan ne zaman ayrılsa o da hemen gidiyordu. Bu düşüncelerimi Bert'e de söyledim. 20 dk civarında bayaa sohbet ettikten sonra susadığımı hissettim. Ona susadığımı ve su içim geleceğimi söyledikten sonra su içmek için mıtfağa ilerlerken Tegan 'ı Loranın kapısının önünde oturmuş bir halde gördüm. Beni farketmiş olacak ki panikle ayağa kalkım bana döndü. Gözleri dehşet derecede korku içeriyordu. Kekeleyerek
—Bburda napıyorsun Edna.
—Bende sana onu sorucaktım Tegan.


