Yıllarca hayalini kurduğum anı yaşayacaktım ama istenilen ben değildim olmayacaktım da. Tatlı bir telaş vardı tüm ailede her şey kusursuz olmalıydı biriciğimize kız istemeye gidecektik. Erkek tarafıydık kız tarafı olabilmek için çok şeyden vazgeçebilirdim.
Hazırlıklar devam ediyor eksikler tamamlanmaya çalışıyordu aile arasında olsa da her şey usulüne uygun ve bize yakışır olmalıydı. Tüm kadınlar renk renk şıklık içinde, erkekler koyu renklerde gömlek kumaş pantolon tercih ederken takım elbise giyen tek kişi Arsen’di. Kimsenin benden bir beklentisi yoktu çünkü her zaman olduğu gibi siyah askılı bir tulum hafif makyajım ile hazırdım.
Arsen heyecandan yerinde duramıyor hazırlık listesini sürekli tekrarlayıp o tamam bu tamam diye söyleyip duruyordu. Defalarca Çiçek hazır arabada diye tekrar etmişti. Heyecanını gizlemek gibi bir düşüncesi asla yoktu her anını içinden geldiği gibi yaşıyordu.
Bir anlık dalgınlıkla geçmişe gittim Uraz’la kurduğumuz isteme hayalimize. Kahveni tuzlu yapmayacağım demiştim. Şaşkınlıkla bakıp neden diye hafif sesini yükseltmişti. Çünkü beni sevindiğini anlamam için tuzlu kahve içmene gerek yok ben zaten eminim beni ne kadar çok sevdiğinden demiştim. Mutluluktan gözleri parlamış alnıma incitmekten korkar gibi hafif bir öpücük kondurmuştu. Binlerce kez öpmüştü alnımdan saçımdan ama ne zaman bunu yapsa içim titrer yüzüm kızarırdı.
“Hazır mıyız” diye duyduğum çığlıkla kendime geldim.
İçim yangın yeri olsa da bunu belli etmemeliydim.
Hayır dedim
Herkes şaşırmış bir sorun olduğunu düşünmüştü ki
Çiçeği unuttun dediğimde
Arsen şaşkınlıktan bir ileri bir geri yürümeye başladı elini ensesine götürmüş tahminimce nasıl unuturum diye düşünürken hatırladı.
Hayır ya araba da
Emin misin tabi ki emindi defalarca tekrar etmişti
Evet eminim
Eminim derken bile mahcup bir çocuk gibi bakıyordu.
Tabi eminsin şaşkın defalarca tekrarlayıp bizi bunalttın ya
Herkes gülmeye başlamıştı bu halimize. Gülmeyen bir babam vardı çünkü o biliyordu hissetmişti kızının bu hareketi herkese üzgün değil mutlu hissini vermek içindi.
Evden çıkıp arabalara ilerledik.
Arsen, Akça, teyzem ve eşi ile
Feza annem babam ile ablamlar eşleri ve çocukları ile arabaya binmişti.
Ve tabi ki ben yine tek başıma olmak için mücadele veresemde buna saygı göstermiş kimse arabama gelmemişti. Ezbere bildiğim yolları bilmiyormuş gibi davranıp sizi takipteyim demiş kapıyı kapatmıştım. Derin bir nefes alıp çalıştırdım arabayı ağlamayacaktım ağlamamalıydım ama görmeye hazır değildim hiç düşünmemiştim bir gün karşılaşmayı hele ki böyle bir durumu asla.
Camı açtım yüzüme vuran rüzgâr az da olsa kendime gelmemi sağlıyor rahat nefes alıyordum. Ama kalbimdeki sızı gittikçe daha çok artıyor nefes alamayacak hale geliyordum kalbim sanki yerinden çıkacak gibi hızla atıyordu. Müzik açtım kendimi rahatlatmak için
Demet Akalın ~ Nasip değilmiş vuslat
Tam da beni anlatıyordu nasip değildik biz birbirimize kader bizi iki yabancı yapmıştı. Kirpiklerine kadar tanıdığım adam yabancıydı bana benim değildi artık.
Şükrü Güler ~ Değilmiş alın yazım
Ahh be şarkılar keyifle dinlediğim şarkılara bin bir anlam yüklemiş acılarıma ortak etmiştim.
Yarım saat süren yolculuktan sonra varmıştık yıllardır gelmediğim sokaklar bir hayli değişmiş anılarım yok olmuştu. Korna sesleri oldukça fazla çıkmaya başlamış geldiğimizi haber veriyorduk resmen sanki bilmiyorlar gibi.
Arsen son kontrolü yaptı hediyeler çiçekler söz yüzüğü tatlı çikolata annem babam saymaya devam ederken teyzemin yeter be oğlum demesiyle susmuş en arkaya geçmiş ilerlememizi bekliyordu. Tabi ki hemen yanındaydım onun ayaklarını heyecandan titriyordu benim ayaklarım geri geri gidiyor hazır değilsin diyordu sanki. Arsen’i sakinleştirmek için derin bir nefes al başaracaksın kızı alacağız dedim göz kırpıp tebessüm ettim. Aslında kendime daha çok güç vermek istediğimi anlamış gibi elimi tutup üzerinden öptü biz yapmak istediğimiz her şeyi başarırız dedi her zamanki gibi bana güç vermek istercesine.
Evin önüne geldik herkes hazır mı zili çalışıyorum dedi teyzem.
Hepsi onaylarken ben yine sustum hazır değildim ama yapmak zorundayım. Zil çaldı kapı açıldı içeriye girmeye başlandı sarılmalar selamlar derken sıra bana geldiğinde ne yapacağımı unuttum sanki.
Yıllarca parçası olmayı hayal ettiğim aileyle karşı karşıyaydım ama gelinleri olarak değil damat tarafı olarak. Başımla herkesi selamlayıp Sahra’ya sarıldım. İçeriye geçtim rahat bir nefes aldım kadınlar ve erkekler ayrı odalarda oturmuşları.
Normal bir zaman olsa buna asla izin vermez hep bir arada olmanın daha mantıklı olduğunu kimsenin merakta kalmamasını her şeyi duymasını isterdim ama bugün çok doğru bir karar verildiğini destekledim geçip ablamın yanına oturdum.
Daha önce kimse tanışmadığı için büyükler tanışıyordu oysa biz çok iyi tanıyorduk birbirimizi ama hiç yaşanmamış gibi yapmak herkesin en iyi oynadığı oyundu.
Annem benim kızlarım demesiyle bakışlar bize döndü göz göze geldiğim eski kayınvalideciğim memnun oldum demişti ben ise sadece başımla onay verdim bende der gibi.
Ama değildim memnun olmak falan istemiyordum hatırladığım tek şey acı dolu bir geçmiş.
Sohbetler devam etti bir süre ikramlar yapıldı çay servisi derken asla unutmayacağım parfüm kokusu sardı etrafı. Hayır hayır o değildir diye geçirdim içimden sanki adamın evinde değilmiş gibi. Ve o ses kalbim duracaktı yıllardı duymadığım ama her an kulaklarımda çınlayan o ses. Bayılacak gibi hissettim etraf kap kara oldu görmüyordum sanki istemsizce ablamın elini tutmuş ne kadar sıktığımı fark edememiştim bile. İyi misin diye sormasıyla kendine geldim iyiyim dedim.
İçeri buyurun isteme yapılacak dedi ve gitti.
Herkes ayaklanmaya başladı içeriye geçmek için ne yapacağımı bilemeden telefonuma baktım bir umut.
Feza canım arkadaşım “Her zaman yanındayım bizi kimsenin üzmesine izin vermem yanıma otur ve ne kadar güçlü olduğunu asla unutma”
Bu mesaja gerçekten ihtiyacım varmış derin mi nefes aldım ve içeriye geçtim.
Herkes birbirine bakıyor kimse konuşmuyordu. Sahra kahveleri getirdi önce büyüklere sonra da sırayla dağıttı kahveleri. Damadın özenle hazırlanan tepsisinde kahvesi de geldi kameralar açılmış içip içmeyeceğini merakla bekliyorlardı. Bizim damat heyecandan tek yudumda içmiş yüzünü bile ekşitmemişti. Misafir olduğunu düşündüğüm bir kadın damatta çok seviyor kızımızı demesiyle sessizlik bozulmuş gülüşmeler başlamıştı.
“Sevmediğini bilsem verir miydim ben biricik meleğimi Hala”.
Adını bildiğim ama hiç tanışmadığın halasıymış meğer ama beni şaşırtan Meleğim demesiydi.
Sanki bana hissettiriyormuş gibi en sevdiğim kelimeyi. Geldiğimden beri göz göze gelmemek için verildiğim mücadeleyi kaybetmiş anlık olarak gözlerine bakmıştım. Hiç unutamadığım o ela gözler yabancıydı artık ışıl ışıl değil solmuştu. Hemen gözlerimi başka tarafa çevirsem de yakalanmıştım.
Kahvelerin içilmesiyle günün anlam ve önemini belirtmek için söze başlandı erkek babası olmak zor olsa da asıl zor olan kız babası olmaktı böyle zamanlarda.
“Sebebi ziyaretimiz belli Allah’ın emri peygamber efendimizin kavli ile kızınız Sahra’yı oğlumuz Arsen’e istiyoruz.”
Benim kızım gözümde hala küçüktür nazlıdır elinden de her iş gelir madem gençler birbirini sevmiş ben kızımı size vermiyorum size emanet ediyorum kızım kızınızdır.
Gözlerim babamı bulduğun da ablamlara bakıyordu çünkü oda yıllar önce kızlarını bu sözlerle vermişti.
Güzel bir amaç için toplanılmış olsa da herkes de bi burukluk olmuştu gözleri dolmuştu bende onlardan biriydim saklamaya çalıştığım göz yaşın özgürlüğe kaçmıştı kimsenin dikkatini çekmemişti hepimiz aynı durumdaydık.
“Kızınız kızımızdır emanetiniz başım gözüm üstüne
Allah utandırmasın” dedi. Bulundukları yerden kalkıp önce babaların sonra annelerin ve daha sonra diğer büyüklerin ellerinden öptüler.
Sahra çekingen davransa da sıkıca sarıldım ona bir suçu yoktu onun daha çocuktu bizim geçmişimiz asla onları etkileyemezdi her zaman her koşulda yanlarına olacaktım tabi ki. Sarılmama karşılık vermiş gözlerinde heyecan belirmişti.
Söz yüzüğünü taktılar ve nişan için konuşmaya başlandı bu kadarı bana fazlasıyla yetmiş olsa da bulunmak zorunda hissettiğim ortamda kalmaya devam ediyordum.
Telefonum çaldı burada konuşamazdım ama cevap vermem gerektiği için ayağa kalktım salondan dışarı çıktım.
Hala olduğunu öğrendiğim kadın sağdaki ikinci kapıyı göstererek orada konuşabilirsin rahat rahat demesiyle odaya ilerledim.
Kapıyı açtığımda sanki kalbimi söküp almışlar gibi hissettim nefes almayı bile unuttum. Kokusunu unutamadığım adamın odası hala o kokuyor asla değişmeyen zevklerine göre düzenlediği oda tamamen ona ait duruyordu. İlk olarak camın önünde duran sallanan sandalyeye gitse de gözüm asıl takıldığım yatağın yanındaki komidinin üzerinde duran kar küresinde kalmıştı. Belki de kimse bilmiyordu bunun anlamını bir aksesuardı ama bizim için birçok anlamı barındıran bir hediyeydi. İçerisinde önünde havuzu olan bir ev ve sallanan sandalye figürleri vardı. Kendimi anın büyüsüne kaptırmıştım ki tekrar telefon sesiyle irkildim.
Otel müdürümüz Simay arıyordu.
Efendim
Nasılsın
İyiyim sen nasılsın
Bende iyiyim ama sorun var gelebilir misin diye sordu
1 saate oradayım dedim kapattım telefonu
İçeriye gitmek istemiyordum artık aklıma gelen ilk şeyi yaptım ablamın yanına yaklaştım otelde sorun var gitmem gerekiyor sen durumu hallet dedim babama bir göz kırptım en iyi o anlardı beni iyiyim her şey yolunda demek istediğimi anlamış kafasıyla beni onaylamıştı. Feza gelmek istediğinde ben hallederim sen bekle dediğimde mecburen kabul etmişti.
Evden çıktığımda artık ellerim titremeye başlamış ter dökmeye başlamıştım oysa hava bir hayli soğuktu ama içimde sönmek bilmeyen ateş vardı. Bütün çabalarım sonucunda göz göze gelmemeyi başarmış olmanın verdiği rahatlıkla araba doğru yöneldiğimde arkasında olan araba dikkatimi çekti oradan çıkmam imkansızdı.
Karadeniz damarım tutmuş sinirden dudaklarımı ısırmaya başlamıştım. Sağa sola baktım kimse yoktu kimin olduğunu bilmediğim aracın üzerinde numara var mı diye kontrol ettikten sonra son çare Feza’yı aramaktı.
“Araç yüzünden çıkamıyorum” dedim sesim biraz fazla çıkmıştı.
Beş dakika sonra evden birisi bana doğru yaklaşıyordu.
Hayır ya hayır bu olmaz diyerek kendi etrafımda döndüm deli gibi.
Bilerek yaptın dimi diye bağırdım istemsizce dalgayla karışık yüz ifadesiyle bilmiyordum dedi. Hızla arabaya geçtim çekilmesini bekledim ama her şeyi planlı yaptığı belliydi cama tıklamasıyla kafamı çevirdim açmayacaktım. Tekrar tıkladı
Ne var be ne var dedim sinirden yeterince tahammül etmemiş gibi sabrımı sınıyordu.
Kaçacak mısın hep böyle
Sabır Rabbim sabır yeterince katlanmıyormuşum gibi bir de sohbet bekliyordu.
“Acelem var çekil” sonra camı kapattım uğraşacak ne gücüm vardı ne de sabrım
“Elbet bir gün” dedi arabasını çekti hızla uzaklaştım.
Yıkılmamam gerekiyordu kalbimde ölmüştü artık beni yeniden yıkmasına izin veremezdim dayan yüreğim biz nelere dayanmadık. Son ses açtığım şarkıyla uzaklaştım. Bir hafta kalacağımı söyledim her gelişimde bir bahane bulup kaçıyordum ama bu defa gerçekten gitmem gerekiyordu.
Otele gideceğimi söylediğim için gittim biraz da çalışır kafamı dağıtırdım.
Bir sorun olduğunu söylemişti Simay ama sorunlar için beni aramazdı ki ben zaten burada yoktum bütün sorumluluk ondaydı en güvendiğim kişide üniversite yıllarımda tanışmış dostluğumuz hala devam ediyordu.
Vardığımda hemen odasına çıktım. Kapıyı çaldım gel dediğinde içeriye girdim.
Problem ne diye sorduğumda sorun olduğunu söylediğinde kendi de unutmuş olacak ki şaşırarak bana baktı. Sonrası koca bir kahkaha.
Seni kurtardım dedi bir sorun yok
Saatlerdir yaşadığım stres bana yeterdi. Normal bir zamanda bunu yapsa neler yapabileceğimi iyi bilirdi ama bu beni gerçekten kurtarmıştı.
Sen beni özlemedin mi demesiyle hemen yanına yaklaşıp sımsıkı sarıldım
Özlemiştim hem de çok sevdiklerim hep bu şehirdeydi ama kalamıyordum burada nefes alamıyordum.
Bu geceyi kızlar gecesi ilan ettim orman evine gidiyoruz itiraz da kabul etmiyorum.
Buna gerçekten ihtiyacım vardı görmezden geldiğim yok saydığım geçmişimle yüzleşmek zorunda kalacak gibiydim. Toparlanıp çıktık bizimkilere de haber verdikten sonra arabaya bindik. İyi bilirdi Simay şarkı olmadan asla yolculuk yapmazdım. Hemen listemi açtı dinlemekten bile korktuğum şarkıyı buldu “Yıldız Tilbe Ama Evlisin”. Bu gerçekti artık evli ve benim değildi. Ah be şarkılar anlatamadıklarımı ne güzelde söylüyor.
Simay’a gönderme yapmak ister gibi “Dağıldım Biraz” parçasını açtım. Benden sana dedim gülerek tarla değil hayatım isteğe göre gelinip gidilmez.
Hüzünlerimizi gülüşlerimizle örtmeye çalışırken varmıştık eve.
Ben bir duş alayım dedim kendime geleyim.
Fırsat vermeden tamamladı cümlemi çıktığında kahveni hazır bil. İnsanın onu tanıyan dostları olması kadar güzel bir şey yoktur herhâlde.
Uzaktan bir öpücük yollayıp banyonun yolunu tuttum.
Döndüğümde kahvenin kokusu yayılmıştı etrafa ve tabi ki artık sorgu zamanı da gelmişti.
Anlat artık dedi çabuk dökül neler oluyor
Olduğu gibi anlattım her şeyi uzatmadan bitti dedim işte bu kadar olay. Anlatması kısa süren hikâye de ben bitmiştim sanki. Yanıma yaklaşıp bana sımsıkı sarılmasıyla günlerdir zorla tuttuğum gözyaşlarım özgürlüğüne kavuşmuş gibi akıp gittiler. Oda benimle ağladı hem bana hem kendine ağladı ailesi yüzümden kavuşamadığı kara sevdasına ağladı oda.
Belki on belki on beş dakika ağladık ihtiyacım olan tek şeymiş gibi rahatladığımı hissediyordum. Bir anlık sinirle kalktım ayağa yeter be kader değilmiş işte ne ağlıyoruz. Yine kaderi suçladım kolay olanı seçip bizim hiç suçumuz yokmuş gibi.
Kız gecesi yapalım dedik dert gecesi oldu bizden de farklı bir eğlence çıkmazdı zaten bildiğimiz tek duygu buydu. Biraz iş konuştuk ondan da sıkıldık film izleme fikrini kabul etmem mümkün değil. Saatte yeterince geç olmuştu en iyisi uyumaktı biz biteceğimize gece bitsin. Her şeye rağmen aylar sonra bir arada olmanın mutluluğuyla uyuduk.
Uyandığımda Simay yoktu saate baktığımda neredeyse öğlen oluyordu. Hemen hazırlanıp aynada kendime baktığımda her şeye rağmen güçlü bir kadın olduğumu görüyordum. Eve doğru yola çıktım netice de pazar kahvaltısı geç yapılırdı yetişirim diye umuyordum.
Tahmin ettiğim gibi herkes toplanmıştı tabi ki konumuz kız isteme olmuştu.
“Nişan bir ay sonra öyle karar verdiler” dedi annem.
Sanki beynim durdu oysa mutlu olmam gerekiyordu ailemiz büyüyordu kardeşim sayılırdır Arsen beraber büyüdük biz her şeyi paylaştık. Ama şimdi heyecanlanmam gereken yerde kara bulutlara esir oluyordum.
Hayırlısı olsun diyebildim sadece üç gün daha burada kalacaktım ama gitmek istedim. O zaman ben bu akşam gideyim işlerimi halledip geleyim galiba fazla kalmam gerekecek burada. Hiç itiraz etmedi annem alışık değillerdi zaten son beş yılda toplasan bu kadar kalmamıştım baba ocağımda.
Kahvaltıdan sonra güzel vakitler geçirdik hazırlıklarımı yaptım akşam geri dönecektim.