Şehrin en kalabalık sokağında bir başıma yürüyordum onca kalabalığa rağmen sanki tek başımaydım. Etrafı seyrederken düşündüğüm bir şey vardı. Acaba herkes kalbinde taşıdığının yanına gitse kaç kişi kalırdı burada. Belki de çoğu giderdi sevdiğinin yanına ve bende onlardan biriydim. Oysa kimse gidemiyor olduğu yere ait olmaya çalışıyordu.
Düşüncelerim arasında kaybolurken telefonumun çalmasıyla kendime geldim.
Arayan kişi yüzümü gülümsetmişti. Arsen arıyordu canım kadar sevdiğim kardeşim gibi büyüyen kuzenim.
"Canım" dedim mutlu oluşum sesime yansımıştı.
"Abla" dedi acı dolu sesiyle tüm bedenimi korku kapladı.
"Ne oldu" diyebildim sadece titreyen sesimle
"Canım çok yanıyor" kalbimde bir sızı hissettim canım dediğimin canı yanıyordu ve ben sebebini bilmiyordum.
"Ne oldu!" Tekrarladım sanki tüm kelimeleri unutmuş gibi ne diyeceğimi bilemeden
"Gel ne olursun sana çok ihtiyacım var" sesinden belli oluyordu ağladığı göremiyordum ama hissediyordum.
"Akşama oradayım" deyip kapattım telefonu.
Devran'ı arayıp gitmem gerektiğini birkaç güne döneceğimi haber verdikten sonra biletimi aldım ilk uçakla Trabzon'a gidecektim.
Önce eve gittim yanıma birkaç kıyafet alıp havaalanına doğru yola çıktım.
Hasret kaldığım topraklara kolay kolay gitmezdim memleket bildiğim şehir çok yakmıştı canımı.
İki saat süren yolculuktan sonda Trabzon'a hoş geldiniz sesiyle ufak bir tebessüm oluştu yüzümde. Hoş gelmiş miydim acaba.
Vakit kaybetmeden çıkışa doğru ilerledim bekleyen arabaya yöneldim.
Arabaya biner binmez Arsen'i aradım.
"Neredesin"
"Senin orman evindeyim" ne kadar uzun zaman olmuştu oraya gitmeyeli hatırlamıyorum bile. Kısık sesle açtığım müzik eşliğinde yarım saat sonra varmıştım. Acılarla dolu geçmişimden izler taşıyordu burası. Nefes almakta bile güçlük çekiyordum yıkılmanın sırası değildi tüm gücümü toplayıp kapıyı çaldım.
Kapıyı açar açmaz boynuma sarıldı Arsen. Perişan bir hali vardı ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuştu. Erkekler ağlamaz derler ya seven ağlar kalbi olan ağlar.
"Ne oldu ne bu halin anlat artık"
"Gitti. Ayrıldı beni bıraktı" sesinde acı ve çaresizlik vardı.
"Kim gitti ya kim seni bu hala getiren ne"
"Sevdiğim kadın dedi".
Kız arkadaşı vardı ve benim bundan haberim yoktu neyse takılmam gereken bu değil.
"Sahra beni bırakıp gitti". O an ben de sustum hiç yabancı gelmeyen bu isim umuyordum ki sadece bir benzerlikten ibarettir.
Neden gitti dedim artık benim de sesim titriyordu düşünmek bile beni korkutuyordu yaşaması çok ağır olurdu.
"Abisi yüzünden" dedi. Evet bir abisi vardı tesadüftür dedim koskoca Trabzon'da bir tane Sahra olamazdı sonuçta.
Şu an da ikimizde iyi değildik ve toparlanmam destek olmam gerekiyordu. Sert çıkan sesimle hadi kalk gidiyoruz. Nereye bile sormadan kalktı yüzünü yıkadı derin bir nefes aldı.
Düşünmekten korktuklarımı en çok düşündüğüm yerde bıraktım ve çıktım biliyordum burada kaldığım her an aklıma gelen geçmişime takılı kalırdım.
Hızla arabayı çalıştırıp uzaklaştım oradan.
Eee Bizimkiler nasıl diye sordum
Herkes seni özledi dedi donuk sessizle
Bende onları çok özledim ama galiba sen beni hiç özlemedin
Özlemez olur muyum demesiyle yanağıma kocaman bir öpücük bıraktı tebessüm ederek yeniden camdan dışarıyı izlemeye devam etti.
Gülmek bile istemiyordu ne oldu bu kadar canını yakacak anlamıyordum daha önce de ayrılırdı ama hiç bu hale gelmezdi. Hele ki beni bir kız için arayıp gel demezdi bilirdi mecbur kalmadıkça gelmezdim bu topraklara. Geldiğimden kimsenin haberi yoktu ve bir süre daha olmayacaktı. Yemek yemeye gitmeye karar verdim ve özlediğim lezzete doğru sürdüm arabayı. Hafif bir müzik sesi geliyordu değiştirmek için elimi uzattım. Bırak dedi titreye titreye bırak abla artık bende senin acını hissediyorum.
Bir damla gözyaşı kurtardı kendini gözlerimden o sırada şarkı bile dile gelmiş elbet bir gün sevdiğim sende unutulursun gül diktiğin bahçeye diken sarmış bulursun.
Ağladım yol boyunca ağladım ama tek bir göz yaşı dökmeden öğretmişti yıllar bana içime ağlamayı.
Arabayı park edip İçeriye doğru ilerlerken Rüstem Dayıyla gözle göze geldik.
"Sen nerelerdesin kara kız"
Kara demesinin sebebi beni siyah kıyafetten başka renkle görmemesindendi. Renklerle çok aram yoktu bazen beyaz nadiren kırmızı ama hep siyah tercihimdi.
Geldim işte özledim alabalığını dedim sıcacık gülümsemesine karşılık vererek
"Almayacak mısın beni içeriye"
Gel deli kız gel demesiyle heyecanla ilerledim anılarıma gelmenin mutluluğundan mıdır bilmiyorum ama iyi geldi burası bana geçmişin anısına güldüm kahkaha dolu. Bir zamanlar aşkımıza şahitlik etmiş olan mekân artık dertlerime eşlik ediyordu.
En sevdiğim cam kenarı boştu geçip oturduk. Anlat bakalım neler oluyor dedim duyacaklarıma hazır değil gibi çıktı sesim ama güçlü olmak zorundaydım.
"İki yıl dedi koca iki yıl her şey çok güzeldi ama beni bıraktı ve gitti hiç bi sebep yokken gitti"
İki yıl mı nasıl bilemezdim bunu bu kadar uzak mı kalmıştım sevdiklerimden öfkelendim ama en çok kendime nasıl bilmezdim. Canım dediğimin canı yanmış ve ben iki yıldır mutlu olduğunu bile görmemişim.
"Bir açıklaması vardır hiç kimse sebepsiz gitmez". Desemde iç sesim tesadüf değilse bu isim şaşırmamak gerekir diyordu.
"Hayır dedi söylediği tek şey ailem. Sonra konuşamadık ulaşamadım bir haftadır haber alamıyorum arkadaşları bilmiyor Sahra kayboldu sanki"
Tanıdık mı diye sorsam da kalbim ne olur yabancı olsun diyordu.
Yok dedi ama sen tanıyor musun bilmiyorum turizm ile ilgileniyor abisi
Demesiyle rahat bir nefes almıştım geçmişin geçmeyen izlerini düşünürken.
Sen tanıştın mı ailesiyle
Hayır birlikte olduğumuzu kimse bilmiyordu Sahra istemiyordu okulunun bitmesini bekliyorduk.
Tanışmış olsa hatırlardı diye düşünmüştüm ama tanışmamışlar bile aklıma gelenin başıma gelmesini istemeyerek uzatıyordum sanki soruları mı? Soy ismi ne diye sordum pat diye artık ne olacaksa olsun.
"Sahra Saraçoğlu"
Kalbimde öldürdüğüm aklıma getirmediğim soy isim beni paramparça etti.
"Emin misin Arsen" gerginliğimin farkındaydı ama sebebini bilmiyordu evet dedi sen neden bu kadar şaşırdın.
Bilmiyordu canını yakanın benim canımı paramparça eden adam olduğunu bilmiyordu.
Ailem diyerek bırakıp giden kızın abisi beni yerle bir etmişti bilmiyordu.
Ama bilmesi gerekiyordu oyun muydu bunlar onu da bilmiyordum.
Çünkü dedim soyadını değiştirmiş. Anlamayan şaşkın bakışlarla baktı bana haklı olarak
"Uraz dedim soy ismini değiştirmişti". Kader ağlarını örmeye başlamıştı yıllar geçmişti oysa ama kalbimdeki sızı yeni gibiydi. Takılı kalan gözlerim Rüstem Dayının gelmesiyle son buldu
Yemekler gelmişti bilirdi neyi sevdiğimi unutmazdı o beni yıllarda geçse bilirdi
"Geliyor mu buraya" diye sordum bugüne kadar hiç sormamış hatta bahsetmemiş adını bile anmamıştım ama anladı hemen kimden bahsettiğimi.
"Özel günlerinizde geliyordu ama son iki yıldır gelmiyor artık" dedi. Çok şahitlik etmişti sevdamıza belki de imkânsız aşkımıza.
Geçmişe gittim kısacık bir an ne güzel günlerdi dedim kalbimde bir sızı hissettim konuşmaya gücüm yoktu kavuşursak aşk kavuşmazsak destan oluruz derdim. Destan olduk ama dillere düşmedik kalbimizde öldük.
Sessizliğini bozup merakını gidermek ister gibi ben hiçbir şey anlamadım dedi Arsen.
Ben bile anlam veremiyordum ona nasıl anlatacaktım birkaç saniye düşüp cevap verdim
Birkaç yıl önce tam tarihi hatırlamıyorum yalan söylüyordum saatine kadar hatırlıyordum tarihini saatini evlendi dedim soğuk sesimle sonra ne oldu başına ne geldi bilmiyorum haber almadım ama soy ismini değiştirdiğini biliyorum.
Garip bir his kapladı bedenimi neler olduğunu çözemiyordum anlam veremiyordum tesadüf müydü bunlar yoksa her şey planlı mıydı?
Bir süre sonra Arsen'in telefonu çaldı heyecanla masadan kalktı dışarıya doğru ilerledi.
Anlam vermediğim şeyler oluyordu ama ne oluyordu bir fikrim bile yoktu. Geçmişin geçmeyen izleri vardı hala yüreğimde.
Arsen yanıma geri geldiğinde gözlerinin içi gülüyordu
Beklediğin haber geldi galiba dedim biraz mutlu biraz alay eder gibi
"Sahra benimle görüşmek istiyor ailesiyle konuşmuş ve kabul etmişler" dedi
Merakım giderek artıyordu nasıl oluyor da bir haftadır haber anlamazken ben geldiğim gün arıyor ve ailesi kabul etmiş oluyor. İçimde ki şüpheler giderek büyüyordu ama aşka saygım sonsuzdu.
Hadi git dedim gülümseyerek kopan çiçekler kurumadan yetiş.
Araba demesiyle sözünü keserek anahtarı uzattım alması için
Kocaman bir öpücük kondurdu yanağıma Seni Seviyorum abla dedi heyecandan eli ayağı titriyordu. Unuttuğum duygulardı insan sevince şekilden şekile giriyormuş demek
"Kimseye haber verme orman evinde olacağım bu gece" dedim
Başıyla beni onaylayıp yoluna devam etti.
Akşam vaktiydi kendini toplamadan karşılarına çıkmak istemedim oysa herkesi çok özlemiştim. Biraz daha oturduktan sonra Rüstem dayıyla vedalaştım. Taksi çağırmak istemişti ama yürüyeceğimi söyledim ısrar etmedi. Düşünmeye ihtiyacım vardı neler olduğunu anlamam gerekiyordu. Zihnimden geçen onlarca sorunun hiçbirine cevap bulamadım öylece yürümeye devam ettim.
Neredeyse bir saattir yürüyordum geç olmuştu gidip uyumak istedim "Feza''yı aradım. Çocukluk arkadaşım en iyi dostlarımdan biriydi geldiğimi haber vermediğime kızmış olsa da hemen gelip aldı beni.
Arabaya bindim.
Nereye gidelim demesiyle kendimi topladım derin bir nefes aldım.
Orman evine dedim bu gece orda kalacağım sabah erkenden eve geçer kahvaltıya yetişirim sürpriz yapacağım.
Başıyla onaydı sessizce devam ettik yolumuza. Zifiri karanlıktı etraf tıpkı aklım gibi.
Düşünmemek için kendime bahaneler bulduğum geçmişim inci taneleri gibi bir bir etrafa yayılmış kendini belli etmişti. Alt tarafı geçmiş artık evli ikimizin de farklı hayatları var neyden korkuyordum bu kadar.
Eve geldiğimizde kalbim sızım sızım sızlıyordu ama dik durmak zorunda hissediyordum nedensizce. Orta mı yumuşatmak için bir kahvemizde yok ki içelim dedim. Çünkü iyi biliyordum Feza beni asla kahvesiz bırakmazdı kesinlikle en sevdiğim kahveyi almıştı. Kahvelerimizi hazırlayıp cam kenarına sallanan sandalyelerimize geçtik. Bir süre oturduktan sonra otele geçiyorum diyerek kalktı gidiyordu ki Arsen geldi.
İyi geceler dedim sabah haberleşiriz.
Neler olduğunu çok merak etsem de yüzündeki mutluluğu görünce sormadım kendisi istediğinde anlatırdı.
"Nasılsın bebeğim" dedim
İyiyim demesiyle kollarını iki yana açtı
Sonunda fark etmişti sabah apart topar beni gelmek zorunda bıraktığını
"Özür dilerim aceleci davrandım seni gelmeye mecbur bıraktım" dedi masum bir çocuk gibi
Oysa iyi bilirdi ben ona kıyamazdım ne zaman gel dese gelirdim hiç düşünmeden
Sen iyi ol bana yeter gülümsedim ve göz kırptım. Bu hareketle anlatmak istediğimi çok iyi bilirdi kendimce sorun yok demek istiyordum.
Ama artık uyumam gerekiyor sabah kahvaltıya yetişelim hazır ol dedim
Tamam iyi geceler ablaaaam dedi
Mutlu olduğunu bilmek beni daha çok mutlu ediyordu. Odaya geldim duş almak istesem de hiç halim yoktu üstüme rahat bir şeyler giyip yatağa uzandım. Yorgunluktan başımı yastığa koyar koymaz uyudum. Yarın uzun bir gün olacaktı en iyisi uyumaktı beni en iyi uykuyu sevenler anlardı.
Sabah erkenden uyandım banyoya girip duş aldım. Hazırlanıp odadan çıktım aşağıya indiğimde Arsen beni bekliyordu. Hiç vakit kaybetmeden arabaya bindik eve doğru ilerledik. Kimse konuşmuyordu ya da sesi çıkmıyor kendi kendine konuşuyordu. Aklımdan geçen düşüncelerden hemen kurtulup hasret kaldığım memleketimin ekmeğini almak için fırına uğrayalım dedim.
Fırında durduk ekmeklerimizi aldık
Ve sonunda evimdeyim baba ocağımda. Tahmin ettiğim gibi herkes buradaydı ablamlar yeğenlerim eniştemler. Özlediğim sıcacık aile ortamına kavuşmanın mutluluğuyla yüksek çıkmıştı sesim
Ben geldiiiim diye bağırdım
Herkes şaşkınlıkla bana bakıyor kimse bir şey söylemiyordu
Sessizliği bozan babam olmuştu
Sen neden geldin
İstemiyorsanız giderim dedim yarı ciddi yarı alay eder gibi
Çünkü biliyordum şaşırmıştı beni gördüğüne en iyi o bilirdi o tanırdı kızını çok sevdiği memleketinden kalbine gömdüğü yüzünden uzak kalmıştı.
Annem kollarını açtı küçük bir çocuk gibi heyecanla koştum sarıldım öptüm doya doya
Herkesle sarıldık trip atar gibi sevinmediniz ama toplantıya katılmak zorundaydım o yüzden geldim dedim. Sorun olduğunu düşünmesin rahat olsunlar istedim.
Annem sarıldı gel buraya dedi saçlarımdan öptü en güzel sevgi özlem belirtisiydi.
Keşke dedi hiç gitmesen hep burada kalsan hüzün kaplamıştı sesini oda biliyordu bu topraklardan başka bir yerde ne mutluydum ne de özgürdüm
Belki dedim annem belki
Özlediğim ailem bir aradaydı sohbetler kahkahalar eşliğinde kahvaltımızı bitirdik. Dünyanın en güzel yeğenleriyle güzel vakit geçirmek beni kendime getirmişti.
Kahvelerimizi içmek için ablamlarla balkona yöneldik bu bizim en keyif aldığımız bol dedikodu yaptığımız zamandı
Aysim’a daha fazla kendini tutamadı ne oluyor çabuk anlat sen aniden gelmezsin gelsen de bana haber verirsin dedi
Evet bu doğruydu her şeyi anlatırdım onlara ama bu defa konu ben değildim. Arsen gel dedi geldim dedim birkaç işimiz var halletmemiz gereken
İnanmasalar da inanmış gibi yaptılar
Keyifle geçen zamanın sonuna gelmiştik çünkü artık neler olup bittiğini öğrenmeliydim
Babam Arsen ve eniştemler çay keyfi yaparken annem tabi ki torunlarının yanındaydı
Hadi gidelim dedim bir anda tüm gözler üzerime döndü daha yeni geldin der gibi
İşler beklemez dedim daha buradayım bol bol vakit geçireceğiz bu cümlem biraz ikna etmişti onları.
Arsen'le evden çıktık otele doğru ilerledik.
Aklımda hala o soru vardı Uraz olabilir miydi? Eğer oysa ne yapmam gerekiyordu ne yapmalıyım hiçbir şey düşünemiyorum karar veremiyorum sanki büyük bir çıkmazın içerisindeydim.
Anlat dedim hadi neler oluyor
"Abla" bu ses tonu kalbimden bir parça kopardı sanki
Evet dedim söyle
Haklıymışsın soyadını değiştirmişler dedi.
Kendi söylediğimi şaşkınlıktan unutmuştum kim değiştirmiş soyadını dedim
"Uraz"
Hayır duyduğum doğru olamazdı binlerce kişi arasında onun kız kardeşi ve Arsen olmazdı.
Emin misin dedim
Evet dedi
Araç kiralama ve turizm işi yapmaya başlamış eski soy ismi komik olduğundan öyle tanınmak istememiş ve resmi olarak soy ismini değiştirmiş
Aslında haklıydı bende fazlasıyla dalga geçmiştim soy ismiyle
Peki dedim sabahtan akşama ne değişti
Uraz bizi bilmiyordu
Sözünü kestim ciddi ciddi tavrımı belki eder gibi tıpkı benim gibi dedim
Haklısın ne desen haklısın ama bunu Sahra istedi abisinden korkuyordu bilinmesini istemiyordu. Okulda tanışmıştık ben mezun oldum ama devam ediyordu ailesinin karşı çıkmasından korktuğu için gizledik dedi.
Abisi için bunu düşünmesine saygı duyabilirdim ama bizim için bunu düşünmesi kabul edebileceğim bir şey değildi. Sustum söyleyecek onca şeye rağmen sustum. Haklıydılar belki geçmişin geçmeyen izleri onları da kül etsin istemedim. İnsan sadece nefes almayı bıraktığında ölmez yaşarken de ölür. Bende ölmüş sonra da kalbime gömmüştüm.
Sustum düşündüm ve devam ettim. Yıllar sonra bu ismi ilk defa söylemenin verdiği acıyla sesim titredi.
Uraz izin verdi mi
Evet dedi mahcup çıkmıştı sesi
Sizin adınıza sevindim. Çok mutlu olun
Salondan çıktım odaya gidemezdim gidersem toparlayamazdım.
Orman evine geri döndüm bizimkileri arayarak bu gece burada kalacağımı söyledim ve İçeriye girdim kendimi öyle hissiz öyle yorgun hissediyordum ki camın önündeki sallanan sandalyeye oturup öylece dışarıyı izledim.
Tesadüf müydü tüm olanlar yoksa Uraz biliyor muydu her şeyi. Nasıl cevapsız kaldıysa geçmişte tüm sorular yine cevapsızdı. Nasıl bir girdabın içindeydim bilmiyorum ama kalbim dayanacak gibi değildi. Birkaç gün daha kalmam gerekiyordu gitsem merakta kalırdı herkes sorgularla da uğraşamazdım en iyisi uyumak. Uyursam gece biter uyumazsam ben biterim.