İçeriğe geç

Çocukluğa Verilen Yemin

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Çocukluğa Verilen Yemin

Bölüm 1

Giriş

GİRİŞ

​O Ağustos sabahında sadece bir çocuktu Göktuğ. Her şeyden habersiz, masum, mutlu ve ailesine bağlı bir çocuktu. O masum çocuğun ailesi de bir o kadar masumdu. Hak etmezlerdi; o gece kana bulanmayı. Hak etmedi Göktuğ; o gece kendini kurtarırken, ailesini kanlar içinde görmeyi...

​O, on altı ağustos sabahı; her şey normaldi. Üstün ailesi normal bir kahvaltı ediyorlardı. Oğuz Bey şakalarıyla onları güldürüyor, Nare Hanım da kocasının şakalarını dinlerken bir yandan da onun çayını dolduruyordu. On bir yaşındaki Göktuğ ise; babasının şakalarına gülmekten yemeğini yiyemiyordu. Her şey normaldi, eğlenceliydi. En önemlisi mutlulardı. Son mutluluk saniyeleriydi.

​"Baba, yeter," diyordu Göktuğ, babası onu çok güldürdüğü için yemeğini yiyemiyordu. Aslında babası o kadar da komik şakalar yapmıyordu ama çocuktu Göktuğ. Gülmeyecekti de ne yapacaktı? Zaten bugünden sonra onu güldüren bir babası olmayacaktı.

​Güzel güzel eğlenirlerken kapıyı birileri birkaç kez çalmaya başladı. Nare Hanım çaydanlığı masaya bıraktı. Kapıyı açmaya gidecekti ama kapıdaki kişiler bu sefer yumruklamaya başladı.

​Oğuz Bey, karısına, "Nare dur, ben bakarım." dedi. Her zaman korurdu ailesini. Kendinden önce onları düşünürdü. Hep ilk kendisinin ölmesini isterdi çünkü ailesinin ölüm haberini alacak kadar güçlü değildi. Bugün de istediği olacaktı.

​O kapıyı açtı. Kapıdan giren adamların yüzünde siyah siyah maskeler vardı, üstlerinde siyah takım elbiseler vardı. Göktuğ ve Nare Hanım salonun kapısından onları izliyorlardı. Nare Hanım korkarken, Göktuğ bilmiyordu. Göktuğ adamları saydı: on altı kişi. Hepsini tek tek inceledi ama maskeler yüzünden fazla inceleyemiyordu.

​Derken adamlardan en iri olanı cebinden çıkarttığı silahla hiç beklemeden Oğuz Bey'in kalbiyle böbreği arasında bir yere ateş etti. Nare Hanım'dan bir çığlık koptu. Göktuğ ise babasını yere düşerken görünce tepki veremedi. Anlamıyordu çünkü. Ne oluyordu burada? Bu adamlar kimdi? Babası neden yere yatmıştı bir anda? Uykusu mu gelmişti? En önemlisi, babasının gömleğine bulaşan o kırmızı şey de neyin nesiydi?

​Oğuz Bey artık yerdeydi, bakışları karısında ve oğlundaydı. Ölürken bile onları düşünüyordu. Onların ölüm haberini almayacaktı ama onları koruyamayacaktı da. Ölüyordu ve karısı ile çocuğu da ölmek üzerelerdi. Son gücüyle karısını uyardı: "Kaçın Nare! Öleceksiniz, koşun." Nefesi gitgide tükeniyordu.

​Nare Hanım adamlar peşinden gelirken oğlunu kucağına alıp koşmaya başladı. Uzun, çiçekli elbisesiyle hayatını kurtarmak için koşuyordu. Bir kadının en çaresiz hissettiği anlardan biriydi bu: ölmekten kaçmak. Göktuğ annesinin boynuna daha da sıkı sarılırken arkadan onlara yetişmek üzere olan adamlara baktı. Kovalamaca mı oynuyorlardı?

​Nare Hanım onun odasına girdiklerinde kapıyı kilitledi. Adamlar kapıyı kırmaya çalışırken Göktuğ'u dolaba sakladı. "Sakın sesini çıkarma, tamam mı oğlum?" dediğinde onun üzerine kıyafetleri örtmeye çalışıyordu. Göktuğ başını salladı.

​Nare Hanım dolabın kapağını kapatıp dolaptan uzaklaştı. Pencereyi açtı, adamlar çocuğun kaçtığını düşünsünler diye. Zaten fazla yüksekte değillerdi, ayrıca yerde de çimler vardı. Ama Nare Hanım kaçamazdı, öleceğini biliyordu. Ölmeye de hazırdı. Gözlerinden yaşlar süzülürken gözleri dolaba kaydı. Oğlunu bir daha göremeyeceği için o kadar üzülüyordu ki...

​Adamlar kapıyı kırıp içeri girdiklerinde bakışlarını hemen dolaptan çekmişti. Tek odağı kocasını öldüren o cani adamlardı. Bakışlarında hem korku hem de nefret vardı. Ve tabii ki öfke.

​Kumral bir adam ona yaklaştı ve cebindeki silahı alnına doğru doğrulttu. Nare Hanım hemen gözlerini yumdu, gözlerinden yaşlar akmaya devam ediyordu. Adam tetiği çektiğinde hiç açılmamak üzere kapandı gözleri.

​Cansız bedeni, az önce o koşan kendisi değilmiş gibi yere düştüğünde Göktuğ bunları dolabın deliğinden izliyordu. Küçücük ellerini ağzına götürüp sesini çıkarmamaya çalıştı. Anlamıştı, o kırmızı şeylerin kan olduğunu anlamıştı. O katilinden veya katillerinden intikam almadan gitmeyecekti bu dünyadan. Yemin etmişti bir kere.

​Birçok katil, küçük çocukların hemen unutacağını ve hatırlamayacağını düşünürler. Ama çok yanılıyorlar. Gün gelecek o çocuklar büyüyecek ve unutmayacak. Çocukken kırılan her çocuğun kalbi büyünce parçalarını etrafa saçacak ve kimsenin onu suçlamasına izin vermeyecek. Çünkü o parçaları bizzat o yetişkinler kendilerine sapladılar.

​Unutmayın ebeveyn görünümlü katiller: Çocuklar büyüyecek ve hayır, unutmayacaklar. Her şeyi hatırlayacaklar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.