İçeriğe geç

CİNAYETİN KÜLLERİ

Bölüm 1 · 3 dk okuma

CİNAYETİN KÜLLERİ

Bölüm 1

1. Bölüm~Rüzgarın getirdiği Küller

"Ya ölecektim yada öldürecektim ve ben öldürmeyi seçtim"

İngiltere; hayatımın dönüm noktası olacak o ülkeye sonunda gelmiştim. Çok garipti herkes, normalde Türkler pantolon,etek falan giyerken ingilizler şatafatlı elbiseler giymişti, insanlar bir yerlere yetişmeye çalışıyor gibi yoğun bir kalabalık vardı sokakta.

Ben ise elinde valizim tren istasyonunda yüzümde garip bir sırıtışla etrafı izliyordum. Yürümeye başlamıştım ki birinin bana çarpmasıyla sendeledim.

Yere düşmekten son anda kurtulmuştum. Yanıma gelip benden özür diledi,kafamı salladım sorun yok anlamında sonra arkasını döndü ve bana bir daha bakmadan gitti.

Kalacağım pansiyona doğru yola çıktım. Bir taksi çevirip gideceğim pansiyonu tarif ettim. Aslında ingilterede okumak gibi bir düşüncem yoktu,ingilizcemi geliştirip küçük çocuklara ders veriyordum. Ders verdiğim çocuğun ailesinden biri bana "ingilterede bir tanıdığımın çok iyi bir okulu var eğer ki ilgilenirsen numarası şuradaki kağıtta yazıyor üniversiteni orada tamamlayabilirsin" demişti,biraz değişikliğe ihtiyacım olduğunu düşündüğüm için kabul etmiştim. Taksicinin seslenmesi ile düşüncelerim bölündü hemen taksi parasını verdim.

Valizimi alıp pansiyona doğru ilerledim. Pansiyona girdiğim sırada pansiyonun bahçesinde çıt yoktu. Biraz bakındığım sırada neredeyse öğrencilerin hepsi sessizce kitap okuyordu. Yavaş yavaş içeriye girdiğim sırada valizimin tekerleğinin çıkardığı sesler dikkatlerini çekmiş gibi hepsi aynı anda kafasını kaldırıp bana döndü,ben içeriye giresiye kadarda gözlerini üzerimden ayırmadılar.

İçeride resepsiyona gidip yöneticinin orasını sordum. Başıyla ileriyi işaret edip işlerine geri döndü. Bende İşaret ettiği yere doğru yürüdüm, kapıyı çalıp içeriye girdim. Müdür, resepsiyon ve öğrencilerin aksine güleryüzlüydü. "Bayan kara", soyismi öyle bir aksanla söylüyordu ki, çok garipti. Kafamı sallayıp onayladım. Hemen masanın başına geçti, birkaç evrak uzattı ve şartları okuyarak ilerliyordum. 'Okuldan çıkmak yasak, izinler sınırlı, ihtiyaçlar okul tarafından ödenecek' gibi koşullar vardı.

'Telefonla görüşme ayda bir defa sırası geldiğinde olacak' gibisinden şartlar beni biraz şaşırtsa da, "sadece 2 sene" diye düşünerek evrakları imzaladım.

Müdür elini uzattı, ben de sıkıca sıkıştım. Resepsiyondan odamı öğrendim, çıkıp eşyalarımı yerleştirdim. Akşam yemeğine doğru bir görevli siyah bir kutuyla geldi. Kutuyu masama bıraktı, telefonumu alıp odadan çıktı. Kutuya doğru ilerledim, açmak ve açmamak arasında kalmıştım, ama sonuçta odama bırakılmıştı.

İçini açtığımda, okuduğum bölüm dışında ilgilendiğim alanları ile ilgili eşyalar buldum. Fotoğraf makinesi, MP3 çalar, kulaklık, okuma kitapları falan vardı kutuyu geri kapatıp giyinme dolabının üzerine yerleştirdim.

Yemek saati yaklaşınca üzerime odaya gelen formaları giydim, aşağıya indim. Öğrenciler robot gibi aşağıya iniyordu, duygusuz bir atmosfer vardı. Yemekhaneye geçtiğimde bir kızın heyecanla bir çocuğa bir şeyler söylediğini gördüm.

İlk defa bir duygu yaşayan kişiyi görüyordum, bu görüntü içimi ısıttı. Yavaşça gülümsedim, yemek tepsisini aldım ve sıra ilerledi. Püre gibi bir şeyi tabağıma bıraktılar, diğer yemek bölümlerine garip şeyler koyup yanına içecek olarak yeşil bir sıvı eklediler. Masaya oturup etrafıma baktığımda, heyecanla çocuğa bir şeyler anlatan kız karşıma oturdu.

Fransız aksanıyla "Buradaki yemekler hep böyledir,haftada bir defa güzel yemek çıkar buna alışman gerekiyor" dedi. Kafamı sallayıp onayladım, elini uzattı ve " lilith ben" uzattığı elini tuttum "Ilgaz bende" gülümsedi eşini kendine çekti,yemeğini yemeye başladı,aç kalıp ölmemek için yemeği yemeye zorladım yarısında dayanamayıp oradaki atık kutusuna boşalttım.

sonra odama doğru yol aldım. Odama girdiğim sırada siyah kutuyu aldım, içinden rastgele bir kitap çıkarıp kutuyu aynı yerine koydum. Yatağa oturup kitap okumaya başladım...

***

Saatler geçmişti, kitaba başlayalı daha uzun sayfalar vardı; fakat yatma saati yaklaştığı için kitabı kapatıp diş fırçamı ve macunumu alıp odadan çıktım. Herkes sırayla lavaboya girip çıkıyorlardı. Sıra bana geldiği sırada diş macununu fırçaya sıktım. Tam macunu suyla ıslatmak için suyu açmıştım ki musluktan su yerine kırmızı bir sıvı çıkıyordu, kana benziyordu. Hemen o anki korku ile suyu kapattım. Daha sonra tekrar açtığımda suyun normal bir şekilde aktığını gördüm; sadece göz yanılması olduğunu düşünüp dişlerimi fırçalayıp çıktım.

Odama geri döndüm, yatağıma yerleştim ve bu sırada bugün olanları düşündüm. Öğrencilerin garip bakışları, yemek, kırmızı kana benzeyen sıvı... Her şey çok garip geliyordu. Ben bunları düşünürken dışarıdan gelen kürek sesleri dikkatimi çekti. Yataktan kalkıp pencereden dışarıya baktım, fakat tek gördüğüm şey kararan hava oldu. Yatağıma geri dönüp düşüncelerimi bir kenara bırakıp uyumaya çalıştım. En sonunda kendimi uykunun kollarına bıraktım."

Merhabalar güzel okumalar dilerim

~Gizem Çorlu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.