"Ben anladım. Leonard her kim ise adaletin cezalandırmadığı insanları öldürüyor."
"Bunu bende anladım Zack. Ama bu insanlara nereden ulaşıyor, nasıl böyle iz bırakmadan öldürüyor ve bunu neden yapıyor?"
Zack düşünceli bir şekilde bana bakıp derin bir iç çekti. Beatrix yetiştirme yurdunda büyüyen birey olduğu için motelden tam anlamıyla ipucu alamamıştık. Öğrendiğimiz iki şey vardı; birisi kimse tarafından sevilmediğiydi. İkincisi ise çocukları pazarlamasıydı. Zaten ikinci ipucu bizi istediğimiz sonuca ulaştırmaya yaklaştırmıştı.
Leonard'a nasıl ulaşacağımızı bilmiyordum. Ama şundan emindim ki her cinayet beni ona bir adım daha yaklaştırıyordu. Evet, Beatrix'in cinayeti elbette bizi ona bir tık uzaklaştırsa da biliyorum ki onun bana o defteri göndermesinin bir anlamı vardı. Yoksa daha fazlasını işlemiş olsa da defteri neden sadece beş cinayette bırakmıştı ki?
Zack'le beraber arabaya binip yeniden eve dönmek için yola koyulmuştuk. Uzun bir yolculuk olacaktı ama düşüncelerimiz eminim ki bu yolu çekilebilir hale getirecekti.
"Söyle bakalım, Anna Motel'i nereden biliyorsun?" diye sordum yola odaklanmış bir şekilde. Zack önündeki aşırdığı cipsi bırakıp bana döndü ve iç çekti. "Annem... Sürekli bu otelde kalırdı. Ben 18 yaşına girdiğimde tamamen burada kalmaya başlamıştı."
Söyledikleri şaşırmama sebep olmuştu. Bir insan neden çocuğunun asıl ihtiyacı olduğu dönemde onu bu şekilde bırakırdı ki? İnsanları bazen cidden anlayamıyordum. Evet kendimi onların yerine çoğu zaman koymaya çalışmıştım ama hiçbir zaman anlayamamıştım.
"Neden böyle bir şey yaptı?" Zack soruma bir süre cevap vermeyince kısa süreliğine ona dönüp tekrar önüme döndüm. "Özel değilse tabi."
"Yok hayır. Özel ama sana anlatmamda bir sorun yok patron." dediğinde memnuniyetle gülümsedim. "Annem hayat kadınlığı yapıyordu ve bu motelde rahatça iş bulabiliyordu. Bazen babamın gerçekten babam olup olmadığını bile düşünmüşümdür."
Ah! O kadına içimden ne kadar küfür varsa etmişimdir sanırım. Zack'e o kadar üzülmüştüm ki araba kullanıyor olmasaydım sıkıca sarılırdım. Bazen babamın gerçek babam olup olmadığını düşünmüşümdür... Bu çok ağır bir cümleydi.
"Önemli olan senin kim olduğun Zack." Bunu kesinlikle onu teselli etmek için söylememiştim. O gerçekten iyi bir insandı ve onunla çalıştığım için mutluydum.
"Teşekkürler patron. Yirmili yaşlarımda bu konuyu ağzıma bile almazdım ama şu an yolun yarısını geçtim. Annemin hatası beni ilgilendirmez."
"Böyle düşünmen beni gururlandırdı. O zaman bende sana bir şey anlatacağım." dediğimde merakla bana döndüğünü hissetmiştim. Derin bir nefes alıp boğazımı temizledim. Anılarım gözümün önünde canlanınca istemsiz gülümsedim.
"Sanırım yirmili yaşlarımın sonuydu. Hani gelirken hiç özel hayatımla ilgilenmediğimden bahsetmiştin ya, o zaman gençliğin verdiği acemilikle bir adamdan hoşlanmaya başlamıştım. Aşk asla diyemem çünkü o çok ağır bir terim." Zack'e dönüp baktığımda söylediklerim karşısında şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Işık gibi parlayan gözlerinin üzerine hafif karanlık çökmüştü.
"Neden şaşkınsın?" dedim gülerek. Başını sağa sola sallayıp kendine gelmek için kısa bir zaman tanıdı. "Bunu duymak şaşırtıcı patron."
"Öyle." diye mırıldandım. Bende o zaman kendime şaşırmıştım. "Hayatımı deli dolu yaşamak istiyordum ama bunu bir adama bağlı bir şekilde yapmak istemiyordum. O zaman bu olay vardı ama bu kadar üstünde durmuyorduk. Her mesai bitiminde bahsettiğim adamla görüşür takılırdık."
"Adam mı?!" diye şaşkınca konuşunca Zack kahkaha attım. "Bir kadın mı olacaktı Zack! Tanrım! Hayatında birisi olmayan insanlar hakkında insanlar neden hep böyle düşünür?!" dedim isyankâr bir şekilde.
"Üzgünüm patron. Söylediklerin beni şaşırttığı için öyle tepki verdim."
"Çok uzatmayacağım. Bana evlenme teklifi etmişti ve bende kabul etmiştim. Çünkü sevgiliyken beni asla kısıtlamıyordu. Ama nişanlılık sürecimizde her şeye karışmaya başladı. Buna iş çıkış saatlerim de dahildi. En sonunda bana ya ben ya işin deyince kararımı vermiştim."
"İşini seçtin!" diye heyecanla bağırdı Zack. Gülümseyip başımı yukarı aşağı salladım. "Elbette işimi seçecektim. O adam gibi binlercesiyle karşılaşabilirim ama böyle bir iş bir daha bulamayabilirim."
"Hayata bakış açın mükemmel patron!" dedi kahkaha atarak. Yeniden gülümsedim. "Bir süre sonra yalnız olmaya alışıyorsun." diye dile getirdim düşüncelerimi.
"Elbette patron ama yaşlandığın zaman sabahtan akşama kadar evde yalnız başına kalmak sıkıcı olacaktır." Zack'in içten sözleri durgunlaşmama sebep olmuştu. Haklıydı ancak hayat o kadar güvenilmezdi ki zaten yüzde beş olan güven duygumu kaybetmeme gerek yoktu.
"O zaman huzur evine yerleşirim." deyip ona göz kırptım ve güldüm. Bakışları kısa süre bende kalınca gözlerimi kaçırıp trafik ışıklarında durmak zorunda kalmıştım. "Seni birinin yalnız bırakacağını sanmıyorum."
Sözlerindeki ciddiyet tüylerimi ürpertmişti. Ona dönüp ciddi yüz ifadesine kaşlarım çatık bir şekilde baktım. Zaten şu aralar açık sözlülüğü ve hareketleri beni cidden korkutuyordu.
"Yaşını asla göstermiyorsun. Yüzüne bakıldığı zaman içine çeken bir gösterişin var. Ve ciddi duruşun her zaman ilgi çekici oluyor."
Boğazımı olabildiğince sesli bir şekilde temizleyip önüme döndüm ve bir türlü yeşil yanmayan ışığa içimden lanetler okudum. Zack'in sözleri tüylerimi ürpertmişti. Özellikle kurduğu cümlelerde patron kelimesini kullanmayışı bile ürkütücüydü.
"Döndüğümüzde ilk işim sonraki cinayete bakmak olacak." dedim konuyu dağıtmak amaçlı. "Hayatımıza sence de eğlence gelmedi mi?" deyip Zack'e baktım. Dikkatle yalnızca bana bakıyordu, dalmış gibiydi. "Zack!"
"Üzgünüm patron, dalmışım."
"Fark ettim." dedim ciddiyetle. Mahcup bir şekilde bana baktığında önüme döndüm. "Biraz uyu istersen. İyi gelecektir."
Eve geri döndüğümüzde o kadar yorgundum ki yayları artık batmaya başlayan koltuğa kendimi atmıştım. Zack yol boyunca uyuduğu için keyifli görünüyordu. Telefonunun çalmasıyla hem telefonla konuşmak için hem de kahve yapmak için mutfağa geçti. Amerikan mutfakta kahveyi hazırlarken telefonda konuşmasını izledim.
"Tanrım! Bu gece nerede kalacağımı düşünüyorsun Daniel?!"
Bakışlarımı ondan çevirip biraz dinlendiğimi hissettiğimde odama geçip üzerime rahat bir şeyler giydim ve Cinayet Galerisi'ni alıp salona geçtim. Zack kahveleri yapmış orta sehpanın üzerine koymuştu. Canı sıkkın görünüyordu.
"Bir sorun mu var Zack?"
"Çok önemli değil patron."
"Yüzünden belli." dediğimde isteksiz bir gülüş sergiledi. "Kahrolası Daniel bu gece evimde kalmak istiyor ve kız arkadaşına söz vermiş."
"Otelde kalırsın Zack, çok dert etme." dedim gülerek. Dudaklarını birbirine bastırdı, "Annem olayı yüzünden otel veya motelde kalmama yemini etmiştim."
"Huh!" deyip elimle alnımı kaşıdım. Bunu her ne kadar yapmak istemesem de çalışma arkadaşımı yarı yolda bırakamazdım. "İstersen burada kalabilirsin. Köşede misafir odam var." deyip baş parmağımla arkamda kalan odayı gösterdim.
"Seni rahatsız etmek istemem patron." dedi mahcup bir şekilde. Yorgun görünüyordu, sanırım bu saatte de yorgun bir şekilde gitmesine gönlüm razı olmayacaktı.
Gözümü devirdim. "Sabaha kadar gitar çalmayacaksın ya Zack. Altı üstü bir gece orada uyuyacaksın."
Zack sözlerime gülüp başını salladı. "Minnettarım patron. Çok teşekkür ederim."
"Teşekkürü bir sonraki cinayeti çözdüğümüzde edersin." deyip defteri önüne doğru itekledim. Kahve bardağımı önüme çekip ona doğru biraz daha yaklaştım. "Aç bakalım sonraki cinayet kimmiş."
Axel Cole.
"Cole soyadı bana çok tanıdık geliyor." diye mırıldandım. "Şu Sam Benny'i öldüren adamın adı neydi?" diye sordu Zack bana karşılık.
"Jeremy." dediğimde Zack heyecanla ayağa kalktı. "Jeremy Cole!"
"Ah Zack! Evet, Jeremy Cole. Sence aralarında bir bağ var mıdır?" diye sordum ona bakarak. Omuzlarını bilmiyorum anlamında indirip kaldırdığında başımı sallayıp laptopumu odadan getirmek için hareketlenmiştim.
Zack sehpada laptopa yer açtıktan sonra Axel Cole hakkında araştırma yapmaya başlamıştık. Başarılı ve ünlü bir iş adamıydı. Cinayeti hatırlamaya başlamıştım. O zaman çözülemeyen cinayet olarak dosya açıkta kalmıştı.
"Sanırım Leonard'ın apaçık işlediği tek cinayetti." dedim Zack'e bakarak.
"Nasıl yani?"
"Adamın öldürüldüğü bariz ortadaydı ancak hiçbir şekilde iz bulamamıştık. Şimdiki teknoloji o zamanlarda olsaydı ne olurdu düşünemiyorum." dedim düşünceli bir şekilde. Zack laptopu önümden çekip birkaç sayfaya girdikten sonra tekrar bana döndürdü.
"Bak patron! Adam oğlunu ona layık olmadığı için evlatlıktan reddetmiş."
"Zavallı Jeremy." diye mırıldandım. Hayatın iki yüzlü olması çok acınasıydı.
"Pekâlâ! Ben çok yorgunum. Sen istediğin zaman uyuyabilirsin Zack. İyi geceler."
Ayağa kalkıp odama gideceğim sırada Zack'in bana seslenmesiyle duraksadım. "Biraz televizyon izlesem sorun olur mu?"
"Çok ses yapmadığın sürece istediğini yapabilirsin."
"Patron! Patron!" Zack'in sesiyle gözlerimi hışımla açıp yataktan fırlamıştım. Kapıyı açıp kapının dibinde duran Zack'e baktım. "Tanrı aşkına ne oldu Zack?!"
"Sana bir mektup geldi. Postacı önemli olduğunu söyledi."
Kaşlarımı çatıp gözlerimi ovuşturdum ve Zack'in elindeki mektubu aldım. Salona geçip koltuğa oturduktan sonra merakla mektubun arkasına baktım ve yırtarak açtım. Saman rengindeki kâğıtta daktiloyla yazılmış yazıları okumaya başladım.
"Bu mektubu yazmak için yıllardır bekliyorum Ivy. Bir ara artık benimle ilgilenmeyeceğini düşünmüştüm. Ama tahmin ettiğim gibi sen çok inatçı ve güçlü bir kadınsın. Evet, bana yaklaştın. Bu beni mutlu ediyor. Cinayetleri neden işlediğimi az çok anlamışsındır.
Sana bir ipucu vereyim ajan. O insanları ben seçmedim. Her zaman onlar bana geldiler ve sonlarını kendileri hazırladılar. Sen şimdi hayatın asıl başladığı noktadasın. Şu an ele aldığın ölüm diğerlerinden ilişkisiz, bu da ipucun olsun. O adamı öldürmek istememiştim ancak hayat işte. Bize istemediğimiz şeyleri yaptırabiliyor.
Yanındaki adam, Zack'ti sanırım adı. Yakıştırdım sizi. Beraber altından kalkamayacağınız iş yok bence. Ben her zaman buradayım Ivy gözünün önünde ama sen beni asla görmedin. Sana o defteri gönderdiğimde bile beni bir süre sonra göz ardı ettin.
Madem bana bu kadar yaklaştın bul artık beni. Hayatın işkencesi yormaya başladı. Sevdiğim kadının ihaneti ve ölümü artık beni canlı canlı öldürmeye başladı ve bunu hiçbir iyilik kapatamıyor.
Seni neden seçtiğimi de soracaksın kesin. Bunun cevabını seninle yüz yüze geldiğimizde vereceğim. Bana ulaştığında benimle bir kahve içersin umarım. Zekasıyla övündüğün adamı dinlemek için bir şans verirsin diye düşünüyorum.
Yakın zamanda görüşmek dileğiyle. Kendine iyi bak Ivy. Zack'e selamlarımı ilet. Son günlerde sana olan bakışlarını gördüm ve sende bunun farkındasın. Göz ardı etme, bir dost tavsiyesi olarak gör bunu."